İktidarın merdiven altı kalemleriyle arkaik sol aynı baharın gülleri

Darbe dönemlerinden ara rejimlere ve son alaturka sisteme uzanan geniş bir tarih aralığında Türk basınının serencamını yakından izlediğimizde çok ilginç dansözlükleri, miadı çoktan dolmuş yobazlıkları görmek mümkün.

Parlamentoda muhalefetin de desteği ile rekor oyla kabul edilen çerçeve yasa sonrasında gerek iktidar gerekse muhalif medyada yer alan bazı kalemlerin kıvrak dönüş hallerini seyretmenin çok eğlenceli olduğu kanaatindeyim.

Bu yasanın oylamasında her iki medya cephesinin de gündemi Yeni Parti'ydi. Özellikle iktidar yanlısı bazı kalemlerin, Yeni Parti lideri Özgür Özel'in, siyasetin klasik ezberlerini bozan sofistike tavrı karşısında hayli zorlandıklarını belirtmek gerekiyor.

Özel'in "Terörsüz Türkiye"nin barışa açılan adımlarını desteklemesi, bazı kalemlerin zihin dünyalarını öylesine altüst etmiş olmalı ki yazılarında önce "Özgür Özel, Terörsüz Türkiye yasasına destek vererek barışa hizmet etti" cümlesini kurup hemen arkasından paniğe kapılarak Özel'i ve partisini yerin dibine batıran şu ifadeleri kullanmak zorunda kaldılar:

"Ancak partisi ağır bir darbe yedi. Yeni Parti ilk ciddi sınavında sınıfta kaldı. Özgür Özel, Yeni Parti'de azınlık konumuna düştü. 35 milletvekili 'evet' oyu verirken, 54 milletvekili 'hayır' dedi.

Yeni Parti'deki fay hatları ortaya çıktı."

Öyle anlaşılıyor ki Özgür Özel'in çerçeve yasaya 'evet' oyu vermesi, bazı iktidar kalemlerinin o kadar canını sıkmış ki yazılarının satır aralarında "lanet olsun, neden evet oyu verdin ki..." demeye çalışan bir ruh hali içindeydiler sanki.

İktidar medyasındaki bu panik hali, doğal gerçekleri görmeyi engelleyecek kadar marazi bir durum ortaya çıkardı. Bu yüzden Ekrem İmamoğlu'nun Dilek İmamoğlu üzerinden Yeni Parti'ye operasyon çektiğini yazacak kadar çılgın masallar uydurmaktan bile çekinmediler. Eminim Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in birlikte inşa etmeye çalıştıkları Yeni Parti'nin, millet nezdinde her geçen gün büyüyen bir rüzgar yakaladığını gören herkes, iktidar medyasının nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu rahatlıkla görecektir.

Nitekim son yapılan kamuoyu araştırmaları da bu rüzgarı teyit eder niteliktedir. Metropoll Araştırma'nın Temmuz 2026 anketinde kararsız, protesto ve cevapsız seçmenlerin oransal olarak dağıtılmasının ardından YENİ Parti yüzde 39,20 ile ilk sırada yer aldı. AK Parti yüzde 28,98 ile ikinci olurken, iki parti arasındaki fark 10,22 puana çıkmış bulunuyor.

Hal böyleyken iktidar medyasının, Yeni Parti ile ilgili 'bölünme' senaryoları üretmelerinin nasıl bir aklın ürünü olduğunu anlama mümkün değil.

Anlaşılan iktidar cephesinde telaş çok büyük. Normal demokrasilerde iktidar ya da muhalefete destek veren kalemler, tarafı oldukları siyasi harekete sınırsız destek verseler bile gazetecilik etiğini her zaman dikkate almak durumundadırlar.

Ama gelin görün ki bizim gibi demokratik anlamda henüz akıl baliğ olmamış ülkelerin gazetecileri, ne yazık ki parti rozeti ile dolaşmayı gazetecilik sanıyorlar.

Bu yüzden de iktidarın koltuğu altında dolaşan kalemler, şu tür cümleler kurmayı neredeyse imani bir mesele olarak görüyor: "Terörsüz Türkiye yasasıyla ilgili oylama Yeni Parti'deki fay hatlarını ortaya çıkardı. Yeni Parti'nin muhalif medya üzerinden operasyona açık bir parti olduğu gerçeğini gösterdi. Bu parti siyaseten hamile kaldı. İleride bir doğum gerçekleşir. İlk sınavında büyük çoğunluğu Özgür Özel'in karşısında yer alan bu parti ileride yeniden bölünür."