Üzümcünün çığlığı ve Özgür Özel

Tarımdaki sıkıntılar giderek daha da artıyor. iftçi hangi ürüne el atsa işin içinden çıkamıyor. Buğdaydan mısıra, incirden üzüme hemen her üründe sıkıntı var. Üretici bin bir emek ve zahmetle üretmeye çalıştığı her üründen zarar ediyor.

İçinde bulunduğumuz dönem, özellikle Ege'de hasat dönemi. Ege'nin birçok tarımsal ürününde hasat yapılıyor. Normalde üreticinin düğünü, bayramı olması gereken hasat günleri, birçok üründe kahıra dönüşüyor. Emeğinin, alın terinin karşılığını alamayan çiftçi, yaşadığı gerçeklere kahroluyor! Ege'de yaşanan bu kahırlı sürecin başını da üzümcüler çekiyor!

ÜZÜMCÜ İSYANLARDA!

Haftalardır ilgililerden, yetkililerden üzüm alımları ile ilgili bir haber duymak isteyen üzüm üreticisi, çözümsüzlüğü yaşıyor. ekirdeksiz kuru üzümün başlıca üretim alanı Gediz Havzası ve Manisa yöresi. Bu bölgede birçok üretici ailesinin başlıca geçim kaynağı üzüm. Manisa merkezinin ve Alaşehir, Sarıgöl, Salihli, Saruhanlı, Turgutlu gibi büyük ilçelerinin ekonomisini üzüm belirliyor.

Bölge için bunca önem taşıyan üzüm konusunda, iktidar milletvekilleri günlerdir adeta top çeviriyorlar! Tarım bakanıyla görüştük, Manisa'ya gelip fiyatı duyuracak alımları başlatacak diyerek üzümcüyü oyalıyorlar! Anlaşılan bağlarda üzüm kalmaması bekleniyor!

ÜZÜMCÜYÜ ÖZEL DUYDU!

İktidar siyasetçilerinin oyalamalarına karşın, üzümcünün çığlığını YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel duydu. Yalnızca duymakla yetinmedi, aynı zamanda Manisa'dan bütün ülkeye duyurdu. Böylece günler önce hasat yaptığı üzüm salkımlarıyla bağının sergisine "Tek çözüm Özgür Özel" yazan Alaşehirli üzüm üreticisine de mesaj vermiş oldu.

YENİ Parti lideri Özel, yetiştiği coğrafyadan üzümcünün sıkıntısını ülke gündemine taşıdı. Hacıhaliller köyünde ziyaret ettiği bağ sergisinden ve köy kahvesinden bütün Türkiye'ye seslendi. Hemşehrilerinin yükselen sesine sesini kattı. Kendi iktidarlarında uygulayacakları çözümleri anlattı.

TMO-TARİŞ NEREDE

Üzümcü, iktidarın kontrolündeki Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) bir an önce alım fiyatını duyurup hızla alımları başlatmasını istiyor. Ama bu yazıyı hazırladığımız güne kadar ne bakanlıktan ne de TMO'dan çıt çıkmıyor! Adeta gözlerini ve kulaklarını üreticilere kapatmışlar; görmüyorlar ve duymuyorlar! Onların bu tavrı üreticiyi piyasanın insafına bırakıyor. Üzümcü geçen yılın çok altında fiyatlarla üzümünü elden çıkarmak zorunda kalıyor.

Tariş ise iki yıl önce 100 TL, geçen yıl 120 TL olarak duyurduğu taban fiyatı bu yıl 80 TL avans fiyat olarak duyurdu. Her ne kadar avans dense de bu fiyat piyasayı tümden çökertti. Ayrıca, ortak alımlarına getirilen sınırlamalar, Tariş'e de tepkileri artırdı. Üzümcü, üzümü almamak için adeta ayak sürüyen iki kuruma da ateş püskürüyor!

İFTİNİN YAZGISI MI

Bu sezon üzümcünün yaşadığı sorunlar, benzeri birçok üründe de yaşanıyor. Plansızlık, programsızlık ve yanlış tarım politikaları -ya da politikasızlığı- üreticiyi vuruyor! iftçi devasa sorunlarla baş etmekte zorlanıyor. Yalnız çiftçi mi, elbette değil. Üreticiden tüketiciye tüm toplum yaşanan olumsuzluklardan etkileniyor.

Üstelik bağcılık oldukça masraflı bir tesisi gerektiriyor. O nedenle bağcılıktan kaçış da zor. iftçi bu ağır yazgıya adeta isyan ediyor, çığlık atıyor! Bütün ömrünü üzüm üreticiliği ile geçirmiş, eski Tariş ortağı rahmetli anacığımız; Ege ağzıyla "İleşberin garnını yarmışlar, kırk dane gelcek sene çıkmış" derdi. Üzümcünün, üreticinin beklentileri de gelecek yıllara erteleniyor.

***

Nâzım Hikmet'in İzmir'i

Bu yıl 95. kez kapılarını açan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Büyük şairimiz Nâzım Hikmet'in hayatına odaklanan sergi, Kültürpark Atlas Pavyonu'nda izleyicileri, meraklıları bekliyor. Bizce serginin en anlamlı yönü, Nâzım Hikmet'in İzmir yıllarını da yansıtması.

Büyük şairin, geçmişin gizlilik koşullarında İzmir'de geçirdiği dönem pek bilinmez. Oysa Nâzım Hikmet ile İzmir şehri arasında anlamlı bağlar vardır. Kaçaklık günlerinde Nâzım, İzmir'e gelmiş ve kendisini o dönem bu güzel kentin emekçilerine emanet etmiştir. Bu ilginç dönemi de "Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim" romanında anlatmıştır.

NÂZIM'IN İZMİR RAPORU

Nâzım Hikmet İzmir'de kaçak olarak yaşadığı dönemi, romanında kahramanını konuşturarak ve emekçilerle buluşturarak ayrıntıları ile yazmıştır. Romanda yer alan kent betimlemeleri de Nâzım'ın kentle ilgili gözlemlerinin ne denli güçlü ve etkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Ayrıca o yıllarda büyük ozanın yürüttüğü siyasi faaliyetlerle ilgili verdiği raporlar da dönem İzmir'inin ekonomi politiği açısından önemli analizler-çözümlemeler sunuyor. TÜSTAV Komintern Arşivi belgelerine göre, İzmir raporunda şunları yazıyor: "İzmir coğrafi ve iktisadi vaziyeti ve binnetice mühim bir amele merkezi olması itibarıyla, fırkamızın en mühim faaliyet sahalarından biridir. İzmir amelesi, İstanbul amelesine nisbeten şuur itibarıyla geri olmasına rağmen yılgın değildir. İnsiyaki hareketi günden güne artmaktadır..."

'İZMİR NARI GİBİ KIRMIZI'

Nâzım'ın Hikmet'in "Kuvayi Milliye Destanı"nın İzmir'le çok güçlü bağları vardır. Ayrıca "İzmirli Teğmen" şiiri de unutulmaz. Kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir, aynı zamanda emeğin ve emek mücadelesinin de kentidir. Grevlerde, direnişlerde, İzmir'in emekçi semtlerinde; tütünde, üzümde çalışan kadın emekçilerle birlikte bu türküyü çok söylemiştik: "Her akşam yorgun işten dönerken/ Görürdüm onu yolumda ben/ Düşürmüştü gönlüme bir sızı/ O üzüm gözlü işçi kızı/Ellerinde işten kalan iz var/ Tütün işlemiş o parmaklar/ Allıksız yanaklarıyla ağzı/ İzmir narı gibi kırmızı"