Yeni bir İslam NATO'su masalımız var artık...

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye'nin dış politika refleksleri, bazen istikamet kaybı yaşasa da genellikle sağlam bir zeminde ve ülke çıkarlarının paralelinde ilerlemiştir.

Türkiye, yanı başındaki Rusya'nın emperyal hayallerinden korunmak için NATO ittifakına dahil olmuş ve giderek bu ittifakın en güçlü ülkelerinden birisi haline gelmiştir.

Ne gariptir ki Türkiye NATO içinde konforlu bir kariyere sahip olmasına rağmen, AK Parti iktidarı özellikle son yıllarda uyduruk Şangay Beşlisi hayallerine kapılarak ittifak içindeki prestijine zarar vermeyi bile denedi. Neyse ki Şangay'da bir numara olmadığını görünce evine geri döndü.

Ancak ne hikmetse iktidarın, dış politikadaki savrulmalarının sonu bir türlü gelmek bilmedi. Mesela akılla, mantıkla ve ülke çıkarlarıyla uzaktan yakından alakası bulunmayan bir S-400 macerası yaşadık ki bugün bile bu boruları nereye koyacağımızı bilemiyoruz. O günlerde iktidara yakın medyada "Batı'ya ve ABD'ye meydan okuma" ve "tam bağımsız savunma sanayii" manşetleri atılıyor ve Rus füzeleriyle 'lider Türkiye' şarkıları söyleniyordu.

Bu hikaye aslında başından yanlış başlamıştı, nitekim sonu da tatsız bitti... Çünkü biz, NATO'nun öncü ülkelerinden birisiyiz ama esas itibariyle Rusya'nın düşman olarak tanımladığı NATO'ya karşı, yani kendimize karşı icat ettiğimiz S-400 füzelerini alarak, dünyada eşi benzeri bulunmayan bir absürtlüğü yaşamak zorunda kaldık.

Bu yüzden ortağı olduğumuz, parasını yatırdığımız ve aynı zamanda bir bölümünün Türkiye'de üretileceği yeni nesil F-35 uçakları projesinden çıkarıldık. Öyle anlaşılıyor ki halkın vergilerinden oluşan milyar dolarları vererek aldığımız S-400'leri imha etmeden ya da birilerine satmadan F-35 uçaklarını alamayacağız.

Peki bir fantezi için harcanan bu milyar dolarların hesabını verecek bir sorumlu var mı acaba bu ülkede

Muhtemelen bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir yönetici, erdemli bir tavır sergileyerek hesap verme zahmetinde bulunmayacaktır.

MNaalesef Türk dış politikasının müptelası olduğu bu tür hikayelerin sonu bir türlü gelmek bilmiyor. İşte NATO'nun güçlü ülkesi Türkiye, şimdi de Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte "Mekke İttifakı" adıyla yeni bir savunma anlaşması imzalamış bulunuyor.

Böylesine uyduruk bir anlaşmaya kim neden ihtiyaç duyar doğrusu anlamak mümkün değil. Anlaşmaya göre, bu ülkelerden birine herhangi bir saldırı olursa, diğer iki ülke duruma müdahil olacak. Öylesine anlamsız bir ittifak ki mesela dünyanın bir ucunda olan Pakistan'a Hindistan saldırdığında Türkiye nasıl müdahil olacak Eğer bilen birisi varsa lütfen bir adım öne çıksın.

Nitekim bu anlaşmadan hemen sonra Yemen'deki İran destekli Husiler Suudi Arabistan'ın Aramco petrol tesislerine saldırdı. Ve bildiğimiz kadarıyla bu konuda üçlü ittifaktan henüz bir adım atan olmadı. Kaldı ki şu ana kadar Suudi Arabistan'ı İran füzelerinden Trump bile korumayı başaramadı.

Eminim ki yarın İran, Körfez ülkelerini füze manyağı yapsa bu ittifaktan yine herhangi bir ses çıkmayacaktır.