Son haftalarda yayınlanan albümler arasında dikkate değer olanlar hakkında kısa bilgiler. Dinleyecek yeni bir şey arayanlar yaklaşsın
"So Much For Goodbyes" - Billy Strings (Reprise Records) Üç Grammy ödüllü 33 yaşındaki Billy Strings (William Lee Apostle), kuşağının en yetenekli bluegrass müzisyenlerinden biri. Michigan'da doğmuş, Kentucky'de büyümüş, yani hayatı Amerikan kırsalında geçmiş, bluegrass ve genel anlamda Americana müziğini üvey babası, bir diğer bluegrass gitaristi Terry Barber'dan öğrenmiş (ikili zaman zaman birlikte çalıyor, ilk albümünü de birlikte kaydetmişlerdi) bir müzisyen. Yeni albümünü annesine adamış. Kayıplar, geçmişe özlem gibi konulara odaklı klasik bir bluegrass albümü. Şahane işçilik, iyi çalınmış gitarlar, kökleri 200 yıl geriye uzanan, 1940'larda kendini göstermiş bir müzik türüne çağdaş ve nitelikli bir katkı.
"Singer In My Band" - This Is Lorelei (Matador)
Amerikalı besteci ve şarkıcı Nate Amos'un albümündeki şarkılar, diğer projesi Water From Your Eyes'ın müzik anlayışını pek yansıtmıyor. Hatta düpedüz farklı bir sanatçının albümünü dinler gibiyiz. Elektronik ve pop'u bir araya getiren Water From Your Eyes'dan farklı olarak Nate Amos (This Is Lorelei) kendi albümünde Americana, folk ve country çizgisinde bestelere yer veriyor. Akustik ve elektrik gitarların 1970'lerin country/rock gruplarını hatırlattığı bu albümü dinlerken gözümün önüne gün batımında, ıssız bir yol kenarı restoranında sessizce yemeklerini yiyen kamyon şoförleri geliyor. Veya 1970'lerin kırsal ABD'sinde geçen sayısız yol filminden manzaralar. Ancak sözleri dinlerseniz taşradan ziyade şehirli genç yetişkin insanın gözünden anlatıldığını anlıyoruz. Neredeyse her hafta yayınlanan yeni nesil folk albümleri arasında dikkat çeken, dinlenmesi gereken bir indie/folk/country albümü.
"Distance in Static" - Bonobo (Ninja Tune)
İngiliz prodüktör ve DJ Simon Green'in (Bonobo) yeni albümü '90'ların dans pistlerine yapılmış şık göndermelerle dolu. Bu dönemin elektronik müziğini, özellikle downtempo anlayışını her zaman olduğu gibi hipnotik bir atmosfere sarıp sarmalayıp sunuyor. UK garage altyapıları üzerine ney kullandığı mesela açılıştaki "Dawn" ve "Cycles" gibi parçalar Bonobo'nun club müziğine metafizik bir derinlik katan klasik hit şarkılarını (ve elbette dünya müziğinin zirve yaptığı '90'ları) anımsatıyor. Her zaman olduğu gibi farklı kültürleri ve renkleri temsil eden vokallerden faydalanmış Bonobo. Arooj Aftap'ın Urduca söylediği "Fire On The Water" etkileyici. Ichiko Auba, Kanako Yamamoto, Nilüfer Yanya, genç Bangladeşli / Brit şarkıcı ve besteci Joy Crookes albüme katkıda bulunan sanatçılar. Bonobo'nun konserleri çok başarılı geçer her zaman. Kalabalık bir sanatçı grubu, iyi bir orkestra ve özenle seçtiği vokallerle elektronik müziği stüdyodan sahneye en iyi taşıyan, müziğini bir kulüp müziği olduğu kadar klasik müzik konseri gibi çok yönlü sunmayı başaran ender isimlerden Bonobo. Turnesini takibe almak gerekir.

9