Yazar, bir çocuğun öfkeli oyun sahnesinden yola çıkarak insanın içindeki öfkenin köklerini araştırıyor. Narkissos mitolojisini modern topluma uyarlayarak, kendine aşırı odaklanmanın ne bireysel ne toplumsal çöküşün nedeni olabileceğini, ölçülü ve eko etkisine dikkat çekilerek anlatıyor. Peki bu aşırılık birer bireysel seçim mi, yoksa sistemin bize dayattığı bir durum mu?
Mahalle arasındaki basketbol sahasında, voleybol topuyla, tek başına futbol oynayan çocuk!
Sen ne yaptığının farkında mısın Şuurun ne kadar yerindedir, belli olmuyor.
Nedir bu sinir, bu öfke, bu hınç
Kime kızdın, neye gücendin
Rakip yok. Pas verecek, çalım atacak kimse yok. Gol atabileceğin bir kale de...
Seyreden tek kişi bile görünmüyor etrafta.
Yine de topa vuruşundaki öfke, basketbol sahasının dört yanını çevreleyen kafesin tellerini zangırdatıyor.
Kafes içindeki aslan gibisin, tut ki yeni yakalanmış.
*
Topla oynanan üç farklı oyunu nasıl birleştirdin
Ne ad verilecek buna, "bolbol" mu
Vurduğun top geri dönmese, çaresizliğin artacak, baş edemeyeceksin.
Belli ki seni yakan, yıkan bir şeyler var.
Sanal oyunda savaşı mı kaybettin
Hayat mücadelesinde mi yenik düştün
Derslerin çok mu kötü
Sevdiğinden mi ayrıldın
Bir yakınını mı kaybettin
Kelimelerin mi tükendi
İçinden çok kötü şeyler yapmak geçiyor da kendini tutuyor musun
Nedir mesele, soramadım, yürüdüm geçtim.
Sorsam söyler miydin, bilemedim.
EKO, ÖLÇÜLÜ OLMALINarsizm de denilen Narsisizmin dayandığı yer Yunan mitolojisi. Narkissos isimli genç kendine âşıktır. O kadar güzeldir ki aynı zamanda herkes ona âşık olmuştur.
Toksöz B. Karasu, Huzurlu Yaşama Sanatı adlı kitabında şöyle anlatır:
"Gözü kendinden başkasını görmediği için, başka birini sevebilmek şöyle dursun, herhangi biriyle ilişki kurmaktan bile âcizdir. Yakınlaşabildiği tek kişi, yalnızca işittiğini tekrarlayabilen bir nympha (ironik adıyla Ekho) olur. Ekho, sırf Narkissos'u yansılayan bir ses haline gelir."
*

3