'Babamın dinlediği şarkılar'

Mehmet Tez
Bugün
13

Brandon Flowers, yeni albümü "Thasher"da babasının dinlediği şarkılara odaklanıyor, Amerikan folk ve country müziğinin ustaları eşlik ediyor.

Brandon Flowers'ı The Killers'ın solisti olarak tanıyoruz. The Killers'ın alametifarikası neydi Bugün dünyanın herhangi bir yerinde bir parti varsa, herhangi bir yerde mesela bir konser beklenirken bir şeyler çalınacaksa, maçta ara olduğunda bir müzik dinletilecekse The Killers o listededir. Standart bir hit müzik radyosu açıldığında üç-beş dakika bekleyince "Mr. Brightside" (Spotify'da 3.5 milyar dinlenmede) ya da "Somebody Told Me", "Smile Like You Mean It", "Glamorous Indie Rock'n Roll" çalmamasına neredeyse imkânsız gözüyle bakılabilir. Çalmazsa o radyonun hit radyosu olup olmadığını tartışmaya açabilirim.

The Killers, 2001'de kurulduğundan ve 2004'te "Hot Fuss" albümünü yayınladıktan sonra büyük bir fenomene dönüştü. Ancak takdir edilesi albümler yapmasına rağmen "Hot Fuss"ın başarısına ulaşamadı. Hit şarkılarla dolu albümler, grupların başarısı olduğu kadar lanetidir de. Böyle şarkılar yaptıktan sonra mesela "Sam's Town (2006)" gibi bir albüm yapıp Amerikan tipi folk ve rock müziklerine (köklerinize) yolculuğa giriştiğinizde dinleyici sizi yadırgar. Partinin ortasında sıkıcı konulardan bahseden, yanından hızla uzaklaşılması gereken birine dönüşürsünüz.

Çocukluğuna dönüp bakıyor

The Killers çıkış noktasından farklı bir yere savruldu zaman içinde ve bu belki de kaçınılmazdı çünkü solist Brandon Flowers'ın aklı fikri Amerika'nın Batı'sındaki küçük kasaba hayatının faziletlerinde, bir zamanlar dünyayı cezbetmiş Amerikan rüyasını yeniden arayıp bulmakta ve bu rüyanın hâlâ canlı olduğuna kendini ve dinleyicisini inandırmaktaydı. Bunun nedeni ne milliyetçilik ne de vatan sevgisi. Flowers hepimizin belli bir noktada yaptığı gibi köklerine, çocukluğuna dönüp bakıyor ve anılarından anlamlı bir hikâye çıkarmaya çalışıyor. O anılarının ve salt anlamın peşinde koşuyordu. Bunu grubu The Killers ile tam olarak yapamayacağını anladığı noktada paralel olarak solo albümler yapmaya girişti. Üçüncü ve en yeni solo albümü "Thrasher"a bu şekilde bakmak lazım.

Flowers'ın eskiden beri bana en ilginç gelen yanı, Las Vegaslı olmasıydı. Bir insan Las Vegas'a gider, kaderini kovalar, ekmeğinin peşinden koşup ya zengin olur, ya da kumara, içkiye, kadına dalıp belasını bulur. Bunları hep gördük okuduk, filmlerden izledik. Ama bir insan doğma büyüme Las Vegas çocuğu nasıl olur, aklım almıyordu. İnsanlar kumar oynasın, yanında da her türlü aşırılığı, çılgınlığı yaşasın, sonra da hiçbir şey olmamış gibi (eğer böyle bir şey mümkünse) evlerine dönsünler diye tasarlanmış, her şey vergiden muaf olsun diye için çölün ortasına konumlandırılmış bir yapay şehrin yerlisi, çocuğu olmak nasıl bir histir

Springsteen etkisi

Brandon Flowers bir Amerikan işçi ailesinin çocuğu. Babası doğma büyüme Las Vegaslı Terry Austin Flowers bir süpermarkette çalışıyordu, kumarbaz ve alkolikti. Brandon altı yaşındayken bu hayatı bırakmaya karar verip Mormonluğu seçti. Annesi Jean Yvonne da doğma büyüme Las Vegaslı, işçi bir aileden geliyor. Taco Times adındaki Meksika restoran zincirinde taco ve burrito yapıp, tuvaletleri temizliyordu. Las Vegas'a yazının başında sözünü ettiğim nedenlerden ötürü gelmediyseniz, oradaki hayatınız işte böyle bir manzara arz ediyor.