MHP lideri Devlet Bahçeli, salı günkü grup toplantısında yaptığı konuşmada "Terörsüz Türkiye" hedefiyle başlattığı sürecin son aşamasına gelindiğini çok net bir şekilde ilan etmiş oldu.
Geçmişte Kürt siyasi hareketine karşı dillendirdiği sert söylemleri dikkate aldığımızda, Bahçeli'nin bugünkü tavrını anlamakta zorluk çekebiliriz, hatta biraz tuhaf bile bulabiliriz. Sadece biz değil, Financial Times'ta yayımlanan dikkat çekici analizde de Bahçeli'nin, bugün barış girişiminin en güçlü savunucularından biri haline gelmesi, Türk siyasetinde çarpıcı bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.
Kısacası, bugüne kadar alışık olmadığımız ve de zihin dünyamızı alt üst eden enteresan gelişmeler oluyor. Eğer bundan beş yıl önce, bugün Öcalan ve PKK konusunda dillendirilen sözleri çağrıştıran en küçük bir ifade bile kullansaydık, herhalde demir parmaklıkların arkasında olurduk.
Düşünün ki MHP lideri, terör örgütü liderini 'kurucu önder' olarak tanımlıyor, Meclis'e gelip konuşma yapmasını istiyor. Öcalan da İmralı'dan Bahçeli'ye hediye olarak kilim gönderiyor.
Bugün hangi noktada olduğumuzu daha net olarak kavrayabilmek için, Bahçeli'nin son grup konuşmasındaki şu sözlerin altını özellikte çizmekte yarar var:
- PKK'nın kurucu önderliği tarafından yapılan barış çağrısı Suriye'de karşılık bulmuştur. Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim; PKK'nın kurucu önderliği verdiği tüm sözlerin ardında durdu. Örgütün lağvedilmesini sağladı. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK'nın kurucu önderliğine, DEM Parti'den tüm örgüt üyelerine kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.
- Her gün biraz daha kenetlenip büyüyerek süper güç Türkiye yolundaki yürüyüşümüz devam edecek. Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir anlayışın temsilcisidir. Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net.
Bahçeli'nin bu konuşmasının ardından, MHP'nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız çarşamba günü yaptığı açıklamada, Meclis'teki komisyonda "Umut hakkı konusunda uzlaştık" diyerek, Öcalan'a adada serbestlik hakkı tanınacağı müjdesini verdi.
Evet, Öcalan için özgürlüğün kapıları sonuna kadar açılacak gibi görünüyor. Eğer Bahçeli'nin bu taleplerine AK Parti 'evet' derse, Selahattin Demirtaş evine dönecek, Ahmet Türk ve Ahmet Özer de belediye başkanlıklarına iade edilecekler.
Bahçeli'nin temennilerine katılmamak mümkün değil ama AK Parti'nin, Bahçeli'nin bu taleplerine ya da temennilerine evet diyebileceğinden çok emin değiliz.
Kuşkusuz, Öcalan'a serbestlik sağlayacak olan 'umut Hakkı' yasası ve Demirtaş'ın özgürlüğüne kavuşması ile ilgili düzenlemelerle DEM'in desteğini alması, dahası Kürt seçmenle yeniden bağ kurması AK Parti için hayati bir önem taşımaktadır.
Bu konudaki en kritik soru şu; AK Parti, Öcalan'a özgürlük sağlayan bir iktidar olmayı topluma nasıl izah edecek

9