'90'ların sembol ekiplerinden Teenage Fanclub'ın 13'üncü albümü sessiz sedasız yayınlandı. Bakmayın siz onların sanki dertliymiş gibi sözler yazmasına, onlar aslında dünyanın en mutlu gruplarından biri olmalı
Great Bernera adında bir ada var. Avrupa'ya yan gözle bakmaktan hiç bıkmayan Britanya adasının ta en kuzeyinde, kuzeyinin de hafif batısında, İskoçya'nın Atlantik'e doğru uzandığı burnun en açığında, denize doğru rastgele dökülmüş gibi duran adaların karaya en uzak olanı. Bu adanın da en uç noktasındaki koyun içinde bir küçücük adacık bulunuyor. İşte burası Great Bernera. Teenage Fanclub'ın son albümü "Do Not Dare to Dream" bu adacıktaki koyun içinde bulunan Blackbay Studios'ta kaydedildi.
Albümün adı her ne kadar "sakın hayal etmeye kalkışma" anlamına gelse de, insan bu adada, kurşuni bir gökyüzünün altında Atlantik Okyanusu'nun dalgalarına bakarken başka ne yapabilir, söyler misiniz değerli okurlar Bizimle kafa buluyor resmen Teenage Fanclub.
Üstüne üstlük, 1990'ların bu neredeyse Nirvana kadar önemli grubu, bize gelmiş tecritte yaşanan hayatlardan, ne kadar kırılgan, ne kadar müdafasız hassas canlılar olduğumuzdan, iletişimsizlikten söz ediyor ve bir çözüm arıyor. İnsan çözümü bu adada mı arar değerli Teenage Fanclub Gelin Mecidiyeköy'e, oturun bir börekçiye her yer iletişim. İnsanın aklına mutsuz olmak gelmez.
"Bilen bilir" kategorisi
Teenage Fanclub, her zaman ilginç bir grup oldu. 1990'ların ilk yarısında parladılar, İskoçya'dan çıkan kendi hâlinde bir alternatif rock ekibi olarak ABD'de üne kavuştular. Öyle ki 1991 tarihli "Bandwagonesque", Spin dergisi tarafından yapılan oylamada aynı yıl yayınlanan Nirvana'nın "Nevermind"ını ve R.E.M.'in "Out of Time"ını geride bırakarak yılın albümü seçildi. Grup 1992'de Nirvana'yla Nevermind turnesine çıktı ve konserlerin açılışını yaptı. Cobain'in gruba hayranlığı bilinir, kimilerine göre "dünyadaki en iyi grup" demiştir onlar için. Gelin görün ki yıllar geçtikçe zaman herkesin küfesine farklı yükler bindirdi. Teenage Fanclub yarattığı rüzgârdan giderek uzaklaştı, bir fenomene dönüşmek yerine "bilen bilir" kategorisinde yoluna devam etti.
Bu hafta yayınlanan albüm grubun işte bu macerasındaki en yeni adım.
10 şarkı ve toplamda 38 dakikada bize olgunluk, yetişkinlik hikâyeleri anlatıyorlar. Bilgelik demiyorum çünkü yaşlandıkça daha bilge olduklarına dair elimde bir delil yok. Her yaş alan hayatın sırrına ermiyor. Bazen yaşlanmak sadece yaşlanmaktır. Peki ne anlatıyor bize bu albüm
Grubun beyni sayılan Norman Blake (vokal/gitar) ve Raymond McGinley (gitar/vokal) ikilisi arasındaki uyum devam ediyor. Vokaller, akustik gitarlar, piyano ve bunlara eşlik eden kadifemsi diye tarif edebileceğim grup müziği belli ki ıssız adanın psikolojisini yansıtıyor. Grup hayatın getirdiği değişimler ayak uydurmaya çalışırken verdiği mücadeleyi anlatırken aslında hepimizin içinde bir yerlere dokunan şarkılara imza atıyor.

2