Köklü değişimlerin yaşandığı günümüz dünyasında, ne yazık ki Türkiye, zamanını ve enerjisini iç meseleleriyle uğraşarak heba ediyor.
Açıkçası şu anda yaşadıklarımıza bakarak hayıflanmamak mümkün değil. Bunca tecrübeye rağmen, 'hukuk devleti' anlayışını dikkate almadığımız, temel hak ve özgürlükleri askıya aldığımız için, toplumumuzun refah düzeyini yükseltemediğimiz gibi uluslararası piyasalarda rekabet edecek üretim kapasitesine de bir türlü ulaşamıyoruz.
Maalesef 'bugün neden bu haldeyiz' sorusuyla yüzleşmeye cesaretimiz yok. Lafı hiç dolandırmadan söyleyelim, yola çıkarken 'millet iradesi'ni ve ahlaki ilkeleri temel norm olarak belirleyen AK Parti, bugün milletin vicdanıyla aynı hizada durmaktan vazgeçmiş bulunuyor.
Doğal olarak ilkeli siyasetin buharlaştığı bir ortamda, ahlaki çürüme ve yozlaşmanın giderek derinleşmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Tıpkı 23 yıl önce AK Parti'nin haklı olarak yaptığı tespitte olduğu gibi: "Siyasette ilkeli yaklaşımların yerini günü birlik çıkar ilişkilerine bıraktığı bir donemde 'ahlak' en önemli değer olarak öne çıkmıştır. Devlet ve toplum hayatını tahrip eden rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük ve partizanlık gibi yozlaşmaların yaygınlaşması, siyasetin kurum olarak itibar kaybetmesine ve halkın siyaset kurumuna olan güveninin sarsılmasına sebep olmuştur."
Evet AK Parti, millet vicdanıyla aynı hizada durmayı terk ettiği için, millet iradesine güvenerek değil, artık devlet gücünü arkasına alarak siyaset yapıyor.
Oysa bu AK Parti, millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu söyleyerek ve geniş halk kitleleriyle gönül bağlarını güçlendirerek milletin teveccühüne mazhar olmuş bir partidir. Ama şimdi millet iradesiyle bağlarını kopardığı için, herkesi yargı marifetiyle hizaya sokan bir görüntü sergiliyor.
-İşte tam da bu yüzden, AK Parti iktidarı fikir hürriyetinden hiç hoşlanmıyor.
-Adaletin terazisini bozduğu için, insanları en temel ihtiyaçları olan hukuk güvencesinden mahrum bırakıyor.
-Hukukun üzerindeki ağır siyaset gölgesi yüzünden adalete güven yok olduğu için, ekonomide de yaprak kımıldamıyor. Çünkü "hukukun üstünlüğü" ilkesi kaybolunca, doğal olarak yabancı yatırımcı gelmediği gibi, yerli iş insanları da yatırım yapma umudunu kaybediyor.
Ne yazık ki AK parti iktidarı, sadece seçim kazanmaya odaklı politikalara kendisini hapsettiği için, bütün enerjisini muhalif siyasetçileri yol üzerinden çekmekten başka bir şey düşünemiyor.
Mesela emekliler, asgari ücretliler ve toplumun alt gelir grupları açlık sınırının altında yaşama mücadelesi verirken, iktidar bu konuda toplumun nefes almasını sağlayacak çözümler üretemiyor, çünkü aklı sadece seçim kazanmakta...
İktidarla toplum arasındaki mesafe o kadar açılmış durumda ki iktidar eğitimde yaşanan acıklı tabloyu bile görmekten aciz durumda.
Maalesef 'dindar nesil'

8