İzmir Fuarı, Cumhuriyetin halk okuluydu

İşte yine İzmir'in "fuar günleri" geldi. Bizler, İzmirliler olarak bir İzmir Enternasyonal Fuarı'na (İEF) daha ulaşmanın sevincini yaşıyoruz. Asırlık İEF, tarihi boyunca Cumhuriyetimizin birinci yüzyılına adeta ayna oldu ve vitrin işlevi gördü. Aynı zamanda, başta "çağdaş uygarlık yolu" olmak üzere, Cumhuriyetin değerlerini halka kavratan bir "halk okulu-halk üniversitesi"ydi. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını yaşadığımız ve fuarın 94. yılına ulaştığımız bugünlerde; bu tarihi anlamına ve önemine uygun olarak, hem ulusal kurtuluşun 103. yılını ve hem de 94. fuarımızı yürekten selamlıyoruz!..

FUAR'SIZ İZMİR, İZMİR'SİZ FUAR DÜŞÜNÜLEMEZ

Tarihi boyunca, İEF ile İzmir kenti arasında çok derin bir yazgı birlikteliği oluşmuştur. Kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir ile Cumhuriyetin simgesi fuarın kaderleri adeta buluşup birleşmiştir. Artık fuarsız İzmir ve İzmir'siz fuar düşünülemez. Birçok yönüyle Cumhuriyetin "öncü kenti" olan İzmir'imizin farklılıkları ve özgünlükleri arasında, fuarcılık da önemli bir yer tutar. Fuarlar kenti İzmir, ülkemizde fuarcılığın da öncüsüdür. Bu yıl 94. kez kapılarını konuklara açan İEF, İzmir'in simgesidir... Günümüzde bütün dünyada fuarcılık ihtisas fuarları şeklinde yapılmaktadır. Dolayısıyla artık İEF benzeri genel ticaret fuarları tarihe karışmıştır. Ancak buna karşın İEF, geçmişteki görkemini yitirmiş olsa da 94 yıllık geleneğini sürdürerek ve özgün çizgisini koruyarak hâlâ yaşamaktadır ve daha yıllarca yaşayacaktır.

'ARSIULUSAL'DAN 'ENTERNASYONAL'E

Bu yıl 94. kez düzenlenen ve bir zamanlar "İzmir'in, Ege Bölgesi"nin düğünü, bayramı olarak nitelendirilen fuar, her daim bizim yürek tellerimizi de titretiyor. İzmir Fuarı'nın kökleri derinlerdedir. Fuarın kuruluş öyküsü, Kurtuluş Savaşı sonrası Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanır. İzmir İktisat Kongresi, fuarın mayalandığı, tohumlarının atıldığı alandır. Bir zamanlar adına "Arsıulusal" denilen İEF; ticari, ekonomik, kültürel, eğlence ve sosyal yönleriyle ortak bir değer ve gelenektir. Cumhuriyetin ilk yıllarında temeli atılan ve onunla birlikte gelişip büyüyen fuar, genel ticaret fuarı şeklinde düzenlenerek geçmişten günümüze ulaşmıştır. Onun tarihi aynı zamanda ülkemizin sosyal, siyasal, ekonomik ve toplumsal tarihidir.

CUMHURİYETİN VİTRİNİ VE HALK OKULU

Kurtuluşu yaşayan İzmir, ardından ilk iktisat kongresine de ev sahipliği yaptı. Bu kongrede ekonomi alanında yürünecek yolun haritası oluşturulurken İzmir'de kongreler yapılması, sergiler ve fuarlar düzenlenmesi hedefi de bu kentin önüne görev olarak konuldu. Böylece İEF, kurtuluşun ateşleri ve kuruluşun kıvılcımları içinden doğdu. Fuarın öncelikli amacı, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ürettiği tarımsal ve sanayi ürünlerini sergilemek, bunların ticaretini sağlamak ve başta ekonomi olmak üzere hayatın tüm alanlarında uluslararası ilişkiler kurmaktı. Kısacası fuar, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin vitriniydi. İzmir Fuarı'nın bir başka önemli görevi de o dönemlerde tam bir "halk okulu" olarak işlev görmesidir. Fuar, ülkede ve dünyada yaşanan gelişmelerin izdüşümü gibiydi.

***

İzmir'in, Ege'nin düğünü/bayramı

İEF'i günümüzde de var eden temel eksen, yaşamın tüm renklerini bünyesinde barındırmasıdır. Farklı yaş, gelir, sosyal ve kültürel gruplar aynı alanda yan yana bulunmakta ve ortak atmosferi birlikte paylaşmaktadır. Yine çocuğuyla, yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle ailenin tüm bireyleri fuarı birlikte ziyaret etmektedir. Eğitimlilerden eğitimsizlere, kentin varsıl semtlerinden yoksul çeperlerine, kentlilerden kırsal kesime kadar uzanan çok farklı kesimler, İEF'te yan yana gelmektedir. İşte tüm bu özellikleri onu ilginç kılmakta; çeşitli ayrışmaların/uzaklaşmaların yaşandığı günümüz koşullarında, bir "ortaklaşma alanı" haline getirmektedir.

94 YILLIK GELENEK

Bu güzelim ülkenin yurttaşı olup da İzmir Fuarı'nı bilmeyen yok gibidir. Herkes fuarı görmese de en azından duymuştur. Hele eski kuşaklar için, İzmir Fuarı, büyülü, tılsımlı bir dünyadır... İnternetin hayal bile edilemediği, televizyonun ise daha ortalarda olmadığı yılları düşünün... İzmir Fuarı, o dönemlerin, yılların; hayata, dış dünyaya açılan ışıklı penceresiydi... O pencereden ne ışıklar girdi yüreğimize, bilincimize... Bizi ışıttı, aydınlattı... O dönemleri, yılları nasıl unutabiliriz... Hele biz İzmirliler, Egeliler... Bizler için fuar derin anlamlarla, ilginç anılarla doludur... ocukluğu Ege'nin kırsal kesiminde geçen bizim için fuar, üretim sevinciydi, hasat bayramıydı, yaşam coşkusuydu...

İzmir Fuarı pulu

HAYAT ŞENLİĞİ

Yaz ayları, üzüm bağlarında, bin bir zahmetle yetişen üzümün hasadını yapıp bir an önce işleri tamamlamanın mücadelesini verirdik... Koca bir yılın emeği üzüm çuvalları Tariş'e gönderilirdi... Sonrasında da ver elini İzmir Fuarı... Fuara gitmek, bizim için bir ödüldü... Hele bu gidişimiz bir de 9 Eylül'e denk gelirse, değmeyin keyfimize... Bir taşla iki kuş vurmuş olurduk... Böylece hem fuarı, hem de 9 Eylül İzmir'in kurtuluş yıldönümünü doyasıya yaşardık... O yıllarda İzmir Fuarı, 20 Ağustos'ta başlayıp 20 Eylül'e kadar sürer, bir aylık süreyi kapsardı... Fuarı neredeyse hiçbir pavyonu -o yıllarda tanıtım bölümlerine pavyon denirdi- atlamadan bir baştan bir başa dolaşırdık... Dünyadaki tüm yenilikler, buluşlar orada sergilenirdi... Hele ülke pavyonları, tam bir ilgi odağıydı... İnsanoğlunun uzaya ilk yolculuklarını hep orada izledik... Yeni teknolojileri ve buluşları da... Bir bakıma fuar, biz İzmirliler ve Egeliler için tam bir eğitim alanı ve hayat şenliğiydi...