Direnişin 50. yılı

Geçtiğimiz günlerde sonsuzluğa uğurladığımız emeğin savunucusu yazarımız Şükran Soner'in ve başta DİSK'in kurucu önderi Kemal Türkler olmak üzere tüm DGM direnişçilerinin anısına...

İçinde bulunduğumuz günler, önemli ve tarihi bir işçi direnişinin yıldönümüdür. Bundan tam 50 yıl önce, işçi sınıfı ve onun devrimci sendikal örgütü DİSK, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ne (DGM) karşı ayağa kalkmıştı. Yalnızca kendisi ayağa kalkmakla yetinmemiş, tüm toplumu da hareketlendirmişti.

Ülkemizde işçi sınıfının öncülüğünde ilk kez kitlesel kutlanan 1976 1 Mayıs'ından alınan güç ve moralle DİSK'in toplumsal yaşamın her alanında ağırlığı artmıştı. 1976 yılının 16 Eylül'ünde başlayıp 20 Eylül'üne kadar süren DGM direnişinin, ülkemizin emek ve demokrasi mücadele tarihinde derin izleri vardır. DGM direnişi, ülkemizin emek ve demokrasi güçleri açısından oldukça önemli etkileşimler yaratmıştır.

DGM DİRENİŞİNİN ÖYKÜSÜ

12 Mart karanlık döneminde yaşanan acılar, sınıfsal ve siyasal harekette görülen duraksamalar, gerilemeler; aslında bir yandan kendi karşıtını da oluşturmuştu. Toplumsal muhalefet giderek güçleniyor ve kendine yeni alanlar, kanallar arıyordu. Kısacası hayat kendi diyalektiğini örüyordu. 12 Mart'ın mağdurlarından işçi sınıfı, sendikal alanda kendi tercihini yapmış tüm gücüyle DİSK'e sahip çıkıyor ve onu güçlendirmeye, büyütmeye çalışıyordu.

Yine o dönemin ürünü olan DGM'ler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Ancak yeni kurulan Milliyetçi Cephe hükümeti DGM'leri yeniden çıkarmak ve yasalaştırmak istiyordu. 12 Mart'ın ardından yeni yeni toparlanan ülkemiz solu ve ilerici sendikal hareketi, bunu kendisi için bir tehdit unsuru olarak görüyor ve her daim tepesinde sallanacak "Demokles'in kılıcı" olduğunu düşünüyordu.

DİRENİŞ DERSLERİ

İşte böylesi koşullarda 16 Eylül 1976'da DİSK "genel yas" ilan etti ve bir dizi eylem başlattı. DİSK'e bağlı işyerlerinde ve diğer bazı üretim alanlarında üretim durduruldu. Eylemler 20 Eylül tarihine kadar sürdü. DGM direnişi, yaşanan gözaltılara ve işten çıkarmalara karşın başarıyla sonuçlandı. DGM yasası engellendi.

Direnişin en önemli boyutu, o güne kadar hep kendi ekonomik talepleri için harekete geçen işçi sınıfının, DGM gibi siyasal bir konuda açıktan tavır koymasıydı. DGM direnişi başta emek hareketi ve sendikal, siyasal örgütlenmeler olmak üzere herkes için önemli derslerle doludur. Bizce en önemli ders ise ekonomik-siyasal mücadelenin ve onların örgütlerinin ortaklaştırılması, dayanışması, bağlaşıklığıdır.

'DGM'Yİ EZDİK...'

Yarım asır sonra DGM direnişine bugünden bakınca neler görüyoruz Öncelikle işçi hareketinin o yıllardaki bilinç ve örgütlülük düzeyi, mücadele kararlılığı dikkat çekiyor. Elbette toplumsal muhalefetin ve siyasal hareketlerin hakkını da teslim etmek gerekiyor. Dönemin ana muhalefet partisi CHP'nin, başta DİSK olmak üzere sendikal örgütlenmelerle, emek hareketiyle bağlaşıklığı ve dayanışması da oldukça önem taşıyor.