Cambaza bak!

Ülkeyi yönetenlerle ve siyasetçilerle halkın gündemi giderek daha da ayrışıyor. Aslında ayrışmak sözcüğü bile durumu tanımlamakta yetersiz kalıyor. Belki uçurum derinleşiyor demek, daha doğru bir tanımlama olacak. İşte bu nedenle, "Cambaza bak" oyunlarına aldanmamak gerekiyor.

Biz işimiz gereği, hem siyasetin gündemini ve hem de halkın gündemini yakından izliyoruz. Özellikle de yazılarımızda, dar gelirli toplumsal kesimlerin yaşadıkları sıkıntıları, zorlukları vurgulamaya çalışıyoruz. Bunun hem görevimiz hem de sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz.

SİYASETİN GÜNDEMİ

Siyasi iktidar gündemi mümkün olduğunca halkın sofrasından, yurttaşın hanesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Tam anlamıyla bir "Cambaza bak!" siyaseti izliyor. Ankara'da yapılan son NATO zirvesi de bu konuda iktidara önemli bir fırsat yarattı. Günlerdir kamuoyu, zirvenin magazinel haberleri ile meşgul ediliyor.

Elbette yalnızca zirve değil, CHP'de yaşananlar ve köpürtülmeye çalışılan belediyelerle ilgili operasyonlaryargılamalar da siyasetin gündeminde önemli yer tutuyor. Özellikle muhalefetin yıpratılması, etkisizleştirilmesi için hazırlanan "butlan oyunu" da devam ediyor. Muhalefetin ister istemez bu konularla meşgul olması hedefleniyor.

HALKIN GÜNDEMİ

Oysa milletin gündeminde geçim sıkıntısı var. Emeklinin ve emekçinin temmuz ayı beklentileri de hüsranla sonuçlandı. Dağ adeta fare doğurdu! Kamuda TÜİK'in tartışmalı enflasyon oranlarına göre belirlenen maaş artışları çok düşük kaldı. Memur ve emekli mağdur oldu. Seyyanen zam ve asgari ücrette iyileştirme beklentileri de rafa kalktı.

DİSK-AR'ın hazırladığı "Ücret Kayıpları İzleme Raporu"na göre; yılın ilk altı ayında işçi ücretlerindeki toplam kayıp 1 trilyon 167 milyar lira oldu. DİSK Genel Başkanı Arzu erkezoğlu, işçi ücretindeki vergi ve enflasyon kayıplarına dikkat çekti. Gelirde, vergide ve ülkede adalet talep etti.

MUTFAKTAKİ YANGIN

Tabii mutfaktaki yangını harlatan ve büyüten temel neden, enflasyona yenik düşülmesi. Yalnızca DİSK'in değil, TÜRKİŞ'in yaptığı araştırmalar da geçim krizinin her ay büyüdüğünü ortaya koyuyor. TÜRK-İŞ'in araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması 35 bin 759 liraya yükseldi.

Yoksulluk sınırı anlamına gelen bu rakam, 28 bin 75 liralık asgari ücreti 7 bin 684 lira aşıyor. Aynı araştırmaya göre, yoksulluk sınırı ise 116 bin 478 liraya çıktı. Bu rakamlar, yoksulluk sınırının asgari ücreti 4'e katladığını ortaya koyuyor.

EMEKLİNİN DURUMU

ok zor koşullarda yaşayan ve bu nedenle temmuzda iyileştirme beklentisi içinde olan emekliler, tam anlamıyla hayal kırıklığına uğradılar. SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 17.76 oranındaki artışla yetinmek zorunda kaldılar. En düşük emekli aylığı da 3 bin 552 liralık artışla 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseldi. Bu artışın yılın ikinci yarısı için hazineye maliyeti 79 milyar olurken 5 ayda faize ise 1.2 trilyon gitti. Yıl sonu itibarıyla faiz giderinin 2.7 trilyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Emekliye verilmeyen kaynaklar faiz giderlerine harcanıyor.