Brixton'ı biraz anlatmam lazım. Londra'nın güney yakasında müzik ve gece hayatı bakımından en hareketli bölgelerden biri Brixton. Burası aynı zamanda 1960'lardan itibaren Karayiplerden göç almış. Renklerden kokulara Brixton'a ne zaman gitseniz bu gerçeği gözlemlersiniz. Reggae üzerine uzmanlaşmış plakçılar, gece kulüpleri, konser salonları, pub'lar her yerdedir.
Son yıllarda Londra'nın neredeyse her mahallesinin kaderi Brixton'nın da kaderi oldu, bu mahalle de kentsoylulaştı. Jamaikalı kasabın yanına üçüncü nesil kahveci açıldı, Trinidadlı tavukçunun yanına Michelin yıldızlı şefin mini restoranı açıldı, Brezilyalı bol kepçe lokantasının yanına (elbette karnıyarık değil, Brezilya usulü tavuk ve domuz eti satıyor) tadım menüsü veren şarapçı açıldı. Bir yanda eski diğer yanda yeni, bir yanda yerel bir yanda global, bir yanda küçük esnaf diğer yanda zincir mağazalar. Hikâye her yerde aynı.
Brixton aynı zamanda David Bowie'nin doğup büyüdüğü yer. Bu durum mahallenin müzik kültürüne ve tabii ki turizme etki ediyor. Her yerde Bowie'ye dair mural'lar görülmesi bundan.
Semt her şeye rağmen kendi içinde bir dengeyi tutturmayı başarıyor ama. Mesela bizim 2010'lardan itibaren Beyoğlu'na yaptığımız gibi her yer alabildiğine markalaşmadı. Semt, geleneksel ruhuyla hiç ilgisi olmayan hediyelik eşya dükkânlarıyla turistik şekercilerle falan dolmadı. Her köşesini zincir mağazalar ele geçirmedi. Semtin orijinal serseri ruhu hâlâ hissediliyor. Bu açıdan bakıldığında hafif tekinsiz, alternatif kültürün kalbinin hâlâ attığı, gece kulüpleri, konser salonlarıyla, sabaha kadar açık dönercileri, acılı tavuk (jerk chicken) ve çorba satan (çok çok acı ama dikkat) fast food büfeleriyle, sokakları dolduran her renkten ve kültürden insanıyla geceleri yaşayan bir yer.
Metrodan çıkıp 150 metre yürüdüğünüzde köklü bir konser salonuna geliyorsunuz. Brixton Academy. Londra'nın belki Avrupa'nın en bakımsız ve köhne salonu. Bana lisedeyken okulu kırıp gittiğimiz aynı bakımsızlıktaki Beyoğlu sinemalarını hatırlatır. Zaman durmuş gibi. 2011'de yanan, 2022'de kapıda yaşanan izdiham yüzünden iki kişinin öldüğü ama hâlâ işte bir şekilde ayakta kalabilmiş bir yer burası.
Buraya gelmemin nedeni post punk ekibi Sleaford Mods'un konseri. Öncesinde de '90'ların büyüklerinden Orbital'ın DJ set'i var. Şimdi bu bahsettiğim Brixton ortamına orta yaş ve üstü ("yaşlı" dememek için kullandığımız sözcükler: "Öfemizm/hüsnütabir" nedir, enter) punk'ları, genç indie rock'çıları, Orbital'ı izlemeye gelmiş elektronik müzik ve rave tayfasını da ekleyin. İşte kapı önünde içeri girmek için bekleyen kalabalığın ve çevresindeki dokunun fotoğrafına biraz hâkimsiniz.

7