'Müzik dinlerken her sözü anlamaya gerek yok'

Kneecap, İrlandaca rapla dünyaya sömürgeciliğin ortak yaralarını anlatırken, dil ölümüne karşı direniş mi yapıyor, yoksa sanat üzerinden siyaset mi yürütüyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Kuzey İrlandalı rap grubu Kneecap, bastırılan dil ve kültürü yaşatmak için İrlandaca müzik yaparak, sömürgeciliğin farklı coğrafyalardaki kurbanlarıyla ortak bir platform oluşturuyor. Grup, Filistin meselesi de dahil olmak üzere ezilmiş halkların mücadelesini kendi kimlik savaşıyla birleştirmeyi tercih ediyor. Ancak sanat aracılığıyla siyasal mesaj vermek, müziğin evrensel gücünü ideolojik amaçlara hizmet ettirmekle yok etmek arasında hassas bir denge kurmak değil midir?

Kuzey İrlandalı rap ekibi Kneecap son yıllarda müziği kadar Filistin halkına verdiği destekle de gündemde. İrlandaca rap yapan grubun üyelerinden Mo Chara yeni albümleri "Fenian"ı anlattı

Kneecap'in konserleri bir tür miting tadında geçiyor. Bunun nedeni punk ve elektronik müziği vurucu bir şekilde bir araya getiren sıra dışı müzikleri kadar anlattıkları hikâyeler. Son yıllarda Filistin'deki soykırımı dile getiren ve burada olan bitene oldukça canlı ve yüksek perdeden bir itiraz sergileyen Kneecap içinden çıktığı Kuzey İrlanda kültürünü ve İrlandacayı yaşatmaya çalışıyor. Bunu yaparken dünyanın dört bir yanındaki ezilmiş halklarla bağ kuruyor. Mo Chara'yla yeni albüm üzerine sohbet ettik.Kneecap, 20 Temmuz'da İstanbul'da, Küçükçiftlik Park'ta konser verecek.

■ Albümünüzün adı "Fenian". Bunun ne anlama geldiğini anlatabilir misiniz

Fenian, kökleri 18. YY'a dayanan, İrlanda'nın bağımsızlığı için mücadele eden cumhuriyetçi savaşçılara deniyor. Çağdaş İrlanda mitolojisinde önemli yerleri vardır. Zaman içinde İngilizlerin İrlandalıları aşağılamak için kullandığı bir sözcüğe dönüşüyor. Fenian yani savaşçılar ormanda örgütleniyorlardı. Britanyalıların bu duruma gönderme yaparak İrlandalıları vahşi ve aptal gösterip aşağılamak için bu kelimeyi seçtiler. Biz albümün adını "Fenian" koyduk. Bu kelimeyi geri istiyoruz ve geri alıyoruz. Kimliğimizi geri istiyoruz. Kültürümüzü ve dilimizi geri istiyoruz. Biz "Fenian" olmaktan gurur duyuyoruz. (Fenian kardeşliği örgütü daha sonra I.R.A'ya dönüştü.)

■ Bu bana şunu düşündürdü, siz Kuzey İrlanda'dan çıkmış, kendi kuşağınızın en ünlü grubusunuz. Bu üzerinizde bir baskı oluşturuyor mu

Aslında bunu söyleyerek bize olduğundan fazla değer atfediyormuşsunuz gibi geliyor. Bizden önce çok zor işler başarıldı. Bizden önce pek çok insan mücadele verdi ve bedeller ödedi. Biz bugün onların sayesinde sözümüzü söyleyebiliyor, yaptığımız şeyi yapabiliyoruz. Ama elbette bizim de katkımız olmuştur. Eğer böyle düşünülüyorsa bu bizim hoşumuza gider. Ama asıl iş bizden öncekiler tarafından yapıldı. Ve elbette en büyük mücadeleyi ailelerimiz verdi. Kuzey İrlanda'da kendi dillerini ve kültürlerini koruyarak yaşamayı başardılar. Bizi de kültürümüzden kopmadan yetiştirmeyi başardılar.

■ Bütün dünya İngilizce müzik yaparak derdini anlatmaya çalışırken siz İrlandaca rap yaparak dünyaya mesajınızı nasıl aktarıyorsunuz

Başlarda sadece arkadaşlarımız ve çevremizdeki dar bir kitle bizi anlıyordu. Zaten biz de sadece onlar için müzik yapıyorduk. Sonra başkaları katılmaya başladı. Özellikle filmin ardından (Kneecap'in hikâyesini anlatan 2024 tarihli aynı adlı filmin prömiyeri Sundance Film Festivali'nde yapılmıştı) dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar kendilerini hikâyemize yakın hissetti. Dünyada sömürgeciğin etkisini göstermediği bir yer neredeyse yok. Benim hikâyemin Avustralya'daki Aborijinlerle ortak yanları var. Kenya'daki, Nijerya'daki biri de benim yaşadıklarımı yaşadı ve mesajımı anlıyor. Hiç karşılaşmadığım, dilini bilmediğim, kültürüne yabancı olduğum insanların bu anlamda benimle ortak yanları var. Sömürgeciliğin bize yaşattıkları bizim ortak tarihimiz ve ortak değerimiz. Bu talihsiz olduğu kadar güzel de bir durum çünkü bizi bir araya getiriyor. Biz onlarla iletişime geçebiliyoruz. Dilleri neredeyse yok olmaya yüz tutmuş Aborijinler de benim İrlandaca hakkındaki düşüncelerimi öğrendiğinde, "evet bunu ben de yaşıyorum" diye düşünüyor. Benim dedelerimin, büyükannelerimin başına da bunlara benzer şeyler geldi diye düşünüyor. Ben ayrıca insanların müzik dinlerken söylenen her sözü anlamaları gerektiğini düşünmüyorum. Ben mesela çok fazla Arapça rap dinliyorum, ska dinliyorum. Her sözü anlamaya gerek yok. İnsanlar hareketlerle, seslerle duygularını aktarıyor. Bu benim için yeterli oluyor. Bence müziğin en önemli ve güçlü kısmı da burası.