erçeve yasa uzun süredir kamuoyunu meşgul ediyor. Son dönemde siyaset neredeyse bu konuya kilitlenmiş durumda. Siyasette bütün bunlar olurken halkın büyük bölümü ise kendi günlük yaşamında ekonomik-sosyal sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Aynı zamanda, Ankara'da yaşanan gelişmeleri ve kendi adına alınan-alınacak kararları dikkatle izliyor.
Öncelikle altını kalınca çizmek gerekiyor. Teröre son verilmesi ve ülkede kalıcı bir barışın sağlanması, aklı ve vicdanı olan herkesin ortak talebi ve beklentisidir. Bunda hiçbir kuşku ve tartışma yok. Ancak böylesi tarihi bir adımın, toplumsal ve siyasal en geniş uzlaşı ile atılması gerekiyordu. Bu bağlamda, toplumdaki duyarlılıklar da olabildiğince dikkate alınmalıydı. Ayrıca süreç çok şeffaf biçimde yürütülmeliydi. Ama sonuçta maalesef böyle olmadığı görülüyor.
TOPLUMSAL UZLAŞI VE GÜVENSiyasetin pratiğinde, bu genel ilkelerin ve beklentilerin gereğince dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Hazırlanan yasa tasarısının içeriğinden uzunca süre bırakın kamuoyunu, Meclis'teki partilerin ve vekillerin bile haberdar olmaması, büyük olumsuzluk yarattı. Ayrıca birçok uzman hukukçu tarafından "örtülü af" olarak nitelendirilen ve eleştirilen yasa, hukuksal tartışmaları da beraberinde getirdi. Oluşturulan komisyonun hazırladığı ortak raporun da rafa kaldırıldığı görüldü.
Bizce, hukuksal eleştirilerin yanı sıra en önemli siyasal eleştiri de çerçeve yasanın iktidarın ömrünü uzatmaya yönelik bir oyun planının ve yeni anayasa hazırlığının parçası olabileceğinin değerlendirilmesi. Birçok çevrede var olan bu endişelerin ve kuşkuların giderilmemesi, sağlanması gereken toplumsal uzlaşıyı ve güveni de zayıflattı.
DEMOKRATİKLEŞME TALEBİOysa böylesi önemli adımlar, toplumda en geniş desteğin sağlanmasıyla atılırsa anlamlı olur, hedefe ulaşır ve kabul görür. Yaşanan süreçte bütün bunlara dikkat edilmediği, özen gösterilmediği; özellikle de birtakım siyasal hedefler-hesaplar için bu hususların göz ardı edildiği anlaşılıyor. Sonuçta terör suçu ve suçluları affedilirken halkın seçtiği başkanlar ve siyasetçiler, kimi aydınlar cezaevinde tutuluyor. Bu durum da toplumsal vicdanı kanatıyor ve yaralıyor!
Bu düzenlemeler bir demokratikleşme paketi ile birlikte getirilseydi, daha doğru ve anlamlı olurdu. Bugünkü vicdanları yaralayan tablo da ortaya çıkmazdı. Bir yandan belediye başkanlarını uzun süredir cezaevinde tutarken ve butlankayyum siyaseti güderken, diğer yandan teröre-teröriste af getirilmesini anlamakaçıklamak mümkün olmuyor. Barış girişimi gölgeleniyor!
İKTİDARA EKLEMLENMEK MİDEM ve CHP milletvekillerinin, içeriğini bile görmeden-okumadan yasa tasarısını imzalamaları da ilginç bir durum oluşturdu. İster istemez, acaba bu partiler iktidar blokuna mı eklemleniyor sorularını, kuşkularını akla getirdi. Bu atılan adımın ileride, iktidarın hazırlayacağı yeni bir anayasa birlikteliğine mi ya da seçim ittifakına mı dönüşeceği olasılıklarını da çağrıştırdı. Komisyondaki tartışmalar sırasında bir DEM'li yöneticinin,

15