Üzümcü bu mağduriyeti ve eziyeti unutmaz

ekirdeksiz sultaniye üzüm, Gediz havzasının en temel ve önemli tarımsal ürünüdür. Manisa yöresinin adı üzümle birlikte anılır. Bu yörede yıllardır bağcılıkla uğraşan pek çok aile için, üzümün, üzümcülüğün çok büyük anlamı ve değeri vardır.

Bizim ailemiz de kuşaklar boyu bağcılıkla uğraştı. O nedenle, çocukluğumuz ve il gençlik yıllarımız bağlar içinde geçti. Hiç unutmam, üniversitede ekonomi bölüm başkanımız, rahmetli hocamız Prof. Dr. Oğuz ataloğlu; ailemizin yaşamöyküsünü ve Tariş Üzüm'de çalıştığımızı öğrenince mezuniyet tezi olarak "ekirdeksiz Kuru Üzümde Üretim ve İhracat İlişkileri" konusunu belirlemişti. Hazırladığımız tezi de beğenmiş ve tam not vermişti.

GEDİZ HAVZASI'NDA YIKIM!

Ege Bağcılar Birliği'nin kurucularından ve 12 Mart öncesinde ilk üretici yürüyüşlerinin örgütleyicilerinden olan rahmetli babamız, daha ortaokul sıralarındayken üretici mitinglerinde megafonu bize verirdi. Üretici kitlesine "Üreten biziz, yöneten de biz olacağız" diyerek sloganlar attırırdık.

Üzüm ve üzümcülük denilince bizim yazacak, anlatacak o kadar çok anımız-konumuz var ki bu sütunlar yetmez. Ama doğrusu bu yılki hasat döneminde yaşananları da hiç unutmayacağız! Gediz havzasının üzümcüleri, bu yıl her açıdan zor-zorlu bir hasat dönemini ve tam anlamıyla bir ekonomik yıkımı yaşadılar.

ÜZÜME, ÜZÜMCÜYE REVA MI

Geçtiğimiz yıldan bu yana yaşanan enflasyon artışına ve başta mazot, gübre, zirai ilaç, sulama olmak üzere tarımsal girdilerde yaşanan onca artışa karşın, geçen yıldaki fiyatların yarısı bedellerle üzümlerini satmak zorunda kaldılar. Örneğin biz, geçen yıl kuru üzümü 120 TL'den satmışken bu yıl aynı kalitede üzümü 65 TL'den sattık.

TMO ve Tariş de neredeyse üzüm almamak ya da en az miktarlarda almak üzerine odaklanmışlardı. Fiyatı açıklamada ve alımları başlatmada çok geç davrandılar. TMO, KS'lerde önceki yıllarda sorun olmayan tanımları bahane ederek, öyle yeni icatlar çıkardı ki, üzüm almamak için adeta ayak sürüdü! Tariş de borcu olmayan ortaktan almamak ya da rekolte beyannamesindeki miktarın yarısını almak gibi sınırlamalar getirdi. Oysa özellikle sıkıntının had safhada olduğu bu hasat döneminde, merkezi yönetimce bu iki kuruluşa işbirliği yaptırılarak üretici desteklenebilirdi.

ÜRETİCİ UNUTMAZ, UNUTMAMALI

Kısacası, yorgun ve bezgin bağcı adeta yokuşa sürüldü! Geçen yılın çok altındaki fiyatlarla üzüm alacağını duyuran iki kuruluştan randevu alabilmek de tam anlamıyla bir işkenceye dönüştü! Üreticiler randevu alabilmek için günlerce büyük eziyet çektiler. Sonuçta, üzüm üreticisinin büyük bölümü, çok daha düşük fiyatlarla üzümlerini piyasada satmak zorunda kaldı. Üzüm yöresinin belediye başkanları Alaşehir'de Ahmet Öküzcüoğlu, Sarıgöl'de Tahsin Akdeniz ve Salihli'de Mazlum Nurlu; günlerdir hemşehrileri adına ilgililere seslerini duyurmaya çalışıyorlar, yetkililere çağrıda bulunuyorlar. Ama maalesef onlara kulak veren yok.

