Akbelen'e, Akbelenlilere selam olsun!

Muğla-Milas'a bağlı Akbelen yöresi, son yıllarda ülkemizde verilen çevreyi ve doğayı koruma mücadelesinin simgesi haline geldi. Gerçekten yörenin insanları, üretici köylüler; verdikleri kararlı mücadeleyle, pek çok çevreye ve toplumsal kesime örnek oluyorlar.

Bu haklı mücadelede elbette öne çıkan isimler de var. Başta İkizköy muhtarı Nejla Işık ve sevgili kızı Esra Işık olmak üzere, yörenin pek çok ismi ve isimsiz kahramanı; duruşlarıyla, tavırlarıyla, kararlılıklarıyla, herkese adeta yurtseverlik dersi veriyorlar. Hele son dönemde, transfer olarak, kendilerine oy vermiş seçmenin onayı dışında bambaşka yerlere savrulan siyasetçileri ve kadın başkanları gördükçe Akbelenli kadınların kararlılığı, direngenliği ve mücadelesi, gözümüzde daha da büyüyor. Hepsini yürekten kutluyoruz.

EVRE MÜCADELESİ

Akbelenliler uzun süredir gerçekten örnek bir çevre mücadelesi veriyorlar. Köylerine, arazilerine, bahçelerine, topraklarına, zeytin ağaçlarına sahip çıkıyorlar. Maden ve kömür şirketlerinin baskılarına, kuşatmalarına karşı koyuyorlar.

Aslında onlardan yana olması gereken ve onları koruyup kollaması gereken yasalar, yönetmelikler ve yönetsel güçler; tam tersine köylülerin aleyhine kullanılıyor. Onlar bunca dayatmaya ve baskıya, ellerinden gelen tüm güçle karşı koyuyorlar. Haklı olmanın inancı ve güvenciyle yılmıyorlar, pes etmiyorlar, direnişlerini sürdürüyorlar.

ÖRNEK DUYARLILIK

Aslında doğaya, çevreye, toprağa, ağaca, bitkiye gösterdikleri örnek duyarlılık nedeniyle ödüllendirilmesi gereken Akbelenliler; tam tersine itilip kakılıyorlar, eza ve cefa görüyorlar. Gerçekten bu durumu anlamak, kabullenmek ve açıklamak mümkün değildir.

Son olarak İkizköy Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık, orman çevresindeki acele kamulaştırma işlemini protesto ettiği için tutuklandı. Kendi ifadesiyle olumsuz koşullarda, 42 gün cezaevinde kaldı. Ailesi ve köylüleri, serbest bırakılan Esra'yı şenlikle karşıladılar. Birlikte mücadeleye devam edileceği bir kez daha yinelendi.

TAM BİR YURTSEVERLİK

evreyi, doğayı, toprağı, ağaçlarını, yurtlarını savunan Akbelenliler; özverili çabalarıyla tam bir yurtseverlik örneği veriyorlar. Mücadeleleri ile acele kamulaştırma konusunda yürütmeyi durdurma kararı alan ve kızları Esra'yı cezaevinden çıkaran Akbelenliler, şimdi gözlerini Anayasa Mahkemesi'ne çevirmiş durumdalar. Yüksek mahkemenin gündeminde bulunan, zeytinliklerin kaderini belirleyecek kararı bekliyorlar.

Biz de bu mücadeleyi yakından izleyen ve destekleyenler olarak, doğrusu onların mücadelesine ve kararlılığına şapka çıkarıyoruz. Şimdiden Ege'nin, ülkemizin çevre mücadeleleri tarihine altın harflerle kazınan bu örnek mücadeleyi, yürekten selamlıyoruz. Doğasever, yurtsever tüm insanları, Akbelen köylülerine destek olmaya çağırıyoruz.

***

İki eğitimci, iki roman

Eğitimcilerin, öğretmenlerin, edebiyatla ve yazınla oldukça yoğun bir ilişkisi vardır. Bu anlamlı ve derinlikli ilişkiden, edebiyatımız, sanatımız çokça yararlanmıştır. Ortaya çok güzel ürünler, yapıtlar çıkmıştır. Onlar aynı zamanda yaratılarıyla birçok kesime örnek olmuşlardır.

Edebiyatımızda eğitimci kökenli çok sayıda şairimiz ve yazarımız var. Onlar bütün eğitsel birikimlerini, donanımlarını, ortaya koydukları eserlere olabildiğince yansıtıyorlar. Son günlerde böylesi kapsamlı ve değerli iki yapıtı okuduk.

UTKU VE 'GÜLFİDAN'

Dursun Utku, geçmişte Aydın'da TÖB-DER başkanlığı yapmış, öğretmen örgütlenmelerinin içinde yer almış değerli bir eğitimci. Biz onu İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde kütüphane yöneticisi olduğu dönemde tanımıştık. Aynı zamanda ortak dostumuz olan, Aydın'ın CHP'li ilk belediye başkanı Muhterem Ağababaoğlu'nun da yakın arkadaşıydı. Sevgili kızı, YKKED İzmir Şube Başkanı Özgün Utku da çok sevdiğimiz bir dostumuz.

Utku, "Gülfidan" isimli romanında; işsizliğin ve değişen tarım politikalarının sarmalında sıkışan köylünün yaşadığı değişimi ve dönüşümü anlatıyor. Bu dönüşümün olumlu mu yoksa olumsuz yönde mi olduğu, elbette romanda tartışılıyor. "Gülfidan", akıllı ve cesur bir köylü kadını. Bu mücadelenin içinde aynı zamanda kendi arayışını ve değişimini de yaşıyor. Dursun öğretmen, kendi doğup büyüdüğü coğrafyanın zengin izdüşümlerine, romanında bolca yer veriyor.

'O DAHA OCUK'

Yine bir başka eğitimci kökenli yazarın, Aydemir imen'in kaleme aldığı, oldukça oylumlu bir roman olan "O Daha ocuk"; bizi 1970'li yılların siyasal olaylarına götürüyor. O dönemdeki gerginlikler ve çatışmalar, romanın ana omurgasını oluşturuyor. Yazar Aydemir imen, Kars kökenli bir 78'li. Dönemin siyasal-toplumsal olaylarını, hem kendi coğrafyasında hem de öğrenim gördüğü Ankara'da yaşamış, gözlemlemiş. Ülkenin başkentinde yaşanan ve bir döneme damgasını vuran siyasal çatışmaların Anadolu'daki yansımaları, romanda genişçe işleniyor.