İsrail kendine mezar kazsın

İsrail gözünü bize doğru çevirmeye başladı. (Beklenen gelişme.)

"Türkiye ile savaşa hazırlıklı olmalıyız."

Basında çıkan haberler yorumlar bu yönde. Halk basını etkiler, basın halka yön verir. Karşılıklı etkileşim. Yani dar bir kesimin görüşü değil bu.

İyi, hazırlıklı olun bakalım.

Ama orada kalın. Daha ileri gitmeyin.

Baştan uyaralım da sonradan demedi demeyin.

Türkler ile savaşmayı göze alan, eline silahtan önce bir kazma, bir de kürek almalı.

Kendine bir mezar kazmak için. Kazma kürekle uğraşmaktan erinen, kepçe kullansın.

Bu konuda diyeceğimiz şimdilik bu kadar.


ÂDETA ENFLASYONU

Son günlerde kaza haberleri çoğaldı. Mevsim etkisi var gibi.

Muhabir anlatıyor: "Beton mikseri ile çarpışan otomobil âdeta hurdaya döndü. Kazada otomobilde bulunan iki kişi hayatını kaybetti."

Ölenlere Allah rahmet eylesin.

Ama bu ifade ne demek şimdi

"Âdeta hurdaya döndü" dedikleri otomobil, buruşturulmuş kâğıt gibi topak hâlini almış. İçinden insanın değil, dokuz canlı denilen kedinin bile sağ çıkma ihtimali yok. Hurdanın da hurdası.

"Âdeta" bunun neresinde

"Tırıs" yahut "rahvan" deseler de fark etmez.

Aynı şekilde ilk kar haberinde de israf mahiyetinde "âdeta" kullanımı vardı: "Yılın ilk karı Erzurum'da her yeri âdeta beyaza bürüdü."

Kar yağınca her yer beyaza bürünür. Mavi yahut kahverengi olmaz.

Bu kadarla kalsa iyi. Hemen ardından bir tane daha geldi: "Manzara âdeta kartpostalları andırsa da"

Manzara her yerde kartpostalları andırır. Erzurum'da da öyle olur, Erzincan'da da.

Her cümleye bir "âdeta" eklemek hiç hoş durmuyor. İlgililerin dikkatine arz olunur.

Yine de ihtiyatlı olmak lazım. Belki onların söylediği doğru, bizim bildiğimiz yanlıştır. Sonra bir Molla Kasım çıkıverir karşımıza. Gerçi o zaman da İmam Ebu Yusuf'un sözünü hatırlatırız.

Hazret, bir soruya "Bilmiyorum" cevabını verince, "Hem Beyt-ül maldan maaş alıyorsun, hem de bilmiyorsun" diye eleştirilir. O da meşhur sözünü söyler: "Beyt-ül maldan, bildiklerim karşılığında maaş alıyorum. Bilmediklerim için alsaydım, hazine yetmezdi."


İSTANBUL BİRİNCİ

"Dünyanın incisi" gözüyle baktığımız İstanbul, trafik sıkışıklığında dünya birincisi oldu.

New Yorklar, Tokyolar geride kaldı.

Çin, Hindistan, Rusya hep geçildi.

Direksiyondaki İstanbullu, varacağı yere son bir kilometre kala, on beş dakika sabretmek zorunda kalıyor.

Direksiyondakinin yanında oturan da aynı durumda.

Hesaplamışlar, İstanbul trafiğindekiler yılda fazladan 105 saat harcamaktaymış.

O hesapta bir yanlışlık var sanki.

Bize öyle geliyor ki o kadar fazladan vakti sadece bir günde harcıyoruz sanki.