Dindar mahallede yetişen bir insan olarak, gençlik yıllarımdan bu yana hayali bir "ümmet masalı" dinliyorum. Bu durumu biraz abartarak 'masal' olarak tanımladım ama şu güne kadar neredeyse Müslüman toplumların hiçbirinde gerçek anlamda bir ümmetin varlığına da açıkçası şahit olmadım.
Türkiye dahil, hemen bütün Müslüman ülkelerde "islam ümmeti" tanımlaması yapılır ve bu konuda sayısız hamaset cümleleri kurulur. Ama ne hikmetse kimse "İslam ümmeti" olmanın nasıl bir bilince tekabül ettiği konusunda bir bilgiye ne yazık ki sahip değildir.
Biliyoruz ki ilahi kelamın hitabına muhatap insanlar, esas itibariyle 'iyi insan' olmakla mükellef oldukları için adaletli olmak, başkalarının özgürlüklerine sahip çıkmak, her an Allah görüyormuş gibi hesap verebilir bir şeffaflık içinde şefkatli ve merhametli olmak durumundadırlar.
Ancak günümüz Müslüman ülkelerinin içinde bulunduğu hali hakkaniyetli bir şekilde değerlendirdiğimizde, hiçbirinde adaleti esas alan bir hukuk sisteminin olmadığını, özgürlüklerin ve insan haklarının bu ülkelere uğramadığını ve neredeyse hemen hepsinin baskıcı rejimler tarafından yönetildiğini görürüz.
İşte bizim "İslam ümmeti" masalımız tam da bu noktada başlıyor... İslam ülkelerinin liderleri, siyasi aktörleri, varsa sivil toplum yapıları, kanaat önderleri, cami kürsülerinde vaaz veren hocaları hemen her konuda hamaset dozu yüksek 'ümmet masalı' anlatırlar. Ama iş, ülkelerindeki hukuksuzluklara, yolsuzluklara, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına, hatta yok edilmesine gelince söyleyecek sözleri yoktur, ayrıca söylemeye de cesaret edemezler. Hal böyle olunca bunun adına 'ümmet' değil, 'ümmet masalı' denir...
Mesela bu ümmet masalcıları, 21. Yüzyılın Hitleri Netenyahu Gazze'de bebekleri, çocukları, kadınları bombalarla katlederken onurlu bir çıkış yaparak bu katile ve bebeklerin kendi silahlarıyla öldürüldüğü için övünen soykırım destekçisi Trump'a karşı seslerini asla yükseltemezler.
İşte bu eşkıyalık düzeninin iki temsilcisi, hiçbir hukuk, kural tanımadan İran'a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Hamaney'i ve okuldaki yüzlerce çocuğu katletti ve bizim masal anlatıcıları yine kayıplara karıştılar. Dahası, ülkelerindeki Amerikan üslerini despot ve yardakçısının emrine sunmaktan çekinmediler.
Kaderin cilvesine bakın ki insani ve İslami duyarlıklarını yitirmiş bulunan İslam ülkelerinin liderleri suskunluğa gömülürken, Avrupa'da bir lider İspanya Başbakanı Pedro Sanchez dün Gazze'de, Venezüella'da nasıl sesini yükselttiyse, bugün de İran'a yapılan saldırıya da aynı insani duyarlıkla karşı çıkıyor.
Sanchez, uluslararası hukuku yok sayan Amerika'ya açıkça dedi ki: "Uçaklarınızı İran operasyonları için benim topraklarımdan kaldıramazsınız, izni geri çekiyoruz."
Ve bu restin sonunda, İspanya'nın güneyindeki stratejik Rota Deniz Üssü ve Moron de la Frontera Hava Üssü'nde konuşlu bulunan ABD Hava Kuvvetleri'ne ait devasa yakıt ikmal uçakları (KC-135 ve yeni nesil KC-46 Pegasus filoları) acil bir emirle ülkeden ayrılmak durumunda kaldılar.

9