Kıyılar ve ormanlar kamusaldır, ticarileştirilemez!

Yaz mevsimlerinde Cumhuriyet Ege ekimizin artık klasik hale gelmiş iki önemli gündem maddesi vardır. Bunlardan birisi kıyı işgalleri, diğeri de orman yangınlarıdır. Bu konular, bizim için yaşadığımız dönemin başat konularıdır. Elbette kıyılar ve ormanlar her daim göz bebeğimizdir.

Bilindiği gibi, deniz kıyıları ve ormanlık alanlar kamusal ortak yaşam alanlarıdır. Sonuçta kamunun yani halkındır. Kurum ve kuruluşların, hepimizin, tüm yurttaşların, bu alanlarla ilgili söz hakkı ve sorumluluğu vardır. Dolayısıyla, her kişi ve kurum buralara gözü gibi bakmalı, koruyup kollamalıdır.

KIYIDA-HAVLUNU SER!

Son yıllarda Ege kıyılarında önemli bir toplumsal duyarlılık ve hareketlilik oluştu. Bunların içinde en çok Bodrum'daki hareketlenme dikkati çekiyor. Gümüşlük'te kıyıların işletmeler tarafından işgal edildiğini öne süren yurttaşlar, 28 Haziran'da bir nöbet eylemi başlattılar. "Gümüşlük Halk Plajı Nöbeti" adı verilen eylem, altıncı haftasında da sürdü. Eylemi organize eden Gümüşlük Forumu, kamu kurumlarını göreve çağırarak kıyıların halkın kullanımına açılmasını istedi.

Ege'de kıyıların korunması ve halkın plajlara ücretsiz erişimi için yürütülen çevre hareketleri, "Kıyı mücadelesi ve kıyı talanına hayır" eylemleriyle büyük bir ivme kazanıyor. Bu eylemler özellikle özel işletmelerin şezlong işgallerine, yasadışı çitlere, giriş ücreti taleplerine ve kıyı şeritlerindeki yapılaşmalara karşı odaklanıyor. "Havlunu ser" sloganıyla anılan bu eylemlilikler, kısaca "Kıyıda" ismiyle tanımlanıyor.

PROTESTO YAYGINLAŞIYOR

Geçtiğimiz hafta sonu Bodrum Gümüşlük'te yeniden eylem yapıldı. Buna koşut bir başka kıyı eylemi de Muğla'ya bağlı Akyaka'da yaşandı. Kıyı alanlarının ticari işletmeler tarafından işgal edilmesi ve bunların yeterince denetlenmemesi üzerine Akyakalılar eylem yaptılar. Gökova Ekoloji Meclisi öncülüğünde düzenlenen yürüyüşün ardından, Maden İskelesi'nde basın açıklaması yapıldı.

Platform sözcüsü Özge Kanat, kıyıların herkesin eşit, serbest ve ücretsiz kullanımına açık olması gerektiğini vurguladı. Açıklamanın ardından şezlonglarla kapatılan plaja yürüyen eylemciler, kıyıya havlularını sererek denize girdiler. Gökova'nın çevre koruma bölgesi statüsünde olduğu vurgulandı. Buna karşın bölgenin ticari baskı altında kaldığı ve yasal koruma önlemlerine yeterince özen gösterilmediği açıklandı.

KIYILAR VE MİLLİ PARKLAR

Kıyılar kadar önem taşıyan bir başka kamusal alan da ormanlardır. Buralarda oluşturulan milli parklar da rantçı çevrelerin ilgi alanındadır. Kıyılarda olduğu gibi milli parklarda da hizmet işletmeleri vardır. Bu işletmeler, kamu kurumları, belediyeler ya da onların yönetimindeki-denetimindeki kuruluşlarca işletilmelidir.

Örneğin, çok iyi bildiğimiz ve sevdiğimiz Kuşadası-Güzelçamlı milli parkı, uzun süre Kuşadası Belediyesi'nin Arya şirketince işletilmişti. Sonra burası ihaleyle özel ticari işletmelere verildi. Hizmet kalitesi bozulduğu gibi daha pahalı hale geldi. Milli parkta görsel ve çevresel kirlilik de arttı. Oysa ihalelere belli koşullar ve sınırlamalar getirilebilir. Halka hizmeti önceleyen kamucu bir anlayışla hareket edilebilir, edilmelidir. Sözün özü; kıyılar, ormanlar, milli parklar kamusal ortak yaşam alanlarıdır, ticarileştirilmemelidir!

***

Ormanlarımız yanarken...

Son dönemde başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere, ülkemizin birçok yerinden orman yangını haberleri geliyor. Hava sıcaklığının artışıyla birlikte orman yangınları da arttı. anakkale'den Balıkesir'e, İzmir'den Muğla'ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada, orman yangını meydana geldi. Yetkililer son dönemde toplam 260 yangına müdahale edildiğini açıkladı.

Tabii bu yalnız bize özgü bir durum değil. Avrupa da en yoğun orman yangınları sezonunu yaşıyor. Fransa'da, İspanya'da ve komşumuz Yunanistan'da yoğun orman yangınları var. Ege'nin karşı kıyısındaki adalar da benzer sıkıntılar ve tehlikeler içinde.

EGE-AKDENİZ RİSKLİ

Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerimiz oldukça sıcak bir iklimi yaşıyor. Dolayısıyla bu yöreler, orman yangını için daha büyük risk taşıyor. Uzmanlar yangın kasırgasının kasım ayına kadar sürebileceği uyarısında bulunuyorlar. Bir başka uyarı da risk kuşağında bulunan bölgelerde betonlaşmanın olumsuz etkileşimi artırdığını ortaya koyuyor. ünkü beton kentler serinlemiyor!

Bu uyarılar bağlamında, iklim dostu kentler oluşturmak gerekiyor. Kentsel ısı eylem planları ve orman yangın koruma planları yapılmalı, önlemleri alınmalı. Uzmanlara göre bu tehlike ve risk, artık meteorolojik bir olayın da ötesine geçiyor. Halk sağlığını, ekonomiyi ve hayatı doğrudan olumsuz etkiliyor.

ÖNLEM VE MÜCADELE

İçinde bulunduğumuz dönem, halk arasında "eyyam-ı bahur" olarak adlandırılan zaman dilimine işaret eder. Yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerini, temmuz ayının sonu ile ağustos ayının ilk dönemini kapsar. "Afrika sıcakları" veya "çöl sıcakları" olarak da bilinir. İşte bu durum, bölgemizde günlük yaşamı alabildiğine etkileyip zorlaştırırken aynı zamanda orman yangını tehlikesini de artırıyor.