Zırrr… Zırrr… Zırr…
Susmak bilmeyen bir telefon zırlaması.
Her duyan rahatsız.
Kürsüde vaaz eden veya minberde hutbe irat eden hocanın sabrı, sınıra doğru ilerlemiş.
Sahibi, o sesin kendi telefonundan geldiğini fark edince, aheste hareketlerle ceplerini karıştırıp buluyor.
"Elooo… Efendim… Camideyim…"
Vay canına! Nerede olduğunu da biliyormuş.
Yakınında bulunanlardan biri, onun elinden telefonu kapıp pencereden dışarıya fırlatsa, herkes takdir edecek.
Fakat kimse öyle bir harekette bulunmuyor.
Konuşmasını bitirirken telefonu sessize almadan cebine koyuyor. Tekrar aransa, yine zır zır ötecek.
Hâlbuki içeride ve dışarıda kaç yerde uyarı yazıları asılı. Hoca ikaz etmiş, müezzin hatırlatmış… Yine de o kendi kafasına göre davranıyor. Belki telefonu sessize almayı bilmiyor. Ya da uyarıları gereksiz buluyor.
Çok mühim bir durumla karşılaşan cami dışındaki yakınları onu acil arayabilirler.
Mesela "Alo, Amerika bize saldırdı, ne yapalım Füzelerle cevap verelim mi" diyecekler… O da kararını verecek. "Gönderin balistikleri…"
Sanki…
Böyle bir sahneyi yaşamadım, hiç rastlamadım diyebilecek bir kişi var mı aramızda Ne mümkün! Camide yüksek sesle çalan bir telefonu hayatta duymadım görmedim diyecek tek kişi bile bulunmaz.
*
Telefon müptelası olanların başka türlü davranışları da var elbette.
Hoca vaaz ederken veya hutbedeyken telefonundan kurtulamayanlara rastlıyoruz. Hem de sayıları günden güne artıyor.
Kimi gelen mesajları okuyor, kimi de o kadarla yetinmeyip cevap yazıyor. Hava durumuna bakan da var, oyuna dalan veya kısa videolar seyreden de.
Böylesini görmeyen varsa, kendini şanslı saysın.
İdrakimizin, anlayışımızın, kavrayışımızın, algımızın şaftı kaymış durumda. Nerede nasıl davranılacağını bilmeyenler, cami adabından habersiz olanlar yakında çoğunluğu ele geçirecek. İşte o zaman, sadece imamın sözlerini dinlemeye çalışan birkaç kişiye tuhaf bakılacak.
*
Vaktin sünneti kılınacak.
Kimi hızlı hareket eder, kimi yavaş.
Eğilen, kalkan, secdeye baş koyan, kıyam eden… Müthiş bir karışıklıkmış gibi görünen fakat esasında harika bir düzen içinde cemaat.
Karmaşanın ahengi içinde yan yana namaz kılıp da aynı ritmi tutturan pek azdır.
Bazılarının hızı epeyce yüksektir. Yanındakiler henüz ikinci rekattayken, o başını yana çevirip namazı bitirebilir.
Bazıları ise sureleri yüksek sesle okumaktan vazgeçmez.
Öyle bir hareketin etrafındakileri yok saymak anlamına geldiğini bilmez gibi onları rahatsız eder.
Atanamamış imam gibi davranır.
Rahatsız olanlar ikaz da edemezler atama bekleyen hoca gibi davranan kişiyi.
O ise sağında solunda, önünde arkasında kimse yokmuş gibi…
Tarlanın ortasında yahut evinde tek başına namaz kılıyormuş gibi…

3