Siyasal etik

Son dönemde hayatın birçok alanında sosyal bir çöküş yaşanıyor. Bunların içinde siyaset alanı başı çekiyor. Siyasetin ülke yönetimiyle doğrudan ilişkisi nedeniyle bu alandaki çözülüş elbette büyük önem taşıyor. En önemlisi, diğer alanları da olumsuz etkiliyor.

Geçmiş dönemlerin görece daha ilkeli ve daha düşünsel ağırlıklı siyasal dönemlerini yaşamış, deneyimlemiş bizim kuşaklar için bu dönemde yaşanan olumsuzluklar doğrusu yüreğimizi acıtıyor. Ülkemiz, halkımız ve yurttaşımız adına büyük endişe duyuyoruz.

BAŞKAN-VEKİL TRANSFERLERİ

Siyaset alanındaki erozyon en çok kendini belediye başkanı ve vekil transferleri ile gösteriyor. Bu tür siyasi transferlere karşı çıkarak iktidara gelenler, şimdilerde bunun şampiyonluğunu yapıyorlar! Oysa geçmişte, siyasi transferlerin engellenmesi adına, partisinden ayrılanın görevinden de ayrılması gerektiği savunulurdu.

Şimdilerde ise tam tersi yapılıyor; siyasal ilkeler ve çizgi tutarlılığı bir yana itiliyor. Örneğin yıllarca iktidar karşıtlığı yaparak halktan oy alan bazı vekiller ve başkanlar, iktidar saflarına katılıyorlar. İktidar partisi de yıllarca kendilerini eleştirmiş bu kişileri kabullenip hazmediyor! Olan yurttaşın oylarına ve siyasal tercihlerine oluyor!

MİLLİ İRADE GASBI!

Savunulanın tam tersi görüşlere-saflara siyasi savrulmalar, bir anlamda milli iradenin gasbı anlamına geliyor. Sandığın ve siyasal tercihin önemini azaltıyor. İktidara yönelik eleştirilerini ve partisini referans alarak kentine başkan ya da vekil yaptığı kişilerin; bütün bunları unutup yok sayarak transfer olması, doğrusu seçmeni yaralıyor. Bir anlamda, seçmenin vermediği yetki transferle elde ediliyor.

Bu işin olumsuzlukları yalnızca bunlarla da sınırlı değil. Daha da önemlisi, seçmenin siyaset kurumuna ve partilere olan inancını ve güvenini sarsıyor. Halkı giderek sandıktan ve seçimden bile soğutuyor. Bir bakıma seçmen iradesinin gasp edilmesi anlamına geliyor.

BUTLANCILAR-MAZBATASIZLAR

Bugünlerde siyasal etik konusunda bir başka çarpıcı örnek CHP'deki "butlan olayı". Yıllardır iktidar karşıtı olarak bilinen siyasetçiler, iktidar eliyle ana muhalefet partisinin başına geliyorlar. Kendi partilerinin kurultaylarından, ililçe kongrelerinden alamadıkları onayı, iktidarın güdümündeki yargıdan alıyorlar. Üstelik bunu içlerine sindirebiliyorlar. Bu tutumlarıyla da iktidarın oyunlarına alet oluyorlar, ekmeğine yağ sürüyorlar!

Ağızlarını her açışta tabanın iradesi, önseçim, örgütün kararı sözleri edenlerin; bütün bu söylemleri boşa düşüyor. Butlancılığı ve mahkeme kararıyla görevlere gelmeyi kabulleniyorlar. Mazbatasız olarak, seçimle görevlere gelmiş mazbatalı il-ilçe başkanlarını ve yöneticilerini, örgütleri görevlerinden uzaklaştırıyorlar. Cumhuriyetin kurucu ve ülkenin ana muhalefet partisinde yaşanan bu olumsuzlukları, yurttaşlar da üzüntüyle izliyor.

TARİHİ SORUMLULUK

Bizler sade yurttaşlar olarak yaşadığımız dönemi ve günleri önemseriz. Ailemize, çocuklarımıza, dostlarımıza, kentimize ve ülkemize olumlu izler bırakmak isteriz. Bu bizim hem kendimize ve hem de ailemize, geleceğe karşı sorumluluğumuzdur. Belli yaşlara ve konumlara gelmiş bizler için en önemli değer, yaşamımıza gölge düşürmemektir. Bizim önemsediğimiz bu yaklaşımın, kentlerin ve ülkenin yönetiminde görev almış siyasetçiler için daha da önemli olması gerektiğini düşünüyoruz.