Üç genel başkanları var. Bir Kemal Bey, bir Özgür Bey, bir Ekrem Bey.
Biri yargı kararıyla yerine oturmaya çalışıyor, biri görevi bırakmamak için direniyor, biri koltukta kim oturursa otursun, benim sözüm geçmeli diye bakıyor.
Yedek partinin adı bile sözü geçenin isminden mülhem. Ekrem'in Ek'i ile İmamoğlu'nun İm'ini almışlar, Ekim Partisi demişler. Büyük buluş. Ekimden sonra Kasım da gelirse sürpriz sayılmaz.
*
Genel merkezi terk etmek istemeyen Özgür Bey, Tiryaki Hasan Paşa'nın Kanije kalesini savunması gibi direndi ama sonuç ondan farklı oldu. Günün yarısında bırakmak zorunda kaldı.
Hakikaten, büyük mücadele verildi genel merkezde.
Sormak isteriz: Onca patırtıya gerek var mıydı Değdi mi
Direndiniz de ne oldu
Bir süre önce İstanbul il binasını Gürsel Bey'e teslim etmemek için de direnmiştiniz. Sonuç Ne kazandınız Sadece çirkinlik sergilendi.
Genel merkez Siyonist saldırısına uğramış gibi görünüyor. Koltuklar, masalar, sandalyeler hurdaya çıkmış ve birbiri üstüne yığılmış. Kırılan camlar etrafa saçılmış, yerler çamur. Gelen polislerin ayağını kaydırmak için zemine dökülmüş sıvı deterjan. Her taraf çöp. Saksılar devrilmiş, çiçekler dağılmış. Bomba düşmüş sanki.
Son günlerde konuşmalarını "Yürüyelim arkadaşlar" diye bitiren Özgür Bey, TBMM'ye kadar yürüdü. İş yürümeye kaldıysa, çok yürürsünüz daha. Göbek de var, iyi gelir. Her gün düzenli yürümek şart.
Özgür Bey yürürken boynuna bir havlu asmıştı. "Ne vereyim abime" diyen esnaf lokantasındaki birine benzemişti.
Ekrem Bey kâğıt peçeteyle her dakikada üç defa alnını silerdi, pek işe yaramadı. Havlu da bir yere kadar götürür. Sonrası ceket.
*
Bundan sonra herhangi bir parti genel merkez binası inşa edecek olursa, mimarlar bu gibi durumların yaşanma ihtimalini hesaba katmalı.
Bina çevresine güçlü surlar yapılmalı, surların dışına derin çukurlar açılmalı. İçine su doldurup birkaç tane timsah getirilmeli. İnen kalkan bir köprü de şart tabii. Yoksa nasıl girip çıkılır
*
Bir de muhabiri sorguya çekmek, tokatlamak, tekmelemek, iteklemek gibi hareketler gördük o anlamlı eylem sırasında.
Tokat atan sonra inkâr etti ama bütün millet değilse de bir kısmı canlı yayında seyretti.
"Ben tokat atmadım, o getirdi yüzünü elime çarptı" dese daha komik olmazdı.
*
Özgür Bey ekranda adının altına ne yazıldığını soruyordu muhabire. O sorumluymuş gibi.
Genel Başkan yazılmamasına bozulmuş. Manisa milletvekili olmak yetmiyor, grup başkanı olmak kesmiyor.
Ben olsam Genel Başkan yazardım ama önüne birkaç kelime daha eklemek gerekirdi.
Şaibeli kurultayla gelen genel başkan...

15