Erzurum kime emanet

Alvarlı Efe Hazretleri hacca giderken Suriye'de bir Ermeni ile karşılaşır. O Ermeni, "Erzurum'u sizden alacağız" deyince nur yüzlü Efemiz tebessümle cevap verir:

"Ben Erzurum'u öyle birine teslim edeceğim ki siz değil, yedi ceddiniz gelse alamazsınız" der ve bu uzun şiiri yazar.

Erzurum kilidi mülk-i İslâm'ın

Mevlâ'ya emanet olsun Erzurum

Erzurum derbend-i ehl-i İslâm'ın

Mevlâ'ya emanet olsun Erzurum

*

Nerede Erzurum'la ilgili bir toplantı, sazlı sözlü bir program yapılsa, Alvarlı Efe'nin bu eseri genellikle ilk başta okunur.

Aksi hâlde noksanlık hissedilir. İhmal etmenin pişmanlığı gelir yapışır hemen. Efe Hazretleri'nin duasına iştirak etmeyi unutmanın yürek burkan pişmanlığı kolay kolay terk etmez zihni.

İstanbul Yeşilköy'deki Erzurum Günleri programına katıldık ve sanatçılardan birkaç defa bu eseri dinledik. On defa daha dinlesek razıydık. Her seferinde yüreğimiz kanatlandı.

Birbirinden değerli sanatçılar, icra ettikleri muhteşem eserlerle fukara gönlümüzü gülşân eyledi.

*

İstanbul'da yarım milyona yakın Erzurumlu var. Bursa, Kocaeli, İzmir, Ankara, Tekirdağ ve diğer illerimizdeki Erzurumlular da düşünülürse, doğu illerimizdeki köylerin yıllar içinde ne sebeple küçüldüğü anlaşılır.

Bu soruna işaret eden şair Zekâi Aydın şiirlerini seslendirdi. Erzurum şivesiyle dinlemek ayrı bir keyif veriyor ama burada sununca, o kısmı noksan kalacak.

*

Sen bu İstanbul'a ne diye geldin/ Ezanın sesine aldanıp geldin/ Yalana dolana hep boyun eğdin/ Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

Gözü yaşlı kaldın garip âşık sen/ Gurbet ellerinde dertleri çeken/ Dost ararsan dostlar olmuşlar diken/ Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

Viran oldu bağın, bitti umudun/ Elin kapısında sen oldun yorgun/ Ağlarsın hâline ne oldu yurdun/ Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

Gözlerinde yaşlar, boynun büküldü/ Bütün hayallerin yere döküldü/ Zekai der belin bence büküldü/ Sen bu İstanbul'a ne diye geldin


TECRÜBE Mİ KONUŞUYOR

CHP Meclis grubunda "Hain Kemal" sloganları duvarları sallarken Özgür Bey üç beş defa "Arkadaşlar" diyerek vekilleri susturduktan sonra şöyle bir tanımda bulundu.

"Arkadaşlar, 'ihanet' yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur."

Kitap gibi konuşan Özgür Bey'in bu sözünü duyanlardan biri merak edip sorsa, fena olmaz.