Üstadın İzinde Camiler
Nasrullah Camii, Kastamonu'nun Osmanlı döneminden kalma en büyük camiidir. Şehir merkezinde yer alır. II. Bayezid döneminde 1506 yılında Nasrullah Kadı tarafından yaptırılmıştır. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'yu dolaşarak Kurtuluş Savaşı'na destek toplayan millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy, Nasrullah Camii'nde de vaazlar vermiş ve aynı zamanda İstiklâl Marşı'nı TBMM'deki kabulünden önce ilk defa burada okumuştur.
Bediüzzaman Hazretleri 1936 yılında Kastamonu'ya sürgün edilmiş, gözaltında sekiz yıla yakın mecburî ikamete tabî tutulmuştu. Bu dönemde, Bediüzzaman'ın evine yakın olan Nasrullah Camii, Nur talebeleri için de anlamlı bir merkez hâline gelmişti.
Şadırvandaki çaycı
Bir gün Bediüzzaman Hazretleri Nasrullah Camiine gittiğinde, şadırvandaki çaycı onu görür ve içinde bir yakınlık hisseder. Onun kılık kıyafetinden, hâlinden etkilenip yanına yaklaşıp selâm verir. Üstad selâmını alır ancak, "Beni takip ediyorlar, sana zararım dokunur" diyerek yanındaki bekçiyle beraber uzaklaşır. aycı Emin de yıllar önce Kastamonu'ya sürgün gelmiştir. 1926 yılında Şeyh Said hadisesi bahane edilerek bölgedeki diğer büyük aşiretler gibi aycı Emin'in (Yemen Bey) aşireti ve kardeşleri de farklı şehirlere sürgüne gönderilir. Bu gurbet diyarında işsiz olduğundan elindeki avucundakiyle, belediyeden izinli olarak Nasrullah Camii şadırvanı'ndaki çay ocağını açar. aycı Emin kısa bir araştırmadan sonra o zatın Bediüzzaman olduğunu, kendisi gibi sürgün geldiğini, hatta hemşehri olduklarını öğrenir.
Camide başlayan hizmet
Bir polis aracılığıyla görüşmeleri sırasında Üstad, hemşehrisiyle bir kaç dakika yalnız konuşmak istediğini söyler. Yalnız kaldıklarında şöyle der: "Kardeşim sıhhatim iyi değil, beni bir kaç defa zehirlediler. Sen bana bazen şeker, çay gibi ufak ihtiyaçlarımı alırsan, ancak o zaman seni yanıma bırakırlar. Seninle görüşebilmek için komisere yatağımı satmak istediğimi söyleyeceğim. Sen de gelir alırsan ancak o zaman görüşebiliriz." Bediüzzaman kesesinden üç altın çıkarıp "Emin, al bu altınları yanında kalsın. Bir ihtiyacım olduğunda altınları bozdurur alırsın." der. Bediüzzaman bu altınların kendisine Harb-i Umumîden kaldığını söyler. aycı Emin, karakolda yatağı satın alır ve yatağı Üstad'a günlük kiraya verir. Böylece kira bahanesi ile her gün görüşmüş olurlar. aycı Emin, Bediüzzaman ile talebeleri arasında mektupların taşınmasına aracılık ederek önemli bir hizmet üstlenir. Okuma yazması olmamasına rağmen sadık bir talebe olarak Risale-i Nur hizmetinde yer alır.

4