'İzmir duruşu'na gölge düştü!

Kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir, yine önemli bir dönemeci yaşıyor. eyrek asırdır hemen her seçimde iktidar karşıtı duruş sergileyen ve iktidar partilerine-adaylarına geçit vermeyen İzmir, şimdi yeni bir durumla karşı karşıya kaldı. Büyükşehir, iğli ve Foça'nın muhalif belediye başkanları iktidar saflarına transfer oldular.

Üstelik bu savruluşu yaparken kendilerine oy ve destek vermiş muhalif seçmenin görüşüne-onayına da başvurmadılar. Birer rozet takarak, iktidara ve liderine övgüler dizerek saf değiştirdiler. Oysa geçtiğimiz yerel seçimlerde, iktidar karşıtı olduklarını ifade ederek muhalif seçmenin oyunu desteğini istemişlerdi. Muhalif seçmen de ağırlıklı olarak onların isimlerine değil, siyasi aidiyetlerine, muhalif duruşlarına oy vermişti.

İZMİRLİYİ ALDATMAK

Yakalarına iktidar rozeti takarak bir günde saf değiştirenler, seçimlerde savundukları çizginin tam karşısına savruldular. Bu tutumlarıyla da İzmir'i, İzmirliyi aldatmış oldular. Ama aslında kendilerini ve gittikleri yerleri de aldattılar. Daha önce yaptıkları bütün söylemleri, halka-seçmene verdikleri sözleri çiğnemiş oldular.

Cumhuriyetin, demokrasinin ve Aydınlanmanın kenti İzmir'de yaşanan son siyasi transferler; İzmir'in, İzmirlinin yıllardır devam eden tarihi muhalif duruşuna gölge düşürmüştür. Aynı zamanda, bu transferlerle İzmirli seçmenin iradesi gasp edilmiştir! İzmir'in seçimde yaptığı tercihler, yok sayılmıştır. Bu durum, hiçbir biçimde savunulamaz ve kabullenilemez!

İZMİR BUNU UNUTMAZ

İzmir ve İzmirli, kendi iradesinin yok sayılmasını, rafa kaldırılmasını hiçbir biçimde kabullenmez, kabullenmiyor. Her fırsatta tepkilerini de gösteriyor. Şimdi burada en önemli görev kentin yerel siyasetçilerine ve özellikle de muhalif başkanlara-belediye meclis üyelerine düşüyor. Hiç olmazsa onlar, seçmenin kendilerine verdiği emanete özenle sahip çıkmalıdırlar. Transferlerin diğer muhalif başkanlara ve meclis üyelerine uzanmaması için çok sağlam durmalıdırlar.

Kente ve kentliye yönelik hizmetler için daha fazla çalışmalı, dayanışmalı ve ortaklaşmalıdırlar. Seçilirken başkanlarla birlikte seçmene verdikleri sözlerin, hazırladıkları projelerin takipçisi olmalıdırlar. Doğal olarak, şimdi büyükşehir ve ilçe meclislerinde onlara daha büyük görevler-sorumluluklar düşüyor.

'İZMİR DURUŞU' KORUNMALI

Aslında yaşanan bu gelişmeleri, başta muhalefet olmak üzere tüm siyasal ve toplumsal çevrelerin çok yönlü değerlendirmesi gerekiyor. Başta siyasetçiler olmak üzere, kentine ve ülkesine duyarlı olan herkes buradan ders çıkarmalıdır. Özellikle kendini muhalif olarak tanımlayan ve muhalefet çevrelerinde siyaset yapanlar, İzmir'in tarihi duruşuna sahip çıkmalıdır.

Bu duyarlılığı gösterenlerin ortak hedefi, tarihi İzmir duruşuna sahip çıkmak ve ona daha fazla gölge düşürmemek olmalıdır. Bu bağlamda; kentin ve ülkenin gündemine, ihtiyaçlarına koşut yeni politikalar geliştirilebilir. Geleceğe yönelik hazırlıklar ve araştırmalar yapılabilir. Parti ve örgüt ayrımı yapmaksızın siyasal ve toplumsal muhalefetin en geniş kesimleri ortaklaştırılabilir. Böylesi kritik bir süreçte, İzmir'in tarihi duruşunun korunması ve daha fazla gölgelenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. İzmir'in ilerici-yurtsever güçlerine, böyle anlamlı bir görev ve sorumluluk düşüyor.

***

Üzümcünün ve zeytincinin isyanı

Ege'de hasat dönemi, bin bir sorunla ve zorlukla yaşanıyor. Başta üzüm ve zeytin olmak üzere Ege'nin geleneksel tarım ürünlerinde, üretici çok büyük mağduriyet yaşıyor. Bu sezon yaşanan onca maliyet artışına ve yüksek enflasyon oranına karşın; önceki yıllarda ürününü sattığı fiyatları bile piyasada bulamıyor.

Bu durumda üzüm ve zeytin üreticisi, adeta yok pahasına ürününü elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Kimi üreticiler de Sarıgöl'de ve başka yerlerde görüldüğü gibi, üzümlerini yere keserek ya da römorklarla çöpe dökerek durumu protesto ediyorlar.

TOPLAMA MALİYETİ

Üzümde yaşananlara koşut gelişmeler zeytinde de yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde Akhisar Zeytinliova'da bir araya gelen zeytin üreticileri, alım fiyatının toplama maliyetini bile karşılamaktan uzak olduğunu söyleyerek bir hafta zeytin toplamayı ve ürün teslimini durdurma kararı aldılar. "Zeytin dalda, üretici darda" diyen zeytinciler; artan maliyetler ve düşen alım fiyatlarına karşı üreticinin desteklenmesini istediler. 20-50 TL fiyatla alınan zeytinin üreticiyi mağdur ettiğini; bu nedenle devlete alım fiyatı belirleme ve üreticiyi destekleme çağrısı yaptılar.

ÜZÜMCÜNÜN FERYADI!

Sezon başından beri TMO'dan ve Tariş'ten bekledikleri desteği göremeyen üzüm üreticisinin tepkisi ve feryadı da sürüyor. Geçtiğimiz salı günü, Manisa-Horozköy'de ve Sarıgöl'de alanlara çıkan bağcılar; üzüme ve üzümcüye sahip çıkılmamasını protesto ettiler. Üzümcüler, on binlerce üretici ailesinin yaşadığı sorunların, "futbolcu Salah" kadar konuşulmadığına dikkat çektiler.