Terörsüz Türkiye'nin sıhhatini zedeleyecek adımlar atılırsa...

Terörsüz Türkiye süreci siyasi yumuşamaya rağmen, demokratikleşme ve hukuk sorunlarını görmezden gelirse başarıya ulaşabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 23 Nisan resepsiyonundaki siyasi katılımın olumlu bir işaret olduğunu ancak Terörsüz Türkiye sürecinin yalnızca Öcalan'ın statü meselesine indirgenirse başarısız olacağını savunuyor. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala gibi halen cezaevinde bulunanların durumu ve yaygın hukuksuzluklar çözülmeden, sadece terör meselesine odaklanmanın toplumsal vicdanı ikna etmeyeceğini vurguluyor. Peki, barış sürecinin başarısı için hangi adımlar öncelikli olmalıdır?

Türkiye gibi henüz demokratik olgunluğa erişememiş ya da demokratik rüştünü ispat edememiş ülkelerde 23 Nisan ve 1 Ekim benzeri resepsiyonlar, bir bakıma siyasi bir barometre niteliği taşımaktadır.

Bir gazeteci için bu tür toplantılardaki fotoğraf karelerini izlemek, her zaman olmasa da genellikle zihin açıcıdır.

Bu yıl 23 Nisan resepsiyonu geçen yıla göre, siyasi katılım anlamında daha kapsamlı ve hareketliydi.

Başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere CHP lideri Özgür Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli, DEVA lideri Ali Babacan ve SP lideri Mahmut Arıkan resepsiyona katılan liderlerdi.

Bu bağlamda ana muhalefet lideri Özgür Özel'in katılımının, resepsiyonun vitamin değerini arttırdığını da bir yere not edelim.

Gazetecilerin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşüp görüşmeyeceği sorusunu cevaplandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, kapıları ardına kadar açarak "Tabii görüşeceğiz, niye görüşmeyelim" diyerek resepsiyona farklı bir boyut kazandırdı. Cumhurbaşkanının bu tavrı, siyasette yeni bir yumuşama döneminin kapısını aralar mı bilinmez ama en azından doğru bir yaklaşım.

Geçen yıl olduğu gibi bu 23 Nisan resepsiyonunun ana gündem maddesi yine "Terörsüz Türkiye" süreciydi.

Resepsiyonda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin değerlendirmede bulunarak "Biz bu ülkenin temel meselelerinde inisiyatif almaktan hiçbir zaman kaçınmadık. Söylediklerimiz, duruşumuz net" ifadelerini kullandı. Selahattin Demirtaş ile ilgili çağrısı hatırlatılması üzerine de ''Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür" dedi.

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "Terörsüz Türkiye süreci aynı hızla gayet olumlu bir şekilde devam ediyor, tıkanma yok" diye konuştu.

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'nin değerlendirmeleri, sürecin selameti açısından elbette çok önemli. Ancak şu ana kadar demokratik siyaset ve hukuki düzenlemeler konusunda henüz somut adımların atılamamış olması süreç konusunda bazı barikatların hâlâ aşılamamış olduğuna işaret ediyor.

Bu çerçevede Öcalan'ın "Bir devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam" ifadelerini kullandığı ve içinde bulunduğu statüye ilişkin belirsizliğin giderilmesini talep ettiği yönündeki bilgiler dikkate alındığında, süreç konusunda aşılması gereken ciddi sorunların olduğu anlaşılıyor.

Bu arada Bahçeli'nin de şubat ayında yaptığı açıklamasında "PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır" şeklindeki ifadelerini de yeniden hatırlamakta yarar var.

Resepsiyonda DEM Eş Genel Bakanı Tuncer Bakırhan'a süreç konusunda şöyle bir soru sordum: "Başkan, evet şu an geldiğimiz noktada süreç kendi istikametinde ilerliyor, durdurmaya yönelik ciddi bir tehdit de yok. Ancak Selahattin Demirtaş'ın, Osman Kavala'nın, Can Atalay'ın, Tayfun Kahraman'ın hâlâ cezaevinde bulunduğu, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılandığı bir tabloda bu süreç nasıl başarıya ulaşacak"