Dijital hırsız

Modern çağın insanı her geçen gün daha hızlı yaşıyor. Teknolojinin getirdiği yenilikler bir yandan hayatı kolaylaştırırken diğer yandan insanı aşırı meşgul ederek zihnini yoruyor.

Bunu en çok da gençler ve çocuklar üzerinde görüyoruz. Telefondan, tabletten başlarını kaldıramayan, bizi duymayan bir nesil var. Parmaklarının altında hızla kaydırdıkları gerçek olmayan dünyalarda kaybolurken, gerçek hayatı kaçırdıklarının farkında değiller. Elinde teknolojik bir alet olmadan, bir iş ya da faaliyete odaklanarak keyifle yapmak yeni nesil için çok zor. Bir iş rica etsek "Sıkıldık" deyip bırakıyorlar. Uzun süre telefona bakmadan kitap okuyan, büyükleriyle verimli bir sohbet edebilen gençlerin sayısı ne yazık ki azalıyor.

Dijital dünya ile aramıza bir sınır koymazsak, teknolojinin Allah'ın bize ahiretimizi kazanmamız, namaz kılmamız ve dünya işlerimizi yapabilmemiz için verdiği 24 saatimizin çoğunu bizden çalan bir hırsıza dönüştüğünü söyleyebiliriz. Hem en değerli sermayemizden yani zamanımızdan çalıyor, hem de stres, yorgunluk, halsizlik, depresyon gibi sıkıntılarla vücudu ve ruhu yıpratarak insanı verimsiz hâle getiriyor. Geçenlerde bir haber okumuştum. Güney Kore'de teknolojiye aşırı maruz kalmaktan, tükenmişlik sendromuyla mücadele etmek için sıra dışı bir çözüm geliştirilmiş. İnsanlar para ödeyerek, bir tatil oteline gider gibi hapishaneye giriyor. Merkeze gelenler telefonlarını teslim edip sadece bir hücrede kalarak meditasyon, yoga ve tefekkürle zihinsel detoks yapıyor. Amaç, Güney Kore'nin "palli-palli" (hızlı hızlı) kültüründen uzaklaşıp yavaşlamanın ve zihinsel sağlığa öncelik vermenin önemini hatırlatmakmış.

Müslümanlar için para verip böyle bir inzivaya çekilerek tedavi aramaya gerek yok. Allah beş vakit namaz ile huzuruna davet ederek, dünya dertlerini geride bıraktırıp bizi başka bir atmosfere alıyor. Namaz öyle geniş bir âlem ki, dünya işi yok, teknoloji yok, tamamen kalbimiz Allah ile, yönümüz Kâbe'ye. Âhirzamanda teknoloji hayatımızı ne kadar değiştirirse değiştirsin, Allah namaz ile zamanımızı öyle güzel programlıyor ki, hem zamanımız bereketleniyor, hem de vücudumuz dinlenip yenileniyor. Müslüman, başını secdeye koyduğu zaman, üzerindeki negatif elektrikler âdeta yere akıp gidiyor.