Nasıl olur da bizim karıştırdığımız, kaos çıkardığımız, tozu dumana kattığımız, altını üstüne getirdiğimiz bir ülke parçalanmaz
Nasıl olur da bize direnir, inatla bütünlüğünü korumayı hedefler
Akla, mantığa aykırı.
Bizim yaptığımız matematiğe, çizdiğimiz planlara aykırı.
Yaptığımız onca masrafı nasıl göz ardı edelim, harcadığımız emekleri nasıl yok sayalım
Vazgeçip üstüne bir bardak soğuk su mu içeceğiz
İmkânsız, geri dönemeyiz, taviz veremeyiz, vazgeçemeyiz.
Tez vakitte parçalanmak zorunda. En az üç, mümkün değilse iki parça olmalı.
Her yeri tanzim ettiğimiz gibi orayı da kafamıza göre şekillendirmek zorundayız.
İstikrar diye ayak diremeleri, toprak bütünlüğü diye tutturmaları anlaşılır gibi değil.
Kime güveniyor bunlar
Aslında biliyorlar kime güvendiklerini.
Hiç tereddütsüz çok iyi biliyorlar.
Ama emperyalist kafası işte Sormadan edemiyor.
Anlayamadıkları, kabul etmekte zorlandıkları, "güven duyulan"ın günden güne güçlenmesi, kararlı tavrı.
Ve günler, birbiri ardına gelip geçmekte.
Kim tutabilir geçen günleri, zamanı kim durdurabilir
HAÇLI
Alnına haç çizerek kameraların karşısına çıkan kişi ABD Dışişleri Bakanı imiş.
İlk bakışta onu herhangi bir Amerikan vatandaşı sanmıştım.
Komedyen olabileceğini düşünmüştüm.
Fanatik, aşırı dinci bir komedyen.
Meğer yanlış intiba edinmişim, sadece 'medyen' imiş.
Tarihteki Medyen halkı gibi bozguncu.
MEĞER Kİ SAAT DURMUŞ OLA
İstanbullu arkadaş, bir imaj çalışması kapsamında, yere kurulan bir sofraya oturmuş. Tek başına değil, yanında birileri var.
Bağdaş kuramadığı, iğreti oturduğu için eleştirenler oldu.
Aşk olsun Bugün aramızda kaç kişi bağdaş kurabilir
Herkes masaya alıştı. Yerde bağdaş kurup oturmak mesele artık.
Eleştirenler önce kendine baksın.
Fakat duvardaki saat yok mu İşte o epeyce kafa karıştırıcı.
İftar vakti epeyce geçmiş ama sofrada her şey yerli yerinde duruyor. Hiç dokunulmamış. Sanki sırf dekor maksatlı oraya konulmuş bütün yiygiler.

98