Tarih öncesinden kalmış ikinci el

Gözümle gördüm. Araba o kadar eski püskü görünüyor ki az sonra tak deyip duruverecek gibi. Her tarafı dökülüyor. Sanki ilk arabanın icadı zamanında yapılmış da bir şekilde bugüne ulaşmış. Sağı solu, önü arkası çarpma izleriyle dolu.Hangi marka olduğunu anlamak bile zor. Önünde arkasında bir işaret görünmüyor. Eski araba meraklılarının dahi ilgisini çekeceğini sanmam. Antikalığı aşmış. Her eski eşya antika değildir sözünü bizim Antikacı Nevzat'tan mı duymuştum diye düşündüm, tam hatırlayamadım. Ne kadar doğru olduğu ortada. Bu araba tam o sınıfa girer. Sadece eski. Fazla eski. Rengi bile kalmamış. Bir zamanlar maviymiş denilebilir. Fırça ile yağlı boya sürülmüş galiba. Yamuk duran ön tampon tellerle, arkadaki ise iple bağlanmış. Plakasını okumak için yanına kadar gitmek gerekir. Hurdacıya götürüp vermek istese, sen ne yaptın buna diye sorar adam, hurdanın da hurdasını çıkarmışsın! Pek çok eski araba gördüm bugüne kadar. Bu eskiliğinden öte, hor kullanılmış. Yürüdüğüne şaşıyor insan bunu görünce. Yine de gidiyor işte. Yolda büyük bir gürültüyle ilerlerken, dağılıp parçalara ayrılacak hissi veriyor. Tam anlamıyla gacırtı gucurtu makinesi. İçini tıka basa doldurmuş kullanan kişi. Koliler, çuvallar üst üste. Bir santimlik boş yer kalmamış. Kendine kalan yer bile daracık. Zorla sığıyor. Yan koltuğu da tavana kadar istiflemiş. Üstüne de birkaç çuval ve birkaç koli yüklemiş, urganla bağlamış. Kendisi de arabayla bütünleşmiş vaziyette. Saç sakal, kılık kıyafet bakımından o da arabasına benziyor. Mal sahibine benzer sözünün delili. Tümsek veya çukur sağlam arabalar için bile sıkıntılıyken, bunun için büyük tehlike demek. Vites değiştirirken çıkardığı gacırtı, insanın içini tırmalıyor. Nereden gelip nereye gidiyor, ne taşıyor, bilinmez. Tahmin etsek neye yarar Tutturamayız. Pazarcı desek olmaz. Hurdacı desek belki yaklaşırız. Belki de göç ediyor. Yolda trafikçiler görse, başı derde girer. Muayene denen şeyin ne olduğunu bile unutmuştur. Çöp ev konusunu haberlerden biliriz. Çok çok bir tanıdığımızın komşusundan. Bu da bir anlamda çöp araba. Ne bulduysa tıkıştırmış izlenimi veriyor. Bu arabanın bir zamanlar yepyeni olduğunu, fabrikadan gıcır gıcır çıktığını, ilk sahibinin heyecanla, sevinçle alıp direksiyonuna geçtiğini düşünmek hiç kolay değil. Ama bu bir gerçek. Fabrikasından bu şekilde çıkmadı ya! Ne anılar vardır içinde. Mutluluklar, sevinçler, acılar, kederler... Nerelere gitmiştir kim bilir bunca sene boyunca. Kaç yağmur, kaç kar görmüştür.