Geçtiğimiz günlerde gazetemize özel bir demeç veren ana muhalefet lideri Özgür Özel, gıda enflasyonuna dikkat çekti ve şöyle dedi: "En büyük krizimiz gıda enflasyonu. Dünyada beşinciyiz. Gayri safi milli hasılanın yüzde 1'nin tarıma verilmesi lazım. Bütçeye koydukları binde iki. Ama gayri milli hasılanın yüzde 3.5'ini silahlanmaya vermeye çalışıyorlar."
Gıda enflasyonu ile ilgili uyarılar elbette yalnızca muhalefetle sınırlı değil. TÜİK'in tartışmalı verileri bile Türkiye'de gıda enflasyonunun durmadığını ortaya koyuyor. Bir yılda fiyatı en çok artan kalemlerin sebze-meyve olduğu anlaşılıyor. Özellikle soğan, patates, biber gibi ürünlerde neredeyse fiyatlar katlanıyor. Aslında bu sorunların temelinde, ülkemizde bir üretim planlamasının olmayışı yatıyor.
DÜNYADA VE BİZDE DURUMTürkiye her geçen gün daha pahalı bir ülke haline gelirken izlenen ekonomi politikaları nedeniyle yurttaşın alım gücü de düşüyor. BİSAM'a göre dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 36 bin 324 liraya yükseliyor. Bu rakamlar aynı zamanda açlık sınırı anlamına geliyor.
Avrupa ülkeleri dikkate alındığında ülkemiz yıllık gıda enflasyonunda ilk sırada yer alıyor. Bizim gıda enflasyonu oranımız, savaşta olan Ukrayna'nın bile yaklaşık 3.5 katı oranında. AB ortalamasının da çok üstünde; yaklaşık 14 katı. Üstelik dünyada gıda fiyatları düşme eğilimindeyken bizde tersi bir durum söz konusu.
ÜRETİMDE MALİYET ARTIŞITarımsal girdi fiyat endeksinde yıllık artışın yüzde 36.65'e çıktığı açıklandı. TÜİK, yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grubu ise yüzde 63.56 ile gübre olarak açıkladı. Tarımdaki girdi ve maliyet artışı yalnızca tarımsal ürünlerle de sınırlı değil. Özellikle hayvancılıkta da büyük maliyet artışı var.
Üretim girdileri ve maliyetleri ile baş edemeyen tarımcı, varlıklarını da elden çıkarmak zorunda kalıyor. Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, icra dairelerinde büyükbaş hayvanların da satışa çıkarıldığını söyledi. Farklı kentlerden somut örnekler veren Gürer'e göre, süt inekleri bile icradan satılıyor.
TARIMDAKİ YIKIMTarımdaki çöküş yalnızca kırsalı vurmakla kalmıyor, kentlere, pazar yerlerine, mutfaklara uzanıyor. Esnaf da, pazarcı da ve tüketici de dertli. Yurttaş, yaz mevsiminin simgesel menemen, kızartma gibi yemekleri bile neredeyse yapamaz duruma geliyor. Bu yemeklerin temel maddesini oluşturan sebze ve ürünlerde büyük fiyat artışları yaşanıyor.
İktidar soğandaki fiyat artışını ithalatla engellemeye çalışıyor. Üretici ithalat hamlesine şiddetle karşı çıkıyor. Sektör temsilcileri bu kararı, "gelecek yılı da batıracağı" gerekçesiyle eleştiriyor. Kısaca, tarımda ve gıdada yaşanan gidişattan ne üretici ne de tüketici memnun!
YURTTAŞIN ZORLUKLARISonuçta olan üreticisiyle, tüketicisiyle tüm yurttaşlara oluyor. Tarımdaki üretici nüfusun, giderek yaş düzeyi yükseldiği gibi aynı zamanda sayısı da azalıyor. Buna koşut olarak, tarımsal üretim yapılan alanlar da sınırlanıyor. Bütün bu veriler tarımsal gıda enflasyonunun neden bu denli yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Hayat tüm kesimler için giderek daha da zorlaşıyor. Yurttaşın önemli bölümü sağlıklı ve yeterli gıdaya erişemez hale geliyor. Sözün özü; gıda enflasyonu krizi aşılmadan, toplumun dar gelirli geniş kesimlerinin rahat bir nefes alamayacağı anlaşılıyor.
***
Emeğin, alınterinin mücadelesine adanmış bir yaşamDİSK'in kurucu genel başkanı, TİP'in kurucularından, işçi sınıfının sendikal önderi Kemal Türkler; katledilişinin 46. yılında saygıyla ve özlemle anıldı. Türkler'in anısına, İstanbul'da ve İzmir'de etkinlikler düzenlendi.
Kemal Türkler
İşçiler, emekçiler, Denizli'de doğan ve Ege'den yetişen sendikal mücadele önderlerini hiç unutmadılar, unutmuyorlar. Onun anısını ve mücadelesini günümüzde de yaşatıyorlar. Biz de doğrusu onu ve mücadelesini çok önemsiyoruz.
EMEĞİN SENDİKAL ÖNDERİKemal Türkler'i ilk kez görüp dinlediğimde henüz 19 yaşındaydım. DİSK, 1975 yılının eylül ayında, İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda, "Demokratik Hak ve Özgürlükler Mitingi" düzenlemişti. Bizler o gün Türkler'i ve İbrahim Güzelce'yi can kulağıyla dinlemiştik. 12 Mart sonrası dönemde, ülkede yeni bir siyasal-sendikal mücadele dönemi başlıyordu. Bu nedenle, o gün yaşananları ve sonrasındaki büyük 1 Mayıs'ları hiç unutmuyor ve belleğimde hep canlı tutuyorum.
22 Temmuz 1980'de, Kemal Türkler İstanbul'da evinin önünde katledildiğinde; İzmir'de DİSK/Gıdaİş üyesiydim. O dönemin yoğun siyasal ve sendikal mücadele ortamında, DİSK üyeleri olarak bizim yaşadığımız etkileşimi düşünebiliyor musunuz
KEMAL TÜRKLER 100 YAŞINDAO zor mücadele dönemlerini yaşayan bizler, Kemal Türkler'i hiç unutmadık, unutmuyoruz. İçinde bulunduğumuz yıl, Kemal Türkler'in 100. doğum yılı. Türkler, 1926'da Denizli'de doğmuştu. İşçi sınıfı sendikal önderinin 100. yaşını, farklı etkinliklerle kutluyor. Kutlamalar yıl boyu sürecek.
Biz de eski bir DİSK üyesi olarak, aramızdan ayrılışının 46. doğumunun ise 100. yılında, Kemal Türkler'i saygıyla anıyoruz. Onun, emeğin ve alınterinin mücadelesine adanmış yaşamının; günümüz siyasetçilerine ve sendikacılarına, her daim örnek olması gerektiğini düşünüyoruz.
***

16