Muhalefetsiz demokrasi Türklüğün şanındandır!

Demokratik toplumlarda gerek parlamenter gerekse başkanlık ve yarı başkanlık sistemlerinin en bariz özelliği, demokrasinin iktidar-muhalefet ekseninde tanımlanıyor olmasıdır. Dolayısıyla, muhalefetin olmadığı hiçbir demokratik sistem yoktur.

Monarşilerde, krallıklarda, sultanlık ve padişahlıklarda özü itibariyle 'tekçi yönetim' anlayışı hakim olduğu için 'muhalefet' kavramına ihtiyaç bulunmamaktadır. Çünkü bu ülkelerde muhalefet düşüncesi, sultana, krala, padişaha karşı isyanı teşvik eden bir fitne kaynağı olarak görülmektedir.

Günümüz dünyasında bazı ülkelerde halen yürürlükte olan yönetim biçimleri bunun en canlı örnekleridir. Mesela; Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, İran, Çin, Kuzey Kore, biraz Rusya, Türkmenistan ve Azerbaycan gibi ülkelerde 'muhalefet' kavramı başlı başına bir suç unsurudur ve rejim bu zararlı unsurları temizlemekle görevlidir.

Bu açıdan bakıldığında Türkiye hariç, diğer Müslüman ülkelerin demokratik anlamda henüz 'akıl baliğ' olmadıklarını söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Kaldı ki 70-80 yıllık bir tecrübeye rağmen Türkiye bile henüz evrensel hukuk normlarına dayalı bir demokratik sistem inşa edebilmiş değil.

Oysa halen yürürlükte olan anayasası itibariyle Türkiye, kağıt üzerinde bir demokrasi ülkesidir. Uygulama açısından ise Türkiye, giderek antidemokratik ülkelere yaklaşana bir sisteme doğru evrilmektedir.

Komplo teorilerine itibar etmeyen birisi olarak, Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde demokrasinin imkansız olduğunu, bu ülkelerde daha çok monarşi yönetimlerinin hakim olması gerektiğini söyleyen Amerikan büyükelçisi Tom Barrack'ın sözleri üzerinden baktığımda sanki birilerinin Türkiye için başka roller biçtiği gibi bir hisse kapılıyorum.

En son CHP'nin 38. Kurultayı konusunda verilen "mutlak butlan" kararıyla birlikte Türkiye'de de muhalefetsiz bir "demokrasi modeli"ne doğru gidişin yolu açılmış bulunuyor.

Zira bu karar, bugün her ne kadar Cumhuriyet Halk Partisi için verilmiş olsa da bundan sonra yolun bir yerinde bütün muhalefet partileri için de benzer kararlar verilmeyeceğinin bir garantisi yok.

Eğer bugün CHP üzerinden devreye sokulan yeni siyasi model başarıya ulaşırsa, muhtemelen bir sonraki adım, iktidarı sıkıntıya sokmayan ve onunla uyumlu partilerin önü açılarak, gerekirse bu şablona uygun partiler icat edilerek 'kontrollü demokrasi'ye geçiş süreci olacaktır.

'Muhalefetsiz demokrasi' yaklaşımı, bugün itibariyle biraz aşırı bir yorum olarak değerlendirilebilir belki. Ama unutmamak gerekiyor ki, Türkiye'nin birinci partisi olan CHP'ye karşı yürütülen bu ağır baskı, sadece bir partinin kurumsal yapısı üzerinde değil aynı zamanda demokrasinin en önemli ayağını oluşturan 'millet iradesi' üzerinde de yıkıcı sonuçlar üretebilir.

Zira bu kararla birlikte, milletin özgür iradesiyle parlamentoda temsil imkanına kavuşan bütün partilerin koruyucu şemsiyesi niteliği taşıyan