Barzaniler 'Birleşik Kürdistan' ister mi - MELİH ALTINOK

Mesut Barzani'nin Cizre ziyaretinde kendisine eşlik eden bordo bereli peşmergeler hâlâ tartışılıyor.
İmralı'yla yürütülen süreç konusunda ikiye bölünmüş görünen siyaset, bu konuda hemfikir. Muhalefet "İkinci Habur" göndermeleri yaparken, iktidar ise görüntülerle ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyuruyor.
Herkes sanki aradığı malzemeyi bulmuş gibi. DEM Parti de tartışmaya, "Cizre'deki etkinliğe Barzani çağrıldı, bize neden davet gelmedi" sitemiyle dâhil oluyor.
Tartışma yüzeyde bir protokol krizi gibi görünse de Barzanilere yönelen eleştirilerin tonu, meselenin daha derin olduğunu düşündürüyor.
35 YILLIK DOSTLUK
Irak'ın kuzeyindeki yönetim 1990'ların başında ABD tarafından kuruldu. Washington, Barzanileri hem yeni Irak düzeninde hem de Bağdat'ın hamisi İran'a karşı bölgede bir denge unsuru olarak kullanmayı planlıyordu.
Ankara o dönem de Irak'ın toprak bütünlüğünü savunuyordu; ancak sahadaki fiili duruma göre yeni bir pozisyon aldı. Barzani yönetimini, Kuzey Irak'taki PKK varlığını sınırlayabilecek bir güç olarak gördüğü için plana dâhil oldu.
Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel'in Başbakan, Erdal İnönü'nün ise hükümet ortağı olduğu 1992 yılında, PKK çizgisine yakın duran Celal Talabani ile birlikte Mesut Barzani'ye kırmızı Türk pasaportu verildi. İyi de yapıldı.
O günden bu yana Barzani yönetimi, Türkiye ile dostane ilişkilerini sürdürdü. Araya kan girmedi. 2017'deki bağımsızlık referandumu krizinde bile ipler tamamen kopmadı. Dahası Barzaniler, bölgedeki hiçbir unsurdan olmadığı kadar PKK'ya mesafeliler.
NEDEN MACERAYA GİRSİNLER