Yazar, son dönemdeki şiddet olaylarını eğitim sisteminin çöküşüne bağlıyor ve AK Parti iktidarının ideolojik saiklere dayalı "dindar nesil" projesini sorumlu tutuyor. Müfredatın 30-40 yıl gerideki olduğunu, dünyada eğitim alanında başarılı ülkelerin modellerinin incelenmesi gerektiğini savunuyor. Ancak iktidarın bu çağrılara kulak vermeyip hamasi sloganlarla devam etmesi, toplumun ahlaki çöküşüne çare olabilir mi?
Kahramanmaraş'ta okula iki adet silah ve 7 şarjörle gelen bir öğrencinin iki sınıfa saldırarak 8 öğrenci ve bir öğretmeni öldürmesi, bütün Türkiye'yi derin bir hüzne boğdu. Bilindiği gibi birkaç gün önce de Urfa'da benzer bir saldırı yaşanmıştı.
Son dönemde okulda, sokakta, çarşıda-pazarda yaşanan şiddet görüntüleri, özellikle büyük şehirlerde racon kesen mafya bozuntuları ve elini kolunu sallayarak icra-i faaliyette bulunan uyuşturucu tacirleri zihinlerimizde adeta korku barikatları oluşturmuş bulunuyorlar.
İnsanlar her gün çocuklarını korkuyla okula gönderiyor. Anneler, babalar her sabah çocuklarının arkasından, "ya çocuğum bugün okula silahla gelen sapık bir katilin kurşunlarının hedefi olursa" diye endişeyle bakıyorlar artık...
Kısacası şehirlerimizi, kasabalarımızı bir korku atmosferi kuşatmış durumda. Ve toplumda kelimenin tam anlamıyla bir cinnet hali yaşanıyor adeta... Okullardaki 'akran zorbalığı'nda orta okul ve lise öğrencileri birbirini bıçaklıyor ya da öldüresiye dayak atıyorlar.
Dahası, şehirlerin ana merkezlerinde yürürken, bir anda bir uyuşturucu bağımlısının ya da manyak bir katilin bıçağı ile hayatınız sonlanabilir. Son dönemde bu tür korku görüntüleri o kadar sık yaşanmaya başlandı ki doğal olarak insanlar gündüz gözüyle bile sokağa korkarak çıkıyorlar...
Doğrusu böyle bir tablo karşısında, insan ister istemez "bu ülkede insanların güvenliğini sağlayacak bir yönetim erki var mı acaba" diye sormadan edemiyor...
Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'ye dışarıdan bakan birisinin, bu ülkeyi gerçekten yöneten bir iktidarın olup olmadığı konusunda, herhalde ciddi şüpheleri olacaktır.
Öylesine talihsiz bir dönemden geçiyoruz ki ülkemizin bugünü ve yarınları için endişelenmemek mümkün değil.
Maalesef hukuku kaybettiğimiz için yöneticilerimizin, bizi yoksulluktan kurtarabileceklerine güvenemiyoruz.
Eğitimi ideolojik masallarla yok ettiğimiz için çocuklarımızın okullardaki can güvenliğinden emin olamıyoruz.
Her aklımıza geldiğinde torbacıları, mafya bozuntularını, kadın ve çocuk katillerini sokağa salmak için yasal düzenlemeler yaptığımız için sokaklarımızda güvenle dolaşamıyoruz.
Daha da vahim olan şu ki fikir hürriyeti gibi en temel insani haklarını kullananları, siyasetçileri ve halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını hapse atmada harcadığımız enerjinin binde birini bile genç nesillerin eğitimi için harcama zahmetinde bulunmadığımız için gençlerimizi kaybediyoruz.
Maalesef ülke olarak bir eğitim sisteminden mahrum durumdayız. Neredeyse çeyrek yüzyıldır yönetimde olan AK Parti iktidarı, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" gibi ayağı yere basmayan, akla ve bilime mesafeli modeller anlatmayı pek seviyor. Ancak bunca seneye rağmen, eli yüzü düzgün bir eğitim sistemi oluşturabilmiş değil.
Hali hazırdaki eğitim müfredatıyla 1970'li, 80'li yıllardaki müfredatı karşılaştırmak bile bugün okullarımızın nasıl bir eğitim fukaralığı içinde bulunduğunu göstermeye yetecektir.

5