Son günlerde ülkemizde-yurtdışında, oldukça önemli ekonomik-sosyal ve siyasal gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeleri yakından izlemek, doğru biçimde analiz etmek ve gerekli dersleri çıkarmak gerekiyor. ünkü her birinin toplumsal hayatımıza dair önemli mesajları var.
Doğrusu yaşananlar karşısında halkımız kime kulak vereceğini, kimlere inanıp güveneceğini şaşırıyor. Bunca karmaşa içinde, gerçekleri ve gelişmeleri, bıkmadan-usanmadan yalın biçimde halka anlatmamız gerekiyor. ünkü ekonomipolitik yaşamda değişimin yolu buradan geçiyor.
BERLİN'DEKİ BAŞARIEn sıcak gelişme Almanya'da yaşandı. Berlin eyaletinde Türk kökenli Elif Eralp'i başbakan adayı gösteren Sol Parti, seçimden başarıyla çıktı. 2.5 milyon seçmenin katıldığı seçimde, Sol Parti oyların yüzde 25.5'ini alarak başarıya ulaştı. Göçmen bir ailenin kızı olan Eralp'in, Berlin eyaletinin başbakanı olması bekleniyor.
ok sayıda Türk kökenlinin yaşadığı Almanya ve özellikle de Berlin, bizim açımızdan oldukça önem taşıyor. Ülkemizde kimi çevreler bunu yalnızca Elif kızımızın başarısı olarak yansıtmaya çalışsa da bu başarının önemli anlamları ve mesajları var. Öncelikle Elif Eralp'in Sol Parti'yi temsil ettiği gerçeği unutulmamalı. Ayrıca, 12 Eylül darbesi sonrası Almanya'ya sığınmak zorunda kalan bir ailenin çocuğu olması, bizim için ayrı bir anlam ve önem taşıyor. Başta barınma sorunu olmak üzere, sosyal konulardaki projeleri ve yaklaşımları da elbette dikkatle değerlendirilmeli.
FON VURGUNU!Son günlerde ülkemiz gündeminin temel ve başat konusu, sermaye piyasasında yaşanan sıkıntılı süreç. Uzun süredir borsada manipülasyon yapılarak haksız kazanç sağlanması ve sonuçta bazı fonların tasfiye edilmesi süreci, ekonomiyi birçok yönden olumsuz etkiliyor. Bu konuda yurttaşın önemli bir endişesi de bu vurgunun faturasının sonuçta kamuya, halka yüklenmesi olasılığı.
Dar gelirli geniş toplumsal kesimler, kendi dışlarında olup biteni adeta bir film izler gibi ibretle izliyor. Fonlarda katılımı bulunan küçük yatırımcının paylarının sonucu da şimdilik belirsizliğini koruyor. Bizce bu olayın üzerinde en çok durulması gereken yönü, siyasal ve yönetsel sorumluluğu. Asıl bunun sorgulanması gerekiyor. Bakalım bu konuda neler yapılacak Ama şimdiden belli olan, sonuçta halkın, kamunun ve ülke ekonomisinin kayba uğradığı gerçeği!
ENFLASYON SARMALIToplumun dar gelirli geniş kesimlerinin asıl gündemini ve derdini ise enflasyon ve hayat pahalılığı oluşturuyor. Aslında onlar kendi borsalarını hemen her gün hayatın içinde çarşıda-pazarda-mutfakta yaşıyorlar. Adeta enflasyon sarmalının mengenesi altında eziliyorlar. İktidarın izlediği ekonomi politikaları, emekçinin, yoksulun, dar gelirlinin sofrasını giderek daha da küçültüyor.
TÜRK-İŞ'in ağustos ayı açlık-yoksulluk raporu, bu konudaki yeni sınırları gösterdi. Kira, ulaşım, barınma, enerji, eğitim ve sağlık gibi diğer zorunlu harcamaları ifade eden yoksulluk sınırı 121 bin 786 TL'ye yükseldi. Aynı rapora göre, açlık sınırı ise 37 bin 388 TL'ye çıktı.

11