Sonuçta, üzümcü, bu hasat döneminde tam anlamıyla büyük bir mağduriyet ve eziyet yaşadı! Ürettiğine üreteceğine pişman oldu! Bütün bu uygulamalarla ve düşük fiyatlarla, bir anlamda üzümcü cezalandırıldı! Öyle görünüyor ki Manisalı üzüm üreticisi, kendisine reva görülen bu eziyeti ve mağduriyeti, hiçbir zaman unutmayacak; unutmamalı da!

***

İzmir Barosu; demokrasi okulu

İzmir Barosu, 118 yıllık geçmişiyle İzmir'in en eski ve köklü kurumlarındandır. Öncelikle avukatların meslek örgütü gibi görülse de aynı zamanda hukuk ve demokrasi açısından tüm yurttaşlarla da ilişkilidir. Hele günümüzde olduğu gibi, bu alanlarda sıkıntıların, sorunların yaşandığı dönemlerde bu işlev daha da önem kazanır.

İşte bu önemli kuruluşumuz, genel kurula gidiyor. Dört yıldır başkanlık görevini sürdüren Av. Sefa Yılmaz, görevini devretmeye hazırlanıyor. Ege Büromuzu ziyaret eden başkan Yılmaz'la, "Cumhuriyet Ege buluşmaları" bağlamında kapsamlı bir söyleşi yaptık. Onun söylediklerini haber sayfalarımızda ayrıntılarıyla okuyacaksınız. Biz bu yazımızda, İzmir Barosu'nun geçmişten günümüze uzanan mücadele geleneğine değinmek istiyoruz.

'İYİ Kİ BARO VAR'

Ülkemiz ve kentimiz zor bir süreçten geçiyor. Bu dönemde hak, hukuk ve adalet alanında hukukçulara ve onların mesleki örgütü barolara önemli görevler düşüyor. ok köklü mücadele gelenekleri olan İzmir Barosu, bu sıkıntılı süreçte çok önemli bir işlev üstleniyor. Tüm yurttaşların hakkına, hukukuna sahip çıkıyor.

Değerli dostumuz Sefa başkanla sohbet ederken bu mücadelenin kentteki yansımalarına da değiniyoruz. Sıradan yurttaşımıza bile "İyi ki baro var" dedirtmek, gerçekten önemli bir başarı. Biz de Sefa başkanı ve çalışma arkadaşlarını; başarılı hizmetleri için kutluyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.

ESKİ BAŞKANLAR

Sefa başkanla sohbet ederken, geçmişte dostluk ilişkisi kurduğumuz eski baro başkanları ile ilgili anılarımız da belleğimizde canlanıyor. Bunlar arasında, yakın dostlarımız Güney Dinç, İskender Özturanlı, Cengiz İlhan gibi yaşamını yitirmiş değerli isimler öne çıkıyor.

Yakından tanıdığımız Güney Bey, hem hukukçu ve hem de entelektüel birikimiyle, özellikle insan hakları alanında uluslararası bir otoriteydi. Hukukla ilgili eserlerinin yanı sıra romanları da yeni kuşaklar tarafından mutlaka okunmalıdır. Bir başka yakın dostumuz, Cumhuriyet gazetemizin 2. sayfa yazarlarından İskender Özturanlı, müthiş bir şiir belleğine sahipti. Edebiyatı da yakından izler, birçok şairin dizelerini ezbere okurdu. Cengiz İlhan'ın da İzmir'le ilgili araştırmaları ve kitapları vardı. Ağabeyi Attilâ İlhan vefat ettiğinde biz İzmir büyükşehirde başkan danışmanıydık. Attilâ İlhan için birlikte çalışmalar yaptık. Karşıyaka'daki evine ziyaretlerimizde, 1950'li yıllardaki siyasal mücadeleleri ve anılarını anlatırdı.