Silivri açıkları merkezli deprem İstanbul ve civar illeri salladıktan sonra başka bir konuyu düşünemez olduk.
6,2 sonrası yüzlerce artçı sallantı kayda geçti.
Tartışma malûm: Bu yaşanan deprem, beklenen büyük İstanbul depremi miydi, değil miydi
Deprem uzmanı hocalar ikiye bölündü.
Biz uzman olmayanlar, gönlümüzü okşayanı seviyoruz elbette.
13 saniyelik sallantı bize çok daha uzun geldi.
Okullarda 23 Nisan törenleri yapılırken sarsıntının başlaması, kutlamaları da yarım bıraktı.
Müzik eşliğinde mahalli kıyafetlerle yöre oyunlarını oynayan çocuklar, ne yapacağını bilemez hâlde çığlık atmaya başladı.
Anne babaların o sırada onları seyretmek için okul bahçesinde bulunmaları, yaşanan paniğin büyümesini önledi.
Bazılarının dedeleri nineleri de seyirciler arasındaydı.
En iyi tarafı şu ki yıkılan bina yok, can kaybı yok. Şükürler olsun. Yaralananlar panikle yüksekten atlayanlar.
İnsanlar deprem sonrasında evlerine girmek yerine, açık alanlarda beklemeyi seçti.
İmkânı olan çadır kurdu. Geceyi arabasında geçirmeye çalışanlar oldu. En avantajlılar karavanı olanlardı.
Parklar, bahçeler tıklım tıklım.
Belediyelerin açık alanda bulunanlara gece boyunca çorba dağıtması ne güzel bir hizmet.
Son yıllarda toplanma alanlarının bir ölçüde artışına şahidiz ama yeterli olmadığını, daha fazla meydana, daha fazla park ve bahçeye ihtiyaç bulunduğu aşikâr.
Bir sitenin güvenlik görevlisi, site bahçesini mekân tutan ve güvenlik kulübesinin yanında pinekleyen yaşlı köpeğe sitem ediyordu: "Köpekler depremi hisseder ve haber verir bilirdik. Sen niye haber vermedin söyle bakayım"
Köpek cevap vermedi. Sadece başını kaldırıp bakmakla yetindi.
Ben de onu teskin etmeye çalıştım: "Yıkım olmayacağını anlamış olabilir. Seni telâşlandırmak istememiştir. Haber vermeyişi o yüzdendir büyük ihtimal."
Köpekle şakalaşmak hoş olsa da depremle şaka olmaz.

99