Eskiden evlerimize kapatılıp sayılırdık. Üniversite öğrencisiyken biz de bu sayımlara katılır, yolumuzu bulurduk.
Şimdi anlık olarak nüfus sayımıza ulaşabiliyoruz. TÜİK dün de Türkiye'nin 2023 yılına ait nüfus verilerini paylaştı. Buna göre nüfusumuz 2023'te bir önceki yıla göre 92 bin 824 kişi artarak 85 milyon 372 bin 377 oldu.
Geçen yıla göre yüzde 0.1 artmış.
1927'de nüfusumuz 13 milyon 700 bindi.
Sayımızın 27 milyon 700 bine çıktığı 1960'a kadar yıllık nüfus artış oranımız da yüzde 3'e yakın.
Bu dönemden sonra devletin resmi politikası "nüfus planlaması" adı altında sayımızın azaltılması oluyor. 27 Mayıs darbesinden sonra olduğu gibi, 12 Eylül'ün ardından da nüfus artışını engellemeye yönelik yasal tedbirler alınıyor. Generallerin tavsiyesiyle evlilik yaşı yükseltiliyor, bölgede halka doğum kontrol uygulamaları dayatılıyor, vs.
Ama nafile...
Bir dönem tek çocuktan başkasına izin vermeyen Çin gibi, Türkiye'deki muktedirler de hayatın doğal akışına set çekemiyor. Zira 67 milyon 800 bine ulaştığımız 2000'e kadar yıllık nüfus artış oranımız yine yüzde 3'e yakın.
Ancak milenyumla birlikte nüfus artış oranımız dramatik şekilde düşüyor. Ve derken yüzde 1'lerden eksiye doğru tehlike çanlarının çaldığı bugünlere geliyoruz.
Bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değil elbette. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin ortak sorunu. Yabancılarla ayakta duran Almanya son olarak boşuna 1 milyon mülteciyi bedavaya vatandaşlığa almıyor. İngiltere'ye Hint kökenli bir başbakanın seçilmesi şaşırtıcı değil...
Türkiye'ye dönersek, gözlemlediğim kadarıyla bizde AK Partili seçmenin daha çok çocuğu var. CHP'liler daha az çocuk sahibi.
Bunda "3 çocuk tavsiyesini" son dönemlerde 4'e çıkaran Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın payı nedir bilmiyorum.
Öyleyse ülke için fena, CHP için daha fena... Seçmenleri azalıyor sonuçta.
Kendilerine "Ata'mız en 6 çocuk istiyordu" desek acaba faydası olur mu
Evet, Atatürk'lü yıllarda 6 veya daha fazla çocuk sahibi olan annelere para veya madalya ödülü veriliyor, çok çocuklu ailelere hazineye ait topraklardan dağıtılıyor, yol vergisinden muaf tutuluyorlardı.
İkna olmadınız mı
YİNE ÇAĞLAYAN ADLİYESİ
İçişleri Bakanlığı, İstanbul Çağlayan Adliyesi önündeki polis noktasına saldırı düzenleyen 2 DHKP-C'linin ölü olarak ele geçirildiğini açıkladı. Terör saldırısında yoldan geçen bir vatandaş hayatını kaybetti. 2 polis de yaralı.
15 Temmuz darbe girişimine giden süreçte aynı adliyede Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit etmişlerdi.
Bu soğuk savaş örgütünü devralan devlet, tedhiş eylemlerinin modasının geçtiğini görmüyor mu
Baksanıza, o zaman katillere bahane arayan, güzellemeler düzen gazeteciler, siyasiler bile bu kez katillerin yanında duramıyorlar. Milletin canını yakarak, insanları ölüme göndererek hiçbir şey kazanamayacaksınız.