Ne zaman bir yerde 'Yusuf' ismi geçse, aklıma kuyu macerası ve sonrası gelir. Ah o kanlı gömlek yok mu Neler anlatır neler. Ve diğer gömlekleri
Yusuf kuyudan nasıl çıkarıldı
Çünkü çıkması gerekiyordu. Kaderin ağları öyle örülmüş.
Kuyuya niye atıldı
Birçok sebebe dayansa da çıkması için, öncesinde atılması gerek.
Her Yusuf'un bir kuyusukaderi varsa, inanç sahipleri için, her birimizin de farklı kuyusu, farklı kaderi vardır.
Kimi atıldığı kuyuda kalır. Kimi çıkar kurtulur.
Kurtulan herkes de Mısır'a Sultan olacak değildir.
Bazıları gönüllere sultan olur.
Yakın zaman önce asıl memlekete yolcu ettiğimiz Yusuf Özaslan, tanıyan herkesin sevdiği, saydığı biriydi. Unutulmayacak insanlardan. O her ne kadar kendini "adı değmez" olarak görmüşse de biz çevresindekiler için çok değerliydi. Yakın zamanda dostları onun hakkında bir kitap hazırlayabilir.
Her zaman hasretle ve rahmetle andığımız Nusret Özcan'la senelerce aynı yerlerde çalıştık. Çoğunlukla aynı odayı paylaştık. Onca zaman içinde bir kere bile birbirimizi kırmamış, gücendirmemiş, üzmemiş olmak ne güzeldir.
Hatıraları paylaştık, bildiklerimizi paylaştık.
Bir gün bir arkadaşının çocukluğundan bir hatırasını isim vermeden anlatmıştı. Çok hoş bulduğum için bu sütunda yazmıştım.
Günlerden bir gün çocuk sinemaya gidiyor. Dönünce babası öğreniyor ve onu fena hâlde pataklıyor.
Dayak atarken bir yandan da "Demek sinemaya gittin. Öğrendin mi nasıl merdiven dayandığını" diye azarlıyor.
Fakat çocuk, o sözlerin ne anlama geldiğini bilmiyor. Zaten umurunda da değil. Onun derdi tokatların bir an önce son bulması.
Epey zaman sonra meseleyi dolaylı yoldan öğreniyor. Meğer adam askerdeyken, topluca bir film izletmek için sinemaya götürmüşler. Filmde evli bir kadının penceresine merdiven dayayan bir adam varmış.
Sinema, film denilince, adam hep o filmin gösterildiğini düşünmekteymiş.

105