Ulusal kurtuluş savaşının verildiği ana coğrafya, ülkemizin Batı Anadolu'sudur. Dolayısıyla İzmir ve Ege Bölgesi, işgali de kurtuluşu da tüm yönleriyle yaşamıştır. Aradan bir asrı aşkın zaman geçmesine karşın; Ege ve Egeliler, ulusal kurtuluş mücadelesini, o zor zamanları hiç unutmazlar. Her fırsatta da, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurtuluşun önderlerini, kahramanlarını saygıyla anarlar.
Kısacası, Ege'de güçlü bir ulusal kurtuluş ve antiemperyalist mücadele geleneği vardır. Günümüzün yeni kuşakları da, geçmişten geleceğe uzanan bu güçlü geleneğe sahip çıkarlar. Ulusal bağımsızlığın ve Cumhuriyetin boy attığı bu topraklar, oldukça anlamlıdır. Ege'nin Cumhuriyetçi kuşakları, işte böylesi bir coğrafyada yaşamanın hem güzelliğini ve hem de sorumluluğunu duyumsarlar.
26 AĞUSTOS'TAN 9 EYLÜL'EUlusal kurtuluşa ev sahipliği yapan Batı Anadolu, Ege; nice kahramanlık öyküleriyle doludur. Ulusal kurtuluş savaşının 26 Ağustos 1922'de Afyon'dan büyük taarruzla başlayıp 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluşu ile sonuçlanan son bölümü ise, tam bir kahramanlık destanıdır.
Büyük şairimiz Nâzım Hikmet, 'Kuvay-i Milliye Destanı'nda o günleri şu dizelerle anlatır: "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. / Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki / şayak kalpaklı adam / nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden / güzel, rahat günlere inanıyordu..."
EGE'DE KURTULUŞ GÜNLERİİşte bu büyük yürüyüşte ardı ardına kurtuluşu yaşayan kentler, aynı zamanda 'güzel ve rahat günler'in de muştucusuydular. Önce Afyon ve Uşak kurtuluşu yaşadı. Uşak'tan Gediz hattı üzerinden İzmir'e kadar uzanan ilçeler, köyler alev alevdi. 1922 Eylül'ünün ilk günlerinde Kula, Sarıgöl, Alaşehir, Salihli ve Turgutlu işgalden kurtarıldı.
Gediz ovasında bu gelişmeler yaşanırken Bozdağ'ın öteki yüzünde de efeler artık harmandalıya durmuşlardı! Onlar da Ödemiş'i ve Küçük Menderes yöresini kurtarıyorlardı. Sonra büyük yürüyüş 8 Eylül'de Manisa'nın, 9 Eylül'de de İzmir'in kurtuluşu ile sonuçlandı. İzmir'in kurtuluşu aynı zamanda ülkenin kurtuluşuydu.
BAĞIMSIZLIK VE BARIŞYine gelin büyük ozanımızın destanına kulak verelim: "Sonra / Sonra, 9 Eylül'de İzmir'e girdik / Ve Kayserili bir nefer / Yanan şehrin kızıltısı içinde gelip / öfkeden, sevinçten, ümitten ağlaya ağlaya, / Güneyden Kuzeye, / Doğudan Batıya / Türk halkıyla beraber / Seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i."
İşte ülkemiz, halkımız, böylesi zorlu bir kurtuluş mücadelesi ile bağımsızlığı kazanmıştır. Savaşın ateşleri içinden yeni bir Cumhuriyet kurulmuştur. Onun için, bu topraklar Cumhuriyetin, ulusal bağımsızlığın ve barışın boy attığı topraklardır. Emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı veren halkımız; Cumhuriyet değerlerine, bağımsızlık ve barış düşüncesine günümüzde de tutkundur. Bu yaklaşımını da her fırsatta gösterir. Coşkulu fener alaylarının, kutlama şölenlerinin renklendirdiği Ege'nin kurtuluş günleri; bunun en güzel göstergesidir.
***
İNCİRCİ VE KOOPERATİFLEŞMEİncir, Ege Bölgesi'nin simgesel tarım ürünlerindendir. Başta Küçük Menderes ve Büyük Menderes havzaları olmak üzere, Ege'nin büyük bölümünde incir ürünü yetişir. Hani Ege'nin o ünlü 'beşibirlik' tanımı vardır. İşte İncir; üzüm, tütün, pamuk ve zeytinle birlikte Ege'nin tarımsal beşibirliğini oluşturur.
Ülkemizde incir denilince hemen akla Aydınlı incir üreticileri ve kooperatifleşme gelir. Ülkemizde ilk tarımsal kooperatifleşme çalışmaları, Aydın yöresindeki incircilerin mücadelesi ile olmuştur. Kooperatif bankacılığı örneği olan Milli Aydın Bankası'nın ve Tariş'in kuruluşunda, incir üreticisinin unutulmaz mücadeleleri vardır. Cumhuriyet öncesi döneme uzanan bu çabalar, aynı zamanda antiemperyalist ve antikapitalist bir öz de taşır.
İNCİRCİNİN AYAKLANMASI20. yüzyılın başında Ege Bölgesi'nde ticaret yabancıların egemenliğindeydi. Fiyat üzerinde üreticinin ve yerli tüccarın söz hakkı yoktu. 1911 yılında incirciler, piyasayı elinde tutan ve istediği fiyattan ürününü kapatan yabancı tekele karşı ayağa kalktılar. O yıl İzmir'e mal göndermemek için telgraf tellerini kestiler, trenleri seferden alıkoydular. Tarihi fotoğraf, o dönemlerde İzmir'deki işletmelerde incir işleyen kadınları gösteriyor.
İşte bu haklı mücadeleler, sonuçta Milli Aydın Bankası'na ve Tariş'e kadar uzandı. Tariş'in temelinde öncelikle Aydınlı incir ve Manisalı üzüm üreticilerinin unutulmaz mücadeleleri vardır. Elbette günümüzde bu anlamlı geleneğe ve mirasa ne ölçüde sahip çıkılabildiği tartışılır. Ancak o mücadeleleri bilmek ve unutmamak gerektiğini düşünüyoruz.
İNCİR, EGE'NİN BALIEge için ama özellikle de Aydın yöresi için, 'dağlarından yağ, ovalarından bal akar' özdeyişi vardır. Buradaki bal inciri, yağ da zeytin-zeytinyağını ifade eder. İncir hem taze olarak sofralara geldiği ve tüketildiği gibi, hem de kurutularak tüketilir. Kurutma işlemi kerevitlerde olur. Dışsatımın önemli bölümünü de kurutulmuş incir oluşturur.
Günümüzde tarımsal üretimde yaşanan girdi maliyetlerinin artışı ve benzeri sorunlar, incir üretimi ve üreticisi için de geçerlidir. İncirci, ağaçlarına ve bahçelerine daha iyi bakabilmek için destek talep ediyor ve sorunlarına çözüm bekliyor.

14