İçinde bulunduğumuz döneme damga vuran sözcüklerden biri "silkeleme". Bu sözcükle ifade edilen uygulama, kentin ve kentlinin günlük yaşamında çok önemli işleve sahip yerel yönetimlerde -özellikle de muhalif belediyelerdeadeta kâbusa dönüşüyor.
Sonuçta, özünde bir kamu kurumu olan belediyeler, desteklenmesi gerekirken tam tersine cezalandırılmış oluyor! Bu olumsuzluktan da en çok, çok sayıda muhalif belediyenin bulunduğu İzmir ve Ege Bölgesi etkileniyor.
KAMUDA AYRIŞMABu durum, kamusal alanda önemli bir ayrışmayı da beraberinde getiriyor. Temel amaçları yurttaşa hizmet olan ve bunun için dayanışmasıyardımlaşması gereken kurum ve kuruluşlar, birbirleriyle uğraşır hale geliyorlar. Tıpkı İzmir'de Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Gasilhane ve Namazgah Hamamı örneklerinde olduğu gibi...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay; yerel yönetim tarafından restore edilen ve kentinhalkın hizmetine sokulan bu tarihi yapıların ellerinden alınarak, hizmetin aksatıldığına dikkat çekiyor.
HİZMETTE AKSAMALARBelediyelerin özellikle de muhalif belediyelerin sıkıntısı, yalnızca hizmet alanlarına ve mekânlarına müdahale ile de sınırlı değil. Bir başka temel sorun, borçlar nedeniyle gelirlerinden olağanüstü kesintiler yapılması ve finansman olanaklarının engellenmesi. Örneğin buldukları dış kredilerin onaylanmaması. Bu mali silkeleme belediye yönetimlerini zor durumda bırakıyor. Birçoğu çalışanların maaşlarını bile ödemekte zorlanıyor. Doğal olarak yerel hizmetler de aksıyor.
Aynı zamanda bütün bu olumsuzluklar günlük yaşamın içinde kent halkına yansıyor. Sonuçta olan yurttaşa oluyor; kentlerde yaşayan kenttaşlar cezalandırılmış oluyor!
KENTLERİN CEZALANDIRILMASIYerel yönetimlerle ilgili kuşatma yalnızca mali konularla da sınırlı değil. 7579 sayılı yasa ile belediyelerin, bağlı kuruluşların ve bunlara ait şirketlerin yeni firma veya kooperatif kurması, mevcut şirketlere ortak olması ya da hisse devralması da merkezi yönetimin iznine bağlandı. Resmi Gazete'de yayımlanan düzenleme ile yalnızca belediyelerin kendisi değil, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları iştiraklerin yeni ortaklık kurması da aynı kapsama alındı.
Bu düzenleme de belediyelerin hareket alanını daraltmayı, bir bakıma elini kolunu bağlamayı hedefliyor! Üstelik yerel yönetimleri daha da baskılayacak ve etkisizleştirecek yeni düzenlemelerin hazırlandığı ifade ediliyor.
YERELİN GERİLEMESİBütün bu uygulamaların ve kısıtlamaların temel siyasi nedeni, son yerel seçimlerde başta büyükşehirler olmak üzere ülkemizin büyük çoğunluğunun muhalif başkanları seçmiş olması. Kısacası, muhalefetin kontrolündeki yerel yönetimler siyaseten etkisizleştirilmeye çalışılıyor.
Dünyada yerel yönetimlerin etkinliği artarken ve hizmet alanları genişlerken, biz de tam tersinin yapılması; ister istemez "herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine" özdeyişini anımsatıyor. Hele bir zamanlar "Yereli güçlendireceğiz" diyerek iktidara gelenlerin, 31 Mart 2024'te yerel seçimi ve yönetimleri kaybedince tam tersini yapmaları; önemli siyasal dersler içeriyor.
***
Buğday alım fiyatının düşündürdükleriTarım kesiminde yaşanan sorunlar giderek tırmanıyor. Hemen her üründe, çiftçi aradığını, beklediğini bulamıyor. Bu da çiftçiyi küstürüyor ve üretimden uzaklaştırıyor.Kırsalda yaşanan olumsuzluklar ülkenin temel meselelerinden biri haline geldi. Buna koşut olarak, özellikle tarımsal gıdada riskler artıyor. Bu durum ülkemiz ve halkımız için gerçek bir beka sorunu haline geliyor. Bu önemli konuyu, olur olmaz her meseleye "beka" tanımı yapanların dikkatine bir kez daha sunuyoruz.
HUBUBAT FİYATLARIGeçtiğimiz günlerde TMO'nun hububat alım fiyatları açıklandı. Buna göre; ekmeklik ve makarnalık buğday için ton başına 16 bin 500 TL, arpa için ton başına 12 bin 750 TL fiyat verildi. Bu fiyatlar çiftçinin maliyetini bile kurtarmaktan uzaktı. Önceki yılın alım fiyatları ile karşılaştırıldığında, bu yılki fiyat artışlarının ne denli hayatın gerçeklerinden uzak olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Önceki yıl 13 bin 500 TL'ye satılan buğdayda yüzde 22 artış; 13 bin 500 TL'ye satılan arpada yüzde 15.91'lik bir artış oldu. Oysa başta mazot ve gübre olmak üzere, bu ürünlerin maliyet kalemlerinde çok yüksek artışlar yaşandı.
İFTİNİN TEPKİSİAçıklanan fiyatlar başta buğday üreticisi olmak üzere hububat yetiştiren çiftçiler tarafından protesto ile karşılandı. Konya Cihanbeyli'de çiftçiler fiyatlara tepki göstermek için meydanlara çıktılar. Traktörleriyle iktidarı uyardılar. Ege'de ve ülkenin başka bölgelerindeki çiftçiler de benzeri tepkiler içinde. Hububat üreticileri; "Bizler alınterimizle, binbir emek ve fedakârlıkla yetiştiriyoruz. Hasat döneminde de bu emeğimizin, alınterimizin karşılığını almak istiyoruz" diyorlar. Yalnızca onlar mı Karadenizli çay üreticileri de çay alım fiyatına tepki gösteriyor.
1 EKMEK-GEVREK BİLE ALMIYORBaşta buğday olmak üzere temel gıda olan hububat stratejik önem taşıyor. Buna karşın ülkemiz, giderek üreten ve kendi kendine yeten bir ülke olmaktan uzaklaşıyor. Üreten çiftçi özendirilmesi gerekirken adeta cezalandırılıyor! Bu da çiftçi kesimini kahrediyor ve küstürüp üretimden uzaklaştırıyor.

13