Evvel zaman içinde savaşlar kılıç kalkanla, mızrakla, ok ve yayla yapılırdı. Sonra tüfek icat oldu, mertlik bozuldu -Köroğlu'nun tabiriyle- eğri kılıç kında paslanmaya mahkûm edildi. Daha sonra toplar, tanklar devreye girdi. Ardından uçaklar, bombalar, füzeler…
Şahi toplar olmasaydı, İstanbul'un fethi belki de mümkün olmayacaktı. Güçlü surlar o toplarla yıkılabildi. Söz konusu topların çizimi Fatih Sultan'ın önderliğindeki mühendisler tarafından yapıldı. Kimdi onlar Mimar Muslihiddin Ağa ile Saruca Paşa. Hesap kitap yaptılar, çizdiler ve ustaya teslim ettiler. Urban Usta kızıl ateşleri dökerek şahi toplara çevirdi. 19. Yüzyıla kadar Çanakkale Boğazı'nın korunması da o toplarla yapıldı.
İstanbul'un fethiyle, yalnızca Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamadı. Savaşın usulü de değişti.
*
Bugün de ona benzer bir durumdayız. Dünyanın pek çok ülkesinde "Türkler savaşın şeklini değiştirdi" manşetleri atıldı.
Dünya İHA pazarının yüzde 65'ine sahip olan bir Türkiye var bugün. 37 ülkeye satış yapılıyor. Ürettiğimiz savunma sanayii ürünlerinin sadece isimlerini saysak, gazetenin bir sayfası tamamen dolar. Birkaç cümle ile özelliklerini de açıklamak gerekse, bütün sayfaları o konuya ayırmak gerekir.
Sadece Kızılelma'yı örnek olarak alsak yeter.
BAYKAR'ın geliştirdiği Kızılelma, havadan havaya yaptığı atışla 65 kilometreden yüksek hızlı bir jet hedefini vurdu ve askerî havacılık tarihinde yeni bir dönem başlattı.
"ABD dâhil hiçbir ülke bunu başaramadı" diye yazan Fransız gazetesi La Nouvelle Tribune şu şekilde ayrıntı verdi: "Kızılelma ile Türkiye, radar, füze ve hava aracı entegrasyonunu tamamen millî kaynaklarla gerçekleştirdi ve havada jet hedefi vurmayı başardı. Bu artık Türkiye'nin dışa bağımlı bir ülke olmadığını ve dünya standartlarını belirleyen ülkelerden biri olduğunu gösteriyor." Evvelce savunma sanayii ürünlerinde yerlilik oranı yüzde 20 civarındayken, bugün yüzde 80'i aşmış bulunuyor.
*
Dünyanın savaşsız geçen dönemi neredeyse yok. Büyük silah üreticileri, mevcut savaşların bitmemesi, daha fazla sürmesi ve yeni savaşların çıkması için ellerinden ne gelirse yapıyorlar.
İstedikleri, peynir ekmek gibi silah satmak.
Refaha gidecek payların yönünü değiştirmek, oyunun kuralı haline gelmiş durumda. Fakir ülkelerde açlık çekenleri doyuracak, hastaları sağlığına kavuşturacak imkânları engelleyerek, silahlanmayı teşvik etmek en sevdikleri yöntem.
Güçlüleri zayıflatmak fakat tamamen ortadan kaldırmadan, potansiyel müşteri pozisyonlarını devam ettirmelerini sağlamak için bazen sureti haktan bile görünebilir silah piyasasının baronları.
Biz de artık o pazarda söz ve pay sahibiyiz ama bahsettiğimiz silah baronları gibi değil. Onlar gibi davranmıyoruz. Barışı önceliyor, arabuluculukta başı çekiyoruz. Her ne olursa olsun savaşlar sürsün, biz de kazancımızı yükseltelim düşüncesinden çok uzağız.

12