Yeni Parti'nin kurulmasının ardından gazetelerde, televizyonlarda ve sosyal medyada yer alan yorumların önemli bir bölümünün halen yaşamakta olduğumuz gerçekliklerle de siyaset sosyolojisiyle de pek uyuştuğunu söylemek mümkün değil.
Çünkü yapılan değerlendirmelerin hemen önemli bir bölümü, geleneksel CHP penceresinden bakılarak yapılan yorumlardan oluşuyor. Oysa Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ekseninde oluşan bu Yeni parti, Cumhuriyet Halk Partisi değil artık.
Evet esas itibariyle ayaklarını bastıkları ana zemin, yıllarca CHP'ye oy vermiş geniş halk kitleleri. Ancak yeni oluşan yapı sadece CHP tabanıyla sınırlı değil, farklı toplum kesimlerini de kucaklayan bir özelliğe sahip. Özel ve arkadaşlarının 2024 yerel seçimlerinde CHP ile kazandıkları başarı da sadece geleneksel CHP tabanıyla elde edilmiş bir başarı değildi.
Özgür Özel'in seçim gecesi yaptığı konuşmadaki şu sözleri, bugünlere dönük bir işaret fişeği niteliğindedir: "CHP artık tüm demokratların partisidir. CHP sosyal demokratların partisidir ama aynı zamanda milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların, Kürt demokratların aynı anda birlikte oy verebildikleri partidir. Bunu bu seçmenleri CHP'li yaptık olarak okumuyoruz."
Meseleye sadece bir parti penceresinden değil de halen Türkiye'nin yaşadığı derin ekonomik kriz ve hukuksuzlukların yarattığı atmosferden bakmaya çalışırsak, Yeni Parti'yi belki daha sağlıklı bir şekilde değerlendirebiliriz. Çünkü esas önemli olan, bu partinin toplumun arayışına ve beklentilerine ne ölçüde cevap verebileceğidir.
Şimdi özellikle iktidarın merdiven altı gazetecileri, "Sadece adlarını değiştirdiler, esas itibariyle kadim CHP geleneğinin yeni bir versiyonu bunlar..." benzeri yaklaşımlarla Yeni Parti'yi baştan mahkum etmenin derdine düşmüş durumdalar.
Ama artık bunların hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Çünkü toplum inatla ve ısrarla yeni bir değişim istiyor. Unutmayalım, güçlü esen toplumsal rüzgarlar, aynı zamanda siyasi hareketleri şekillendirme karakterine de sahiptirler.
Öncelikle bu tür değişim rüzgarlarının, neden bu kadar güçlü estiğini iyi anlamak gerekiyor. Biliyoruz ki AK Parti, iktidarının özellikle ilk 10-12 yılında milyonların kalbine dokunmuş ve onların teveccühüne mazhar olmuştu. Ama son yıllarda millete tepeden bakan bir istikamete evrildiği için onlarla gönül bağlarını koparmış bulunuyor.
Ve işte tam da bu yüzden şimdi değişim zamanı.
Bunun için de Yeni Parti'nin programına bakmakta yarar var. 41 sayfalık programda, pek çok konuda ayrıntılı bir dünya tasavvuru var. Ama esas itibariyle modern bir demokrasi vaadi var ki bu son derece önemli.
-"Yeni Parti, halk iradesinin gerçek anlamda yönetime yansıdığı, güçlü ve denetlenebilir bir demokratik sistem kurmayı hedefler. Partimiz, halkın yalnızca seçim günlerinde değil, her gün kamusal kararların parçası olduğu, aktif yurttaşlık temelli bir demokrasi anlayışını savunur.
-Güçlü meclise dayalı, kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan bir parlamenter sistem kurulacaktır. Meclis'in yasama ve denetim yetkileri güçlendirilecektir. Hükümet, parlamentoya karşı sorumlu ve denetlenebilir olacaktır.

3