İndirimli ürün satan devasa marketin otomatik açılan kapısından tıka basa dolu market arabasını beraberce iterek çıkan yaşlı karı koca, ağır ağır yürüyüp temiz havaya kavuştular.
Alışverişin uzun sürdüğü belliydi. İçeride fazla kalmaktan bunaldığını oflayıp puflamasıyla ve yüz ifadesiyle belli eden adam, arabayı itmekten vazgeçti. Aceleyle bir sigara yaktı, en yakındaki banka çöktü. Dumanı savurduktan sonra yanına oturduğu kişinin yüzüne baktı.
O da yanına gelecek biriyle konuşmayı bekliyormuş gibi lafa daldı.
"Yenge hanım, bey amca fabrika bacası gibi tüttürüyor maşallah."
Yaşlı kadın eşarbını düzeltirken cevap verdi:
"Öyledir ama düdük yutmuş gibi de ötüyor durmadan. Vazgeçiremedik."
İhtiyar üç dört nefeste sigarayı bitirdi. İzmariti yan tarafında sallanan kova gibi küllüğe bıraktı.
"Heh he..." diye güldü.
Gülerken içinden düdük sesi çıktı.
"Gıyk gıyk..."
Kadın şaka yapmıyormuş. Söylediği gerçekmiş.
Ayağa kalkarken düdük yine öttü. İleride park ettikleri arabanın yanına giderken de düdük ötmeye devam ediyordu.
"Gıyk gıyk..."
Düdük bu şekilde mi öter diye düşünmesin hiç kimse. Bugüne kadar öyle öten bir düdüğe rastlamadığını söyleyip eleştirmeyi aklından geçiren varsa, önce bir düdük yutsun.
KULEDEN BAĞIRAN ADAMLAR
"Sivri uçlu yüksek kulelerin üst kısmındaki yuvarlak balkonuna çıkan bir adam, ellerini kulaklarına dayayıp üç dört dakika boyunca bağırıyor. Etraftan insanlar koşar adımla geliyor, bahçedeki çeşmelerde ellerini, yüzlerini ve ayaklarını yıkadıktan sonra içeri giriyorlar. Sıralar hâlinde dizilip hep beraber eğiliyor, yere kapanıyor ve yine birlikte kalkıyorlar. Bu hareketi birkaç defa tekrarlıyorlar. Sonunda oturur vaziyetteyken ellerini açıp bekliyor ve iki üç dakika sonra yüzlerine sürüyorlar. Kısa süre sonra sessizce çıkıp dağılıyorlar. Dağılırken bazıları yanındakilerle tokalaşıyor."
Bu tür ifadeleri ülkemize gelen yabancı bir kişi söylese veya yazsa, mazur görülebilir ama bu ülkenin bir vatandaşı buna benzer sözler yazınca, insan ne diyeceğini bilemiyor.
GÜLDÜREN VE ÜZEN HATALAR
Yazılar baskı öncesi kontrol edildiğinden, yazılı basında hata oranı genellikle azdır. Ancak canlı yayınlarda öyle değil.
Ekranlarda rastladığımız Türkçe yanlışlarının bazıları güldürürken üzüyor.
Birkaç örnek...
"Orada yaşamanın daha evliya olduğunu söylemiyorum."
Doğrusu: "Orada yaşamanın daha evla olduğunu söylemiyorum."

25