Fontaines D.C.'nin müzikal açıdan '90'lar referansları taşıyan yeni albümü "Dopamine Chamber"da çağımıza dair takıntılar, zayıflıklar, aşk, ilişkiler, kayıplar ve geleceğe dair umutlar, solist Grian Chatten'ın duygusal süzgecinden geçip sözlere dökülüyor
Fontaines D.C., 2024'te yayınlanan "Romance" ile yeni bir hayata başladı. 2019'da "Dogrel" ile başlayan, 2022'de "Skinti Fia" ile tamamlanan indie rock ağırlıklı dönemin ardından hem müzikleri hem görünüşleri büyük bir değişim geçirdi.
Dublin çıkışlı "indie rock'çılar" görüntüsü gitti. Yerine rengârenk, indie rock'ın sınırlarını aşan kendine has müzik anlayışını giderek geliştiren bir grup geldi. Jean, tişört ve deri ceketten ibaret kıyafet spektrumları da büyük bir devrim yaşadı. Neon renkler, bol ve spor kıyafetler, sıra dışı saç modelleri ve makyajlar geldi. Grup, görünüm bakımından kendi döneminin etkisinden giderek uzaklaşıp bir tür '90'lar etkisi altına girdi. Mesela James'in "Laid" albümünün kapağına bakın ya da Chumbawamba'nın eski basın fotolarını bulup inceleyin, veya New Radicals'ın videolarını izleyin, ya da daha da ileri gideyim, Prodigy'nin erken dönem fotoğraflarına bir göz atın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Fontaines (eskiden Dublin City anlamına gelen D.C. yoktu isimlerinde, herkes onlara sadece Fontaines diyordu), yolda yürürken karşılaşabileceğiniz sıradan gençlerden, sadece sahnelerde görebileceğiniz birer sanatçı profiline bir yılda geçiverdi.
Konserleri yasaklanıyor
Kimi gedikli hayranlar için sürpriz de olsa bu görüntü hiç yadırganmadı çünkü grup girdiği yeni yolu tereddütsüz kabul ettirdi. "Romance" öncekilerden farklı, daha pop, daha elektrik ama çok güçlü bir albüm oldu. Gerek sözleri gerek melodileri akıllara yer etti, Fontaines'i pub gruplarından hâllice iyi çalan bir festival grubu statüsünden aldı, büyük solo konserler verebilecek düzeyde bir popülerliğe taşıdı. Hayran kitlesi giderek genişlerken çalınan mekânlar da devleşti.
2025 yazında Londra Finsbury Park'ta ilk kez headliner oldukları en büyük konserlerini verdiler. Ardından dünyanın dört bir yanında çaldılar. Siyasi duruşlarını giderek daha belirgin bir şekilde sağlamlaştırdılar. Filistin'deki soykırıma sessiz kalmadılar, kapitalizmi, savaşları, şiddeti eleştirmekten hiç geri durmadılar. Kuzey İrlanda ve İrlanda'nın bir gün birleşeceğine dair dileklerini hep dile getirdiler. Bundan dolayı sorunlar da yaşadılar. Hâlen gittikleri pek çok yerde konserleri yasaklanmaya çalışılıyor ama tabii destek ve ilgi o kadar büyüdü ki hiçbir engel önlerinde duramıyor.
'90'lara paralel farklı '90'lar
Yeni albüm "Dopamine Chamber" bu sürecin ardından yayınlandı. Ve bu süreç sırasında çoğunlukla turnelerde kaydedildi. Bana kalırsa müziklerindeki '90'lar etkisi, görünümlerindeki kadar belirgin değildi. Bu albümle birlikte taşlar yerine oturuyor. Fontaines D.C., 1990'ların en iyi yanlarını bir araya getirip kendi yaratıcılık süzgecinden geçirerek dikkat çekici bir estetik dil yakalıyor. Sanki '90'lara paralel farklı bir '90'ları yaşatıyorlar.
Grubun bu girdiği yol, arenaları coşturacak büyük grup yolu aynı zamanda. Zamanında, benzetmek gibi olmasın ama U2'nun "Achtung Baby" ile girdiği yol gibi bambaşka bir boyuta alıp götürecek bir yol bu. Tek ortak yanları İrlandalı olmaları şu anda. Ama bir zamanlar U2 da dünya meselelerine politik yaklaşımıyla kendine has gerçek bir söylem oluşturmuştu. Kuzey İrlanda tarihini en karanlık günlerinden biri olan Kanlı Pazar'la ilgili "Sunday Bloody Sunday"i besteledikleri dönemler geride kaldı. Daha sonra CEO'larla, devlet başkanlarıyla arkadaş olan grup farklı bir grup. U2 da mesela Metallica gibi bağlamından kopmuş bir eğlence unsuru bugün. Fontaines D.C.'nin girdiği yolda bu hatalara düşeceğine dair bir işaret bulunmuyor.

4