Başlığı okuyunca aklınıza Sabahattin Ali'nin romanı geldi, biliyorum. İngiliz bir kitap influencer'ı "Kürk Mantolu Madonna"nın başlığını gördüğünde ilk anda aklına şarkıcı Madonna'nın kürkler içinde hâlinin geldiğini, ancak kapağından da anlaşılacağı gibi (Britanya baskısında yer alan fotoğraf açıkça 1920'leri çağrıştırıyor) çok eski zamanlarda geçen bu romanın Madonna'yla nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamakta güçlük çektiğini anlatıyordu, elbette şakayla karışık bir şekilde. Bana çok komik gelmişti çünkü gerçekten dünyanın çok büyük bir kısmı için Madonna, İsa'nın annesi Meryem kadar şarkıcı Madonna'yı da akla getirir. Kimilerine göre '80'lerde ve '90'larda Madonna, Meryem'den bile daha popülerdi. Hâlbuki Michigan'da orta hâlli bir İtalyan göçmeni ailenin kızı olarak dünyaya gelen Madonna Louise Ciccone, 1978'de 20 yaşında ailesinin yanından ayrılıp cebinde 35 dolarla New York'a gelmiş, East Village'da garsonluk dahil geçici işler yaparak ve hayalini gerçekleştirmeye yani dansçı olmaya and içmiş yetenekli ve hırslı bir genç kadındı. Ve o dönem kendisi gibi yüzlercesi belki binlercesi mevcuttu. Nasıl olup da müziğe atıldı, hangi tesadüfler ve tanışıklıklar sonucunda 1983'te ilk albümünü yayınladı ve kendi kuşağının kültürel sembollerinden biri oldu bu başka bir yazının malzemesi. Oralara girmeyelim ve günümüze doğru gelelim.
Trendi kendisi belirledi
Madonna ne yaptı etti, yıllar içindeki müzikal savruluşunu bu hafta yayınladığı "Confession On A Dance Floor II" albümüyle sona erdirdi. İyi ki de öyle yaptı. 2006'da yayınlanan "Confessions On A Dance Floor", Madonna'nın son iyi albümüydü. Ardından savrulmalar başladı. Muhtemelen işinin zirvesinde olan ve bu noktada uzun süre vakit geçiren herkes gibi sıkılmaya başladı. Yaşı ilerledi ve hayata farklı açılardan bakmaya, yeni geleni anlamaya çalıştı. Latin ve popüler rap'in, trap furyasının peşine takıldı. Bu dönem için yayınladığı albümlerde bu alanlardaki genç ve yeni şarkıcılarla yan yana görünerek yeni kalmayı umdu. Ancak bu yanlış bir stratejiydi. Madonna, 1980'lerden bu yana her 10 yılda kendini yeniden keşfetmiş hatta bu terimi pop müzik âlemine kazandırmıştır. Ancak Madonna bunu yaparken hiçbir zaman trendlerin peşinden koşmadı, trendi kendisi belirledi. Dinle, tabularla, cinsellikle ilgili ezber bozucu mesajlarını verirken trend olur mu, el âlem ne der diye pek düşünmedi. Madonna'nın 2010'lardaki stratejisi bu açıdan en azından benim bakış açımdan başarısız olmuştur. Üstelik Madonna sosyal medyayı da lehine kullanamadı maalesef. Sosyal mecralarda tabiri caizse var olan ağırlığını kaybetti. Bu mecraların özeliği zaten herkesi kim olursa olsun bir içerik üreticiye dönüştürmesi ve sıradanlaştırması. Fakat Madonna sanırım ve görünen o ki yeniden eski bildiği sulara dönmüş.

9