İçimizdeki çığlığı zalimler duyar mı

Savaşların dehşeti sanat ve müzikle yaşatılırken, dünya yönetiminde şu sorun yok mu: acıyı hatırlamak, yeni manyakları önlemek için yeterli mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, savaşların insanlık üzerindeki trajik etkisini Metallica'nın 'One' şarkısı üzerinden işlerken, insanlığın acıları unutma eğilimini ve çağdaş liderlerle savaş düşmanlarının devam ettiğini vurguluyor. Ancak yazarın Hitler ve Stalin ile Netanyahu ve Trump'ı eşitleyen kıyaslaması, bugünkü sorunları tarihsel faciaların ağırlığıyla mı, yoksa retorik tepkiyle mi değerlendirdiğimiz sorusunu açık bırakıyor.

Savaşların yarattığı acımasızlıklar, insan kıyımları ve yıkımlar insanlığın hafızasında hep büyük acılar bırakmıştır. Her zaman söylendiği gibi, galiba "Hafıza-i beşer nisyan ile malül." Bu yüzden de insanoğlu yaşanan acıları, hüzünleri çok çabuk unutuyor.

Arap dünyasının önemli düşünürlerinden birisi olan Abdurrahman Taha'nın şöyle bir sözünü hatırlıyorum: "İnsanı tarif etmek bana bırakılsaydı, ben onu unuttuğunu unutan varlık şeklinde tanımlardım."

Başka bir açıdan baktığımızda kim bilir belki de hayatın devamı için unutmak gereklidir. Zira unutmasak, acılarımız içimizdeki yangını daha da büyütebilir, dolayısıyla hatırlamamak en azından bir süreliğine kalbimize iyi gelebilir.

Ancak her şeye rağmen, savaşların yarattığı yıkımları unutmamak, insan olmanın erdemi açısından önemlidir diye düşünüyorum.

Genellikle ruh hastası manyakların, egolarını tatmin için başlattıkları savaşlarda yaşanan vahşeti, insanlık dramlarının acısını yüreklerinde derinden hisseden ve eserleriyle bizi hep diri tutanlar sanatçılar, şairler ve müzisyenlerdir.

Şu günlerde neredeyse her gün Metallica'nın 1988 tarihli "And Justic For All" albümünde yer alan "One" şarkısını dinliyorum. Her dinlediğimde adeta bir çıldırmışlık hali yaşıyorum ve insanlığı ateşe veren eli kanlı zalimlere lanetler okuyorum.

Bu parça, savaşın dehşetini anlatan ikonik bir Metallica başyapıtıdır. Dalton Trumbo'nun "Jhonny Got His Gun" adlı savaş karşıtı romanından esinlenerek yazılan bu şarkı, kollarını, bacaklarını ve duyularını kaybeden bir askerin içsel çığlığıdır adeta... Grup, bu şarkıyla 1990'da ilk Grammy'sini kazanmıştır.
Şarkının hikayesi kısaca şöyle: Bir Amerikan genci olan Joe Bonham, vatansever babasının teşviki ile, I. Dünya savaşına katılır ve bir Alman mayınına basarak ayaklarını, kollarını, gözlerini, kulaklarını, dudaklarını ve burnunu kaybeder.

Hastaneye getirildiğinde ilk başlarda ne olduğunu anlamaz, uyuduğunu zanneder. Sonra doktorlar dikişlerini almaya başladığında kollarını ve bacaklarını kaybettiğini, daha da kötüsü görme, konuşma ve duyma işlevlerini de kaybettiğini anlar. Artık yaşayan bir beyinden başka bir şey değildir o. Vücuduna vuran güneşin ısısıyla günleri sayar, insanların ayaklarının yarattığı darbelerle odada birilerinin olduğunu anlar. Bu sırada bir nevi telepatik rüya yoluyla bazı insanlarla iletişim kurar, örneğin babası ile... Bunlar aslında gerçek değildir, ama asla kurtulamayacağı gerçeğini hissetmektedir. Yine bir rüyasında babasının çocukken öğrettiği mors alfabesini hatırlar ve kafasını yastığa vurarak konuşmaya çalışmaktadır. Askeri hastanede olduğu için askerler, bu hareketi okuyarak Joe'nin ötenazi istediğini anlarlar ama general bunun imkansız olduğunu söyleyerek reddeder.

İşte Mettalica