Onu dinlerken sadece yalnızlar bilir neden ağladığımı…

Mehmet Ocaktan
08.02.2026
6

Yıllardır dinlediğim halde sanki yeniden keşfediyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum ve kendimi ilahi bir huzura teslim ediyorum Roy Orbison'un "Only The Lonely" şarkısını dinlerken...

İşte gitti bebeğim,

işte gitti kalbim. Sonsuza

dek gittiler,

çok uzaktalar.

Ama sadece yalnızlar

bilir neden ağladığımı.

Sadece yalnızlar.

Henüz dijital dönemin başlamadığı zamanlarda, müziksever bir dostumuza boş kasetler götürüp Queen, The Beatles, Pink Floyd, The Rolling Stones, Led Zeppelin, Yes ve U-2 gibi efsane müzik gruplarından şarkılar doldurturduk. İşte o yıllarda Roy Obesion'un 'Only The Lonely', 'In Dreams' ve 'Pretty Woman' şarkılarından oluşan bir kaset de doldurmuştu arkadaşım...

Geçtiğimiz günlerde, kitaplar ve hatıralar arasına saklanmış beyaz bir sayfaya not ettiğim "Only The Lonely" şarkısının yukarıdaki sözleriyle karşılaştım. Galiba insan belli bir yaşa gelince, eski defterleri karıştırıp hatıralar denizinde yolculuk yapmayı çok seviyor.

İyi ki hayatımın en güzel yıllarında, rock'tan caza ve klasik müziğe kadar dünyanın en muhteşem sanatçılarının müziği ile tanışmışım. Yoksa bugün, müziksiz geçen yılların ardından hayıflanmaktan başka bir şey gelmezdi elimden...

Rock 'n' roll'un kurucu babalarından birisi olan Roy Orbison, harika bir rock müzisyeniydi. Kendine has bariton sesi, melankolik vokal tarzı ve şarkı yazma biçimiyle eşsiz özelliklere sahip bir sanatçıdır. İnsanı sesiyle yıldızlara tırmandırır, yormadan ve yapaylığa düşmeden sizi alıp başka alemlere götürür.

Kuşkusuz müzik konusunda herkesin farklı bakış açıları vardır. Benim içinse müzik, korkulardan, kaygılardan arınarak yıldızlara yükseliyormuş hissiyle kalbimi zenginleştiren sanatsal bir yaratımdır. Bu vesileyle yeni keşiflere çıkarak zihinsel ve entelektüel edilgenliğe kavuşuruz. Çünkü müzik, kara güneşin gölgelerine karşı elimizdeki en güçlü fenerdir.

Eğer Roy Orbison'un müziğine kalbimizi açmayı başarabilirsek, hayatımızı daha da anlamlı kılacak yeni kapılar açılacaktır önümüzde...

Çünkü "Orbison, üç oktavlık bir ses aralığına ve yorumcuların 'camları kıracak kadar tiz' olarak tanımladığı eşsiz bir sese sahipti. Elvis Presley bile Orbison'ı 'dünyanın en büyük şarkıcısı' olarak nitelendirmişti. 1987'de Orbison/Joe Melson klasiği 'Crying'in yeniden yorumuyla Orbison ile Grammy'yi paylaşan Kanadalı şarkıcı KD Lang, Orbison'ı bu kadar etkileyici bir şarkıcı yapan şeyin, güzel sesiyle karanlık vizyonunun bir araya gelmesi olduğunu söylüyor. Arizona Eyalet Üniversitesi'ndeki film, medya ve popüler kültür merkezinin yöneticisi Lehman ise, Orbison'ın sıklıkla neredeyse mazoşist bir sahne kişiliği sergilediğini ve bunun acı ve kayıptan adeta zevk aldığını söylüyor." (NPR/ Eric Westervelt)

Bu kadife sesli efsane, özellikle 1970'lerde görmezden gelindi, ancak o 80'lerde