Elveda liberalizm!

Dünya önemli bir altüst oluşu yaşıyor. Farklı bölgelerde, ülkelerde ardı ardına yeni siyasalekonomik gelişmeler yaşanıyor. Üstelik birbiri ile ilişkilenen, etkileşen bu gelişmeler, yeni ekonomik, siyasal ve sosyal gelişmeleri de tetikliyor. Bunların sonucunda, egemen ideolojide ve buna koşut olarak ekonomi-politik alanda önemli farklılaşmalar yaşanıyor. Krizler tırmanıyor, belirsizlikler artıyor.

Toplumlar oldukça derin ekonomipolitik kırılmalar ile karşı karşıya kalıyorlar. Bir bakıma, tarihsel bir dönemecin eşiğindeyiz. Liberal ekonomide yerleşik kurallar altüst oluyor. Kuralsızlık, ilkesizlik başat hale geliyor. BM gibi yerleşik küresel yapılar işlevsizleşiyor. "Gücü gücü yetene" diye tanımlanabilecek adeta bir "karakucak güreşi" örneği yaygınlaşıyor. Egemen ideolojinin kendi koyduğu kimi kurallar bile bir anlamda yok sayılıyor.

LİBERALİZMİN ÖKÜŞÜ

1990'lı yıllardan itibaren "küreselleşme" denilen etkili bir tarihsel dönemi yaşayan, dünyanın egemen ideolojisi kapitalizm; 2008 uluslararası krizinin yarattığı olumsuz artçı sarsıntıların ardından, şimdi de daha derin sarsıntılar ve büyük kırılmalar yaşıyor. Trump'ın ABD başkanlığına ikinci kez seçilmesinin ve sonrasındaki uygulamalarının, bu durumu daha da tetiklediğini ve hızlandırdığını düşünüyoruz.

Yazımızın başlıkları belki fazla iddialı bulunabilir. Ama yaşanan gelişmelerin önemine dikkat çekmek için özellikle kullandık bu iddialı tanımları. ünkü okurlarımızın bu gelişmeleri dikkatle izlemesi, sorgulaması, düşünmesi ve analiz etmesinde yarar görüyoruz.

SON DAVOS ZİRVESİ

Biz aslında bu değerlendirmeleri Davos zirvesi sırasında yayımlamayı planlamıştık. Ancak gündemdeki gelişmeler ve bu köşenin haftada bir oluşu, yazıyı geciktirdi. Uzaktan da olsa, Davos gündemini ve içeriğini dikkatle izlemeye çalıştık. Oradaki konuşmalar-tartışmalar doğrusu değerlendirmelerimizi, yaklaşımlarımızı daha da pekiştirdi.

Son olarak yeniden gündeme gelen ve ortalığı sarsan Epstein dosyaları olayı, küresel ahlaksızlığın, çürümenin ve çöküşün boyutlarını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Ortaya çıkan böylesi çarpıcı skandallar, elbette ekonomipolitik gelişmelerden bağımsız değildir. Dolayısıyla birlikte ele alınıp irdelenmelidir.

OTORİTERLİĞİN EKONOMİSİ

Otoriterliğin yükselişine baktığımızda neler görüyoruz Adaletsiz gelir dağılımına, fakirleşmeye karşı oluşan tepki, öfke; kendisine akacak yeni kanallar ve ırmaklar buldu. Uluslararası planda, ekonomik anlamda içe kapanmacılık, korumacılık yükselirken siyasal alanda da otoriterlik, tek adamcı yönetim anlayışı güçlendi.

Bu durum, şovenizm, ırkçılık, göçmen düşmanlığı, aşırı muhafazakârlık gibi tehlikeli yaklaşımları da beraberinde getirdi. Otoriterizm ve totaliterizm egemen hale geldi. İşte bu yükselen eğilimlerin ekonomi-politik alanda yarattığı sonuçları, şimdi ardı ardına görüyoruz ve yaşıyoruz. Klasik liberalizm giderek çöküyor. Bir anlamda otoriterliğin ekonomisi oluşturuluyor.