Bayram değil seyran değil...

İran'da dün 4 ay önce öldürülen Ali Hamaney'in cenaze töreni vardı. Anlaşılan o ki ortalığın durulmasını, ateşkesi beklediler.
Ne var ki barış pamuk ipliğine bağlı. New York Times'ın çok tartışılan haberi bunu teyit eder nitelikte.
Gazetenin özel haberinden öğreniyoruz ki, İsrail, İran'la barış görüşmeleri sürerken Tahran'ın iki önemli ismini hedef almış. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'yi taşıyan uçak Pakistan'dan dönerken tehlike çanları çalmış.
Nisan ayı. Ateşkes yeni ilan edilmiş, ABD arabuluculuğunda hassas müzakereler devam ediyor. Uçakta İran heyeti var. İran güvenlik birimleri istihbarat alıyor. İsrail jetleri Irak sınırından yaklaşmış, koordinatlar belirlenmiş. Pilot acil Meşhed'e iniş yapıyor. Heyet sekiz saatlik yorucu bir kara yolculuğuyla Tahran'a ulaşıyor. Ölümden dönüyorlar.
Washington paniğe kapılıyor. Çünkü o dönemde Trump yönetimi Hürmüz Boğazı'nın açılması, nükleer başlıkların sınırlanması gibi konuları masada tutmaya çalışıyor. Bir suikast olursa her şey biter. ABD bu yüzden hem Tel Aviv'e "Dur" diyor hem de arabulucular üzerinden Tahran'ı uyarıyor. İranlılara "Dikkat edin, hedeftesiniz" mesajı gidiyor.
Olay, iki müttefik arasındaki görüş ayrılığını da net gösteriyor. İsrail için savaşın başından beri hedef belli. İran yönetimini zayıflatmak, vekil güçleri dağıtmak, füze kapasitesini vurmak. Kalibaf ve Erakçi gibi isimler de o listede. Ama ABD masaya oturunca, "Şimdi vurursanız kimseyle konuşamayız" diyor.
İlginç olan, tüm bu riske rağmen İran heyeti görüşmeleri bırakmıyor. Katar'da, İsviçre'de Amerikalı yetkililerle bir araya geliyorlar. Kalibaf ve Erakçi masada kilit rol oynuyor.