Beck, kariyerinin en iyileri arasında yer alması muhtemel yeni albümü "Ride Lonesome"da yalnızlık, aşk acısı, kabuğuna çekilme, köklere dönme gibi temalara odaklanıyor
Beck'in bir önceki albümü 2019'da yayınlandı. O zamana kadar hâlâ 20. YY'da yaşıyorduk. Büyük umutlar ve heyecanla beklenen ve insanlık tarihinde bir dönüm noktası olması hayal edilen (kimileri dijital kıyamet bekliyordu) 2000 yılının üzerinden 19 yıl geçmişti. Yeni binyılda olması beklenen hiçbir şey olmamış, herkes işine gücüne dönmüş, aynı tas aynı hamam yaşayıp gidiyorduk. Önceki yüzyıl devam ediyordu anlayacağınız. Ta ki bir gün Çin'de birilerinin çok fena grip olduğuna dair haberler önümüze düşene kadar. Altı ay sonra dünya çoktan dönüşü olmayan bir yola girmişti. Yeni binyıl işte o zaman başladı.
Pandeminin üzerinden beş yıl geçti (ne çabuk unuttuk değil mi o günleri) teknoloji değişti, ekonomi değişti, moda değişti, siyaset değişti, iş hayatı değişti, eğitim değişti, ev değişti, ilişkiler değişti. Biz düşe kalka içine itildiğimiz bu yeni dünyada ayakta kalmaya çalışırken Beck bütün bu gelişmeler sırasında hep müzikten uzaktı. Bir sanatçının dünya bu şekilde değişirken kendini sanatıyla ifade etmemesi tam olarak ne anlama geliyor tartışılır. İnsan iyiden iyiye içine mi kapanır, yoksa derhal sanatını icra etmenin bir yolunu mu arar Anlamak için 2019'daki "Hyperspace"e bakmamız lazım belki de.
Hiperuzaya ışınlanmıştı
Beck'in, 1980'lerin video oyunlarından Asteroids'e referansla adını koyduğu bu albüm, kaçış, kendine dönüş, yalnızlık temalarına odaklanıyordu. Oyunda tehlikede olduğunuz an size bir soluklanma ve ani kaçış imkânı sağlayan Hyperspace (hiperuzay) düğmesi vardı. Bir anda sakin sessiz, fizik kurallarının farklı işlediği alternatif bir mekâna ışınlanıyordunuz. Beck'in albümü, dinleyenleri daha 2019'da hiperuzaya davet ediyordu. Dünya pandemiyle mücadele ederken Beck çoktan panik düğmesine basıp kendini hiperuzaya ışınlamıştı yani. Öyle ki Kasım 2019'da albümünün yayınlanmasından aylar önce boşandı, içine doğup büyüdüğü Scientology'yi terk ettiğini açıkladı. Yani hiperuzaya bütün bagajlarından arınarak çıktı. Yeni bir hayata başladı.
Geçen yedi yıl boyunca yeni müzik yayınlamadı. Evinde bir stüdyo kurdu, burada tamamen kendi zaman anlayışı içinde hiç acele etmeden kayıtlar yaptı. Cover'lar yaptı (mesela Neil Young), bazı sanatçılarla ortak şarkılara imza attı (mesela Phoenix). Kendini okumaya ve yazmaya verdi. Bir tür erken emeklilik yaşadı. Belki de 56 yaşındaki Beck için yolun sonu gelmişti. Bugüne kadar yaptığı albümler, "Loser", "Everybody's Gotta Learn Sometimes" gibi klasikleşmiş şarkılarla emekliye ayrılsa kimse sesini çıkarmazdı. Alternatif müzik çıkışlı, zamanla kendini ana akım içinde bulmuş ama her zaman sınırlı bir kitleye hitap eden bir sanatçı için fena bir kariyer sayılmazdı. Çoğunlukla içe dönük, yalnız, kimi zaman komik ve sarkastik şarkılarla playlistlerin, evlerde plak ve CD raflarının başka köşesinde yeri hazırdı. Ancak sanatçılar için emeklilik diye bir şey yok. Onun için de doğru zaman geldi ve cuma günü bir süredir beklenen yeni albüm yayınlandı.

